Giriş
(20)

diş fırçanızı ne sıklıkla değiştiriyorsunuz?

mr.goodcat
soru başlıktadır.
soru başlıktadır.
0
mr.goodcat
(12.03.15)
6 ayda 1 değiştirin deniyor. unutmazsam değiştiriyorum.
0
neira
(12.03.15)
3 ayda 1
neira, 6 ayda 1 doktora gideceksin, fırça 3 ayda 1 :)
0
rock n roll
(12.03.15)
kullanım sıklığınıza bağlı, günde bi sefer fırçalıyorsanız 6 ay gider rahat
0
animalman
(12.03.15)
eskiden senede bir falandı heralde. şimdi ayda bir değiştiriyorum. ama oral b'nin en ucuz olanları var onlardan alıyorum. çok yumuşak ve büyük oluyor.
0
m murphy
(12.03.15)
3-4 ayda 1
0
Tyler89
(12.03.15)
6 ayda bir falan. 3 ayrı fırçam var. ondan fırça bozulmasa da 6 ay olunca atıyorum.
0
merena
(12.03.15)
telleri yamulmaya baslayinca
0
jedilance
(12.03.15)
3 4 ay. Bazen daha erken. Bi sure kullanimdan sonra rahatsız oluyorum yenisini alıyorum hemen.
0
rayde
(12.03.15)
hemen hemen 2 ay kullaniyorum.
genelde lavaboya falan dusuruyorum sonra cope atiyorum. ama 2 ayi gecmez.
0
exlibris
(12.03.15)
yılda 1
ama sürekli koruyucu başlık kullanıyorum ortada bırakmıyorum
0
yüzyıllık yalnızlık
(12.03.15)
2 ayda bir
döner başlıklılardan benim fırçam. pilin bitmesine yakın başlığı da değiştiriyorum.
0
whimsical
(12.03.15)
3 ayda bir
0
mutlusismankedi2015
(12.03.15)
günde 2-3 kere diş fırçalıyorum. ucuz fırça alırım, onu da ayda bir, en fazla iki ayda bir değiştiririm.
0
lily briscoe
(12.03.15)
eğer temizliğini yaparsanız 3 ayda 1'e gerek yok yaw 6 ayda bir de olur
0
bradshaw
(13.03.15)
3 ay
0
mesglsn sanirm bn yatiyrm
(13.03.15)
haftada 1 fırçalıyorum, değiştirmek gerekmiyor.
0
rygard
(13.03.15)
ulan çetele mi tutuyorsunuz?

banyoda duvara mı yazıyorsunuz?

nereden hatırlıyorsunuz aldığınız tarihi de zamanı dolunca değiştiriyorsunuz?

macun bitince, yeni macun alırken evdeki bütün fırçaları yeniliyorum.
0
cokilgincvesesgetirecekbirnickarayanadam
(13.03.15)
ne zaman diş fırçalığına koyarken veya alırken elimden kayıp lavabonun yanındaki vileda kovasının içine düşerse o zaman değiştiriyorum.

illa ki 4-5 ayda bir de düşüyor mutlaka.
0
kibritsuyu
(13.03.15)
üç dört ayda bir oluyor. uzamıyor daha fazla genelde.
0
uzunuzunilgi
(13.03.15)
2 ayda bir, yumuşak fırça kullanıyorum hatta bazen ayda bir değiştirsem mi diye düşünüyorum.
0
neferkitty
(13.03.15)
(6)

öğlen ne yesem

kablelvuku
Sabah kahvaltı yapmadan çıkıyorum evden öğlen bir şeyler yemem lazım haliyle. Sandviç yapmak istemiyorum çünkü ekmek. Bisküvi tarı şeyler tercih etmemeye çalışıyorum. Yemekhane seçenek dışı. Lokasyonumuz ise okul. Siz öğlenleri ne yiyorsunuz ?
Sabah kahvaltı yapmadan çıkıyorum evden öğlen bir şeyler yemem lazım haliyle. Sandviç yapmak istemiyorum çünkü ekmek. Bisküvi tarı şeyler tercih etmemeye çalışıyorum. Yemekhane seçenek dışı. Lokasyonumuz ise okul. Siz öğlenleri ne yiyorsunuz ?
0
kablelvuku
(11.03.15)
bardak çorba, çubuk kraker
0
livaneli kadir
(11.03.15)
Cam saklama kabına yeşillikleri, domatesi doğrayıp yağ ve limon ekliyorum. Yiyeceğim zaman tuzunu ekleyip karıştırıyorum. Önceden karıştırmadigim için sulanmiyor, en leziz öğle yemegim. Brokoli vb. haslayabilirsin, usenmemek lazım tabii :)
0
gusano
(11.03.15)
3 kaşık lifalif üzerine 1 ayran dök, istersen bir avuç kadar karışık çerez, mmmh çok lezzetli oluyor, dene pişman olmayacaksın
0
betsy
(11.03.15)
@gusano'nun tarifini ben de uyguluyorum. Uygun bir saklama kabı alırsan su da sızdırmaz rahat edersin. Yaklaşık 10-15 arası değişiyor büyüklüklerine göre ama hiç sızdırmıyor. Onun dışında yulaf ezmesi ve yoğurt tercih ediyorum bazen. Hem taşıması kolay yulafı saklama kabına, yogurdu da Sütaş'ın 125 gr dörtlü satılanları var onlardan alıyorum tek tek kullanmak için çok iyi
Eğer seviyorsan Form bisküvi+yoğurt+elma olabilir. Yanında biraz badem yersin. Gronala bar+süt olabilir. Soğuk yoğurt çorbası taşıyabilirisn az önce bahsettiğim kaplarla. Böyle uzar gider. Ama gün içinde tokluk ve taşıma kolaylığı açısından yulafı eksik etme derim :)
0
fridgetiness
(11.03.15)
bir-iki avuç tam tahıllı makarna haşla, süz. soğumaya bırak. sevdiğin yeşillikleri (göbek, kıvırcık, roka, maydonoz, nane, vs.) doğra, makarnayla karıştır. çeri domates, peynir, rende havuç, ceviz, tatlı biber, salatalık gibi sevdiğin diğer malzemelerden ekle, zengin olsun. zeytinyağı ve balzamik sirke ekle, cam kapta yanında götür. elma veya muz da alabilirsin yanına.
0
lily briscoe
(11.03.15)
bizim işyeri yemekleri de rezalet. o günkü menüyü beğenmediğimde evde bakıyorum ne yeşillik var diye. kıvırcık, göbek ne varsa azar azar doğruyorum, yanına da salatalık doğruyorum. lor peyniri ve az bişey zeytinyağı ekleyip karıştırıyorum. tuzlu lor peyniri koyunca ekstra tuz atmaya da gerek kalmıyo. hem çok lezzetli hem de inanılmaz hafif bi öğün oluyo tavsiye ederim. varsa maydanoz, nane, roka, tere de atabilirsin
0
kakamelsokoban
(11.03.15)
(4)

kontakt lenslerde BC değeri

kibritsuyu
lensin eğriliğini ifade eden BC değeri ne kadar önemli ve ne kadar tolore edilebilir bir değer?yıllardır lens kullanırım. en son 5 yıl kadar önce lens muayenesi olmuştum, doktor lens numaralarımı verdi, BC değerimin de 8.7 olduğunu söyledi. (o günden sonra gözlük için muayene oldum, numaralarım deği
lensin eğriliğini ifade eden BC değeri ne kadar önemli ve ne kadar tolore edilebilir bir değer?

yıllardır lens kullanırım. en son 5 yıl kadar önce lens muayenesi olmuştum, doktor lens numaralarımı verdi, BC değerimin de 8.7 olduğunu söyledi. (o günden sonra gözlük için muayene oldum, numaralarım değişmedi, görüşümde de bir sıkıntı yok, o yüzden lens için tekrar muayene olamdım, lensmarketten sipariş veriyorum geliyor. o zamandır niye doktora gitmedin demeyin, şikayetim yok diye gitmedim, hala da yok bir şikayetim).

8.7 BC sadece acuvue advance'de var. bunca yıldır da sorunsuz kullandım. lakin biri diyor oasys süper, biri diyor yok efendim air optix şahane. hayır bi sefer değiştireyim diyorum, oasys alayım ama BC 8.8 var. ötekine bakıyorum 8.6. alsam da uymazsa yazık olacak. lensmarket bunların tester'ını gönderemiyormuş. başka yerden de bulamadım.

ne dersiniz risk almalı mıyım, yoksa hiç bozmadan acuvue advance ile devam mı edeyim?
0
kibritsuyu
(10.03.15)
düşük olması sıkıntı oluyor ama bir tık fark olması çok sıkıntı olmaz sanırım.
benim 8.9, mecburen 8.8 oasys kullanıyorum. bir sorun olmuyor. advance veya oasys işini görür.
0
lily briscoe
(10.03.15)
Onemli. Uygun hangisiyse onu al. Tolere molere ugrasma.
0
baldur2
(10.03.15)
8.7 ise 8.4-9 arası kullanabilirsin ama fark attıkça batma rahatsızlık artar.

Benim de 8.9 mecbur 9 kullanıyorum.
0
lcha
(10.03.15)
sakin alma. gozunden kayar, hayattan sogursun
0
mayeskuel
(10.03.15)
(3)

suşinin yanında gelen zencefilli marullu şey nedir?

mistreated
ne bunun ismi, neyden mamuldür?ezbere soya sosu ve wasabi diyecekler çıkar, değil.
ne bunun ismi, neyden mamuldür?

ezbere soya sosu ve wasabi diyecekler çıkar, değil.
0
mistreated
(09.03.15)
zencefil turşusu.
0
lily briscoe
(09.03.15)
zencefil tursusu
0
mayeskuel
(09.03.15)
zencefil turşusudur, bir sushiden başka sushiye geçerken damakta kalan tadın sıfırlanmasına yarar. sushilerin de bir yenme sırası vardı da unuttum şimdi onu araştırırsanız bulursunuz.
0
argent dawn
(09.03.15)
(8)

Soru Tez Yazmış Olanlara

kayranin kedisi
Bitiyor değil mi? Nasıl bitiyor?İçim sıkıldı cidden bu tez mevzusundan. Daha önce okul bırakmışlığım olduğu için ben daha lisanstayken lise arkadaşlarımdan bazıları yüksek lisans tezlerini yazmaya başlamıştı. Facebook'ta falan görürdüm tezle ilgili paylaşım ve yakınmalarını ve hep "Tez yazdığını her
Bitiyor değil mi? Nasıl bitiyor?

İçim sıkıldı cidden bu tez mevzusundan. Daha önce okul bırakmışlığım olduğu için ben daha lisanstayken lise arkadaşlarımdan bazıları yüksek lisans tezlerini yazmaya başlamıştı. Facebook'ta falan görürdüm tezle ilgili paylaşım ve yakınmalarını ve hep "Tez yazdığını herkese duyurma merakı", "Aman iyi ki bir tez yazıyorlar" diye düşünürdüm ama lanet geldi oturdu hayatımın ortasına. Tez danışmanım da hem alanda iyi biri hem de ilişkimiz iyi ama böyle olunca da çok yavaş aşama kaydediyoruz. Bu buhrandan nasıl çıkacağım ben? Tez bitsin fakültenin önünde hayrıma lokma döktüreceğim, o aşamaya geldim.
0
kayranin kedisi
(05.03.15)
kimler kimler yazıyor o tezleri ya. bitiyor ayrıca. işin garibi de şu, hocalar okumuyor bile.
0
ron dennis
(05.03.15)
kayranın kedisi seni çok iyi anlıyorum ben de senin gibi tezimi yazmakla uğraşıyorum, hocam da aynı dediğin gibi :( ve çook yavaş ilerleme kaydediyoruz uzattıkça uzattım bu sene son dönemim :( artık el mahkum bitmesi lazım ama nasıl. Umarım seninki de biter çabucak da kurtuluruz bu azaptan.
0
ekaterina
(05.03.15)
Bitiyor.

Bitiyor da inan makale yazmak daha kolayima geldi oyle soyleyeyim. Tezi yazmak dert degil de duzenlemek asil beni yerden yere carpmisti.yok cizelge tepede yok sekil altta yok puntolari hebele. Bilmiyorum alaninizi ama ben muhendisim, lab calsimasi apayri bir kisimdi ustelik deneyecegim unsurlari satin almadim onlari da kendim sentezledim ve urettim, onlarin karakterizasyonu arti denemesi ki reaktor islettim bu da gunluk 3-4 deney; 3-4 saat demek. Arti 9-5 enstitude bi projede calisiyorum ki konu da tezimden bagimsizdi. Heder oldum. Ama bu tempoda 1 ayda yazdim verdim. Yani oluyor hic kendinizi germeyin. Kimler kimler yaziyor yani oyle diyeyim. Elbette sancili oluyor baya gece-gunduz demeden biraz odaklanmak gerekiyor.
Tavsiyem ne yapin ne edin icerik kisminin basliklarini belirleyin, belirletin. Ve kuramsal ozeti elinizden geldigince bir an evvel tamamlayin. Dedigim gibi en muhimi icerikte mutabik olmak hocayla ve karar vermek.
Ben ingilizce yazdim tezimi o nispeten daha kolay oldu ceviri vs. derdim olmadan yazdim, bir de icerigi evvelden belirlemistim, yazma kismi yani 1 ay suren, basligi atip cildi teslim ettigim sure bu ayrica oyle diyeyim. Son dakkada su deneyleri de ekle denildi tabi, bunlara ragme bitti. Ben de biter mi bitecek mi diyordum ama inanin kendinizi juriye tuzlu mu tatli mi pasta borek alayimi sorgularken bulacaksiniz kendinizi goz acip kapayincaya dek. Mumkun oldugunca panik olmamaya calisin. Yazarken referanslari muhakkak ilistirin sonrasi sikinti oluyor bir de varsa eger bir sablon uzerinden giderseniz coook daha rahat edersiniz.

Hatta oyle hakim oldum ki yazma olayina ek is olarak su an bir baskasinin doktora tezinin duzenlemelerini yapiyorum, oyle kaptirdim:)
Ama kendi doktora tezimi 'tez' olarak yazmaya hic sicak bakmiyorum artik, 3 makale yayinlarsam dr tezi yerine geciyor benim okulumda, oyle yapacagin gibi duruyor. Neyse hayatimi anlattim gibi oldu biraz ama tez yazanin hali i tez yazan anlar.

Ben de off ne bahsediolar ha ne yakiniolar atla deve sanki derdim, hakkaten atla deveymis, ses etmiyorum artik sosyal medyada yakinan gorunce, icimden Allah yardimcisi olsun diyip geciyorum:) onemli olan icindekiler kismini olusturmak, gerisi geliyor. O kisimda sorun varsa en once onu halledin danismaninizla, nacizane tavsiyem.
Kolay gelsin, cabucak bitsin gitsin insallah.
0
elmali kurabiye
(05.03.15)
Ben de tez yazmadım, hâlâ yazıyorum (daha 20 sayfa yazdım hatta) ama görünce dayanamadım.

Etrafımda tez yazıp bitirmiş çok insan var, ben de kendi tezimi yazmak yerine bol bol onları dinledim. En hızlı yazanlar kapanıp 2 ve 3 ayda tezi yazmış (alan hukuk bu arada). Danışman hocasını bir tezin başında, bir de savunma günü görenler daha hızlı tez yazıyor gibi bir izlenime kapıldım. Ben danışmanımı her gün görüyorum, her pazartesi "eee, haftasonu çalışmışsındır ne güzel sen, tez bitti mi?" sorusunu duyma ihtimali ruh sağlığımı bozacak yakında. Danışmanım tezleri okuyup virgüllerine kadar düzeltme yapan biri olduğu için bir baskı da oradan geliyor.

Okumalarımı yapıp üç günde makale yazmış olmama güvenirdim ama tezde sorun çok daha fazla kaynak olması bence. Bütün okuduğum kaynaklara hakim olamadım daha, ondan çok yavaş gidiyorum. Hani aklıma bir şey geliyor, bu görüşü kimde okumuştum diye kafayı kırıyorum bulana kadar. Yazmak istediğim her şey kafamda ama atıflarda feci dağıldım ben.

Doktora giriş sınavlarına kadar tezi yazıp kurtulma psikolojisine sokmaya çalıştım kendimi, bu biraz gaz oldu açıkçası bana. Bu gazla bu tez yazılır biter diyorum. Düşünsene arada doktora sınavına çalışıp, o sınavı atlatıp yazın geri kalanında tezle uğraşmak korkunç değil mi?

Ayrıca elmalı kurabiye +1; en sonunda o sayfa boşlukları, sayfa numaraları, özetler vs. ayarlanırken feci sinir geliyor insana; tezi yazmaktan beter.

Ha gayret bitsin bu tezler.
0
wish i could find a way to disappear
(05.03.15)
yakın zamanda 40 bin kelimelik edebiyat y.lisans tezi yazdım.
bir kere sistematik ilerliyor musun? nasıl yazıyorsun tezi? chapter'larını belirledin mi yoksa boş boş kitap mı karıştırıyorsun hala?

en iyisi ilk olarak giriş kısmını yazmaktır. bazıları sona bırakıcam ben onu der, ama giriş kısmını baştan yazmak yolunu çizmene ve çalışmanı sınırlı tutmana yardımcı olur.

sürekli olarak kaynakça tutmalısın, okuduğun her yeni makaleyi hemen kaynakçana eklemelisin. kaynakçayı da hangi stili kullanıyorsan (apa, mla, chicago vs.) en baştan o tarzda tutmalısın.

chapter'ların kaba taslaklarını hazırladıktan sonra chapter 1-2-3 gibi klasörler oluşturarak ilgili makale, notlar ve diğer materyalleri sınıfla.

bir döküman aç, okuduğun makalenin veya kitabın kaynakçadaki halini en üste yapıştır, sonra altına makaleyi okurken karşına çıkan muhtemel alıntıları yaz, sayfa numaralarıyla. bu şekilde ilerlersen metni yazmaya başlayınca makalelere ve kitaplara hiç geri dönüş yapmayacaksın, direkt o dökümandan çekeceksin alıntıları, tabloları vs. her şey elinin altında olacak.

arada ilham geldikçe birkaç paragraf döktür, illa bölüm 1, paragraf 1 şeklinde ilerlemeye çalışmana gerek yok. içi sıkılır öyle insanın. fikirler aklına geldikçe yaz bir kenara, ama kaliteli metin üretmeye çalış. yeri geldikçe o paragrafları yazına yapıştırıverirsin.

sistemli çalışırsan ve vaktini iyi kullanırsan elbette biter :) kolay gelsin.
0
lily briscoe
(05.03.15)
Ben de yüksek lisans tezimi yazdım, bitti ve gerçekten zor bir süreçti. Şimdi de doktora tez öneri formumu hazırlıyorum, tekrar aynı süreç başlıyor :(
Son bir ay hiç uyumadan çalıştım, öyle bitti.
0
duyond
(05.03.15)
yurtdisinda yuksek lisans yapiyorsan osym tez arsivinden tezleri inceleyip bir konu seciyor, sonrasinda o konuda yazilmis tezlerden bir potpori yapıyorsun, hikaye kismi zahmetsizce bitmis oluyor. ekonometrik kismini da kendin uğraşıp daha iyisini yapiyorsun. bitiyor.
0
no christ requires
(05.03.15)
eksisozluk.com

eksisozluk.com

biter biter, neler bitmiyor :)

doktora tezimi yazmaya basladim ayrica :D
0
osuruklu
(05.03.15)
(5)

kirpik kiviran maskara

balpolen
Arkadaslar benim yuzumdeki en problemli yerim belki de kirpiklerim, dumduz, hicbir sekilde kivrilmayan ok gibi kirpikler dusunun, bu yuzden maskarada aradigim en onemli ozellik kiviricilik, iyi kiviran bir maskara var mi bildiginiz? Bir de watsons da deborah da indirim var, bu markayi cok iyi bilmiy
Arkadaslar benim yuzumdeki en problemli yerim belki de kirpiklerim, dumduz, hicbir sekilde kivrilmayan ok gibi kirpikler dusunun, bu yuzden maskarada aradigim en onemli ozellik kiviricilik, iyi kiviran bir maskara var mi bildiginiz?

Bir de watsons da deborah da indirim var, bu markayi cok iyi bilmiyorum, sunu dene diyebileceginiz bir urunu var midir?
0
balpolen
(04.03.15)
max factor 2000 calorie iyi kıvırıyor bence.
0
neferkitty
(04.03.15)
Kirpik perması yaptırıyorum kuaförde. 6 aya kadar kıvrık kalıyor. Üstüne herhangi bi dandik rimel sürüyorum
0
isimmisimyok
(04.03.15)
maybelline volume express'lere bi bak derim. Falsies olanı güzeldi baya. Şu mor olanlar. Ondan önce prep + prime kullanmıyorsan bi kirpik kıvırıcı edinirsen farkı görüceksin.
0
shejia
(04.03.15)
iyi marka kaliteli bir kirpik kıvırıcı + lancome hypnose drama veya diorshow iconic overcurl

benim de kirpiklerim uzun ve düz, bir sürü şey denedim senelerdir. en iyi sonuç veren bunlar, bütün gün şeklini koruyor.
0
lily briscoe
(04.03.15)
Olum surmeyin lan sunlari kirpiklerinize. Birbirine yapisiyor igrenc kimyasal kirli bir goruntu olusuyor. İsin en kotu yani da siz bunu guzellik olarak tanimliyorsunuz.
0
kosun lan mevzu var
(04.03.15)
(17)

degisik kahvaltilik aliskanliklariniz var mi?

fraise
Ben bu ara avokadoya taktim mesela, sos haline getirip 1 dilim ekmegin üzerine surup yiyorum. Baya da tok tutuyor. Bazen de 1 kase yogurt ve 1 dilim ekmekle kahvalti yaparim, goren arkadaslarim sabah sabah bu yenir mi dese de bence gayet lezzetli. Bir ara da sadece yulaf ezmesi yiyordum ama cok ye
Ben bu ara avokadoya taktim mesela, sos haline getirip 1 dilim ekmegin üzerine surup yiyorum. Baya da tok tutuyor. Bazen de 1 kase yogurt ve 1 dilim ekmekle kahvalti yaparim, goren arkadaslarim sabah sabah bu yenir mi dese de bence gayet lezzetli. Bir ara da sadece yulaf ezmesi yiyordum ama cok yedim galiba, biktim.


Sizin sevdiginiz, pratik, degisik/tuhaf, saglikli kahvaltiliklariniz var mi? Yoksa ben klasik peynir, zeytin, yumurta yerim mi dersiniz?

Bir de bu avokado cok lezzetli ama cok da yagli. 1 tanesini asla bitiremiyorum, tadini hafifletmenin bir yolu yok mudur ki?
0
fraise
(04.03.15)
kahvaltıda bazen tulumba tatlısı yiyorum yada kadayıf
0
basond
(04.03.15)
Arada elmanın üzerine fıstık ya da fındık ezmesi sürüp yiyorum, ezme ev yapımı. Hem pratik oluyor hem de sabahları oluşan tatlı krizimi frenliyor. Akşamdan kalma sevdiğim çorba varsa kahvaltı yapmak yerine bir kase o çorbadan içiyorum, bu sabah mercimek çorbası içtim mesela.
0
elikası
(04.03.15)
yumurtalı ekmeği çok seviyorum

tahin pekmez de çok güzel gidiyor.
0
thracian
(04.03.15)
ben de kahvaltıda yoğurt ekmek ikilisini çok severim.ama yoğurt lezzetli olmalı (manda yoğurdu). çoğu zamanda yulaflı bisküviyi kahveye bandırıp yiyerek kahvaltı yaparım.
0
astrid
(04.03.15)
Ben poğaçayı ikiye bölüp arasına baklava koyup yanında şekerli sıcak süt içen insanlar gördüm, sabah enerji veriyormuş böyle yapınca. Onu gördükten sonra hiçbir kahvaltı alışkanlığı bana ekstrem gelmez herhalde.
0
angelus
(04.03.15)
moğol arkadaş albeniyi yatay kesip arasına margarin koyup yiyordu.
bunlar zaten dünyanın anasını böyle böyle ağlatmış.
0
kargn
(04.03.15)
aaa evet ben de bazen sevdigim corba olursa onu iciyorum. yumurtali ekmek tahin-pekmez de guzel ikili. tatli yiyen de duymustum.

angelus, kargn, onlar ne igrenc karisimlar oyle yahu? hayattan sogudum valla.
0
🌸fraise
(04.03.15)
ha kahvaltıda midye yediğimde oldu
0
basond
(04.03.15)
sabah çorba gibisi yok fakat bende akşamdan kalan çorbayı içemiyorum, hazır kupada içilen çorbalarla kahvaltıyı geçiştiriyorum baya uzun süredir. henüz 3. bir kol falan çıkmadı biyerimde. gayet sağlıklıyım bile diyebilirim hatta.
0
hailtothethief
(04.03.15)
Zeytinyağlı SemizOtu salatası yaparım ara ara, hafif acı ince pul biberli olarak. Ekmekle yerim sadece.
Tahin pekmez yaparım bazen. Ara ara da sadece çorba içerim.
0
gece lampulu
(04.03.15)
tatlıyla güne başlamayı seviyorum ama yapmamalıyım.
0
pinkpeony
(04.03.15)
akşamdan kalan lahmacun veya pizzayı sabah yemesi çok güzel oluyor.
0
inheritance
(04.03.15)
Babam maydonoz, dereotu, taze nane, havuc, dilimlenmis yesil zeytin, beyaz peynir, zeytinyagi, limon ve nar eksisinden olusan bi salataya haslanmis yumurta dograyip onu yiyo son zamanlarda :D itiraf ediyorum bir kere ben de yedim, ve tadi gayet guzeldi. ama cok karman corman.
0
saçdemeti
(04.03.15)
ben de tatlıyla güne başlayanlardanım maalesef. limonlu yeşil çay + meyveli kek favorim. kek yoksa portakallı anne kurabiyesi de olur.
0
köstebek kurabiye
(04.03.15)
avokadoyu direkt dilim dilim ekmeğin üstüne koyup yiyorum. 1 avokado tek seferde zaten bitmez, çok gelir. ben dörtte birini falan kullanıyorum tek seferde.

bir başka alternatifim badem sütüyle pişirdiğim ve içine muz ve tarçın eklediğim yulaf ezmesi.
0
lily briscoe
(04.03.15)
Çiğköfte mercimek köftesi pattis salatası varsa affetmem
0
isimmisimyok
(04.03.15)
yumurtayla südü karıştırıp biraz yağda pişirip içine yulafı boca edip gömdüğüm oluyor. çoğu insanın yiyeceği bir şey değil. ondan eminim.
0
kargn
(04.03.15)
(3)

acilen tatarca veya başkurtça öğrenmek

tolga asp
kız arkadaşım rus/başkurt karışımı bir şey, yakında ailesi ile tanışıcam ve olumlu bir intiba bırakmak için dillerini azda olsa öğrenmem gerekli, hem ailesi için hemde gelecek için. bunlar kendi aralarında rusca, tatarca ve başkurtça konuşuyorlar, rusca'ya biraz sardım ama içinden çıkılacak gibi değ
kız arkadaşım rus/başkurt karışımı bir şey, yakında ailesi ile tanışıcam ve olumlu bir intiba bırakmak için dillerini azda olsa öğrenmem gerekli, hem ailesi için hemde gelecek için.

bunlar kendi aralarında rusca, tatarca ve başkurtça konuşuyorlar, rusca'ya biraz sardım ama içinden çıkılacak gibi değil o yüzden diğer diller daha cazip geldi hem türkçe ile benzerlikleride var daha rahat öğrenilir fakat internette kaynak bulamadım. videolu anlatım olur, yazılı olur sözlü olur ve ya ne bileyim internette hiç bir şey yok, kitap alıp öyle mi yürümek gerek yoksa ücretli ders mi? aslında internetten türkçe/ingilizce bir kaynak olsa daha işime yarar ama.

ne yapsak?
0
tolga asp
(03.03.15)
benimde aklıma geldi, avcılar'dayım ve burada evlere su getirenden tut da tatlıcıda çalışanına kadar hepsi çekik gözlü, birkaçına sordum türkmen veya özbek çıktı ve dillerimiz çok farklı dedi. azıcık daha zorlasam olabilir belki, yedekte kalsın bu yöntem.
0
🌸tolga asp
(03.03.15)
bulunduğun yerde kırım derneği varsa oraya uğra.
0
naturelist
(03.03.15)
bunları gördün mü?
şurda learn bashkir diyor, ücretli bir program:
www.transparent.com

www.omniglot.com

şurada da başkurtça konuşan kızlarla 3 bölümlük röportaj var, işine yarar mı bilemedim:
www.youtube.com
0
lily briscoe
(11.03.15)
(8)

Önce duygular mı oluşur düşünceler mi?

gadlemler
merhaba, bilimsel olarak kanıtlanmış olan hangisidir?öznel olarak gözlemim önce düşüncelerin ve bunun sonucunda da duygu-davranışların oluştuğu yönünde.bilimsel açıdan doğru olan hangisi?
merhaba, bilimsel olarak kanıtlanmış olan hangisidir?
öznel olarak gözlemim önce düşüncelerin ve bunun sonucunda da duygu-davranışların oluştuğu yönünde.
bilimsel açıdan doğru olan hangisi?
0
gadlemler
(03.03.15)
o zaman duyguların tek kaynağının kafamızdaki düşünceler olduğunu söylemiş oluruz, bu da hormonlar, beyindeki sinirsel bağlantılar, vs. fiziksel süreçleri yok saymak olur. bu kadar basit bir bağlantı yok bence, çok daha fazla faktör var.
0
lily briscoe
(03.03.15)
mutlaka çok daha komplik: duygu-düşünce-hormonlar-davranışlar ve bedenimizdeki olumsuz veya dengeleyici etkiler(psikosomatik) ben en yalın haliyle öğrenmek istiyorum. hormonlarla duyguların ilişkisi bile başlı başına bir konu.
ama en basit haliyle öncesi hangisidir meraktayım. internette okuduklarım hep farklı yorumlar getiriyor..
0
🌸gadlemler
(03.03.15)
bununla ilgili bir sürü psikolojik teori var bir kısmı kabul edilmiş bir kısmı hala teori halinde kalmış, birazdan bilgili arkadaşlar daha uzun cevap verirler.
fizyolojik olarak duygularımız ilk planda kalsa da düşünceler ile bunları şekillendirebileceğimizde karar kılınıyordu en son.

Teorinin adını hatırladığımda editleyeceğim.
0
neferkitty
(03.03.15)
sallama olacak ama sallayayım;

id > ego > süperego

içgüdüler ve duygular önce oluşur. vardır.

düşünceler, bu duygu ve içgüdüleri hizaya sokmak veya yolundan saptırmak üzere sonradan gelirler.
0
calligrapher
(03.03.15)
kanıtlanmış bir şey yok. bunlar hala hipotez seviyesinde.
hayatta iki gerçeklik var, serotonin ve dopamin, gerisi yalan.
bunun haricinde, somatik imleç hipotezini araştırabilirsiniz. derli toplu yakışıklı bir deneme.
0
kargn
(03.03.15)
okumakta olduğum "iyi hissetmek-david burns" kitabında yazar düşüncelerin duyguları oluşturduğundan bahsetmiş ve düşüncelerimizi kontrol ederek,örneğin daha olumlu bakış açıları geliştirerek duygu durumumuzu düzenleyebileceğimizi söylemiş.bana da mantıklı geldi açıkçası.
0
crx4
(03.03.15)
merhaba, once duygu diye okudum ben de. Hatta @compadrito bana guzel bir kitap onermisti, beynin isleyisi ile ilgili kisimlari da var kitabin. Merak ettigin konulari ele aliyor.
Adi duygusal zeka
0
fallopian
(03.03.15)
Bilimsel olarak her ikisi de mümkün
0
psmstc
(03.03.15)
(3)

topuk bakımı

Domuz
Merhaba, benim haftada bir ayak banyosu, tuzu, topuk torpusu iviri ziviri yaptigim topuklarim bu proseduru aksatcak olsam scholl elektronik ayak torpusu reklamindaki butun pamugu ustune toplayan topuk haline gelirken, erkek arkadasiminki sifir bakimla o reklamdaki scholldan sonra hali gibi. Neden bo
Merhaba, benim haftada bir ayak banyosu, tuzu, topuk torpusu iviri ziviri yaptigim topuklarim bu proseduru aksatcak olsam scholl elektronik ayak torpusu reklamindaki butun pamugu ustune toplayan topuk haline gelirken, erkek arkadasiminki sifir bakimla o reklamdaki scholldan sonra hali gibi. Neden boyle:/ Acaba torpu isini tamamen birakip sadece her dustan sonra bol bol krem mi sursem bepantane merhem fln gibi yogun? Yoksa o reklamdaki urunden alsam her dus sonrasi kullanmayı aliskanlik haline mi gelirsem? Tesekkurler.
0
Domuz
(26.02.15)
Akşam vazelin çorap uyku
Sabah banyo törpü
Ayda bir türk hamamı
Arada sırada nemlendirici
0
isimmisimyok
(26.02.15)
O yapmıyo da sertleşmiyor topukları diye sende deneme. Aynısı başıma geldi denedim, kıçıma döndü topuklarım.
0
hala mi ceren yahu
(26.02.15)
banyoda pomza taşıyla ov, çıkınca pedikürünü yap, topuklarına vazelin sürüp kalın çorapları geçir yat. sabaha pambık gibi olur ayakların. gerektikçe tekrarla.
0
lily briscoe
(27.02.15)
(6)

arkadaşın saçma sapan güvensizliği

indescribable
İlkokuldan bu yana tanıdığım arkadaşım var 12 yıldır falan tanıyorum. İyiyiz de.nişanı için te izmirden mersin é gittim daha önce bununla ilgili yazmıştım da bulamadım Mobilim diye eklerim bulduğumda.Şimdi geçen hafta istanbul daydım o ve nişanlısı da istanbul a geldiler görüşeceğiz işte kızın şarjı
İlkokuldan bu yana tanıdığım arkadaşım var 12 yıldır falan tanıyorum. İyiyiz de.
nişanı için te izmirden mersin é gittim daha önce bununla ilgili yazmıştım da bulamadım Mobilim diye eklerim bulduğumda.

Şimdi geçen hafta istanbul daydım
o ve nişanlısı da istanbul a geldiler
görüşeceğiz işte
kızın şarjı çabuk bitiyor ya da ne bok yiyorsa aynı şekilde nisanlisinin da.
Neyse buluştuk biz bi sonraki gün kızdan hiç ses çıkmadı bende nisanlisina yazdım
napıyosunuz diye hani nereye gittiler gibi


Benim salak arkadaşım dana cevap veremediğim zamanlarda y ye yazma demekki isim var dedi


Önce cevap vermedim gerizekalı herhalde kıskanıyor dedim de benim ne işim olur onun nişanlısı ile dimi.
Sonra cevap verdim işte senden yaşam belirtisi yok whatsapp a girmedin bende y ye yazayım dedim diye


Şimdi durup düşünüyorum da benim arkadaşım bana mı güvenmiyor yoksa Problem Kendisinde mi
0
indescribable
(23.02.15)
İkiside de aynı kapıya çıkıyor. Dehşet bi kıskançlık söz konusu. Bence fazla yüz göz olma, en iyi arkadaş listende gerilere düşür.
0
sehpa fx350
(23.02.15)
sevişiyorlarmış bölmüşsün o da sinirlenmiş önemli bir şey yok.
0
rubenanyukov
(23.02.15)
o sana ulaşmıyorsa sen de onu arama. seni aramayacak da zaten, problem kendisinde.
0
pinkpeony
(23.02.15)
Hayır yani bunu düşnebilecek kadar nasıl kendinden emin olamaz bi insan bunu anlamıyorum gerçekten
0
🌸indescribable
(23.02.15)
Mesela şuan whatsapp grubundan ayrıldı neymiş şarjı çabuk bitiyor muş

Resmen istemediğimi düşünmeye başladım
0
🌸indescribable
(23.02.15)
tamam bırak ne halt ederse etsin, aramazsa da görüşmezsin.
böyle tiplerin kahrını çekmeye hiç gerek yok, gerçek dost arar sorar, bu tarz şeylerin lafı bile olmaz.
0
lily briscoe
(23.02.15)
(9)

Şu yemeği ne diye çevirebiliriz?

dessy
Evet, listemize bir yemek ismi kazandırmamız gerek.http://www.thedutchtable.com/2011/01/bapao.htmlhttp://de.wikipedia.org/wiki/BapaoBapao için ne diyebiliriz?
Evet, listemize bir yemek ismi kazandırmamız gerek.

www.thedutchtable.com

de.wikipedia.org

Bapao için ne diyebiliriz?
0
dessy
(23.02.15)
bapao
0
masa penisi
(23.02.15)
pasa kesesi
0
mayeskuel
(23.02.15)
felemenk mantısı

Edit: Hollandayla alakalı olup olmaması önemli değil. Yemeğin anavatanı her ne kadar çin olsa da bu yiyecek mutfağı cin kadar cesitli olmayan Hollanda da anavatanı cin'e gore daha büyük yer tutuyor.
0
emininsel
(23.02.15)
bapao deseniz, parantez içinde de (buharda pişmiş hollanda poğaçası) gibi bir açıklama yazsanız?
0
sir gawain
(23.02.15)
parantezli bilgiler yazamam :(
0
🌸dessy
(23.02.15)
hollanda'yla alakası yok bunun, çin'de ve endonezya'da çok tüketilen ve göçmenler dolayısıyla hollanda'da da sıkça tüketilen bir yiyecek.

asıl ismi baozi (baozı okunur). ben olsam pofuduk çin mantısı derdim :)
0
lily briscoe
(23.02.15)
abao (abov)
0
mesglsn sanirm bn yatiyrm
(23.02.15)
bonba
bonbao
0
ground
(23.02.15)
içli ekmek
0
hayir bu koyden olsam nolcak
(23.02.15)
(10)

flo'yu nasıl bilirsiniz?

tolga asp
flo'da satılan ayakkabılar hakkındaki düşüncelerinizi öğrenebilir miyim? ben mesela 70 liraya günlük giymek için dockers aldım, çok seyrek giymeme rağmen bir ay sonra yanları açıldıği için değişime gönderdim, hediye çeki verdiler yenisini aldım.geçen aylarda da 180 lira verip su geçirmez diye aldığı
flo'da satılan ayakkabılar hakkındaki düşüncelerinizi öğrenebilir miyim?

ben mesela 70 liraya günlük giymek için dockers aldım, çok seyrek giymeme rağmen bir ay sonra yanları açıldıği için değişime gönderdim, hediye çeki verdiler yenisini aldım.

geçen aylarda da 180 lira verip su geçirmez diye aldığım lumberjack'de ilk suyla buluşmasında ayağımı vıcık vıcık etti. şimdi tekrar iadeye götürüp muhtemelen bunuda değiştireceğim. önceki yıllarda da aynı sorunu yaşadım, buradan aldığım bir ayakkabıyı birkaç ay giyip sorun yaşayıp değiştiriyorum.

bu iki marka da flo'nun kendisine ait, kendi bünyesinde üretilen ayakkabılar olduğu için kalitesiz ve değişimi kolay oluyor sanırım.

sizin düşünceleriniz nedir? buradan ayakkabı alınmamalı mı yoksa alıp sorun yaşadıkça değişime gönderip yeni ayakkabı almaya devam mı edilmeli?
0
tolga asp
(20.02.15)
üçkuruş daha az verip dandik ayakkabı alacağına 2 katını ver, iyisini al. uzun yıllar giy. benim fikrim böyle.
0
widee
(20.02.15)
Valla ne yalan söyleyeyim. 5-6 sene içinde 3 kez alışveriş yapmışımdır. Kinetix spor ayakkabısını 2010 yılından beri kullandım, ne açılma, ne sökülme oldu. Artık iç kısmındaki kumaş giymekten yırtılmaya başladığından ve kötü kokular gelmeye başladığından giymeyi bıraktım. 1,5 sene önce bir bot aldım buradan onu da neredeyse kış boyunca giydim, hiçbir sıkıntısı yok gayet dayanıklı, sağlam görünüyor. 1-2 ay önce dockers ayakkabı aldım onda da şimdilik bir sıkıntı yok. Kısacası benim şansıma mıdır bilmiyorum, beğenerek alışveriş yaptığım bir yer.
0
razvan rat
(20.02.15)
flonun ayakkabolarıı problemli değil miydi? çinden gelmiş hani... sağlığa zararlıymış. bir kızın ayağı yanmış... toplatılmış. başka marka mıydı yoksa?
0
sutlu nescafe
(20.02.15)
Ben tercihimi flodan kullanıyorum bütün markaları getiriyor ayağıma. Ve çokda memnunum dediğiniz şikayetler ile karşılaşmadım daha.
0
odiyus
(20.02.15)
Flodaki ayakkabilarin cogu kotu.
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(20.02.15)
@sutlu nescafe, o dediğin çinden gelen dandik/çakma ayakkabılar için geçerli sanırım, büyük markalarda aynı problem olduğunu duymadım.

bu arada lumberjack flo'nun kendi markası olmasına rağmen üretim yeri çin yazıyor, ilginç. ben burda üretiliyordur diye düşünmüştüm.
0
🌸tolga asp
(20.02.15)
bir defa arkadaşım için tüketici hakem heyetine şikayet dilekçesi yazdım. flodan alıp giydiği ayakkabı ile bir defa yağmura yakalanmış, sonucunda yepyeni ayakkabı bildiğin "küflenmişti". hayatımda daha önce hiç küflenen ayakkabı görmemiştim, ne kadar dandik olursa olsun.

soruya cevap: bir defa alın, kaliteli alın.
0
vejeteryanvampir
(20.02.15)
toplatılan ayakkabı arow markaydı sanırım.
flo'dan çok kez çizme aldım, her seferinde memnun kaldım. uzun süre de giydim.
yalnız ben de yakın zamanda lumberjack aldım ve daha pek giymedim. yazdıklarını okuyunca gözüm korktu. kuru havalarda giymeye çalışacağım :( seneler önce aldığım lumberjack'leri uzun seneler her hava şartında giymiştim aslında, hiç bozulma yapmamıştı.
0
lily briscoe
(20.02.15)
markaların problemli ürünü değiştirmesi güzel birşey. ama emin olun firmaya çok fazla mali yük getirmiyor. şöyle bir örnek vereyim;
maviden jean alıyorsunuz. sezonda 139 TL. 3-4 ay sonra deforme oluyor. geri götürdüğünde sorgusuz sualsiz değiştiriyor. ne kadar hoş değil mi. ama zaten adama o pantolonun maliyeti 20-30 tl ye geliyor. müthiş bir karlılıkla 5-6 katına satıyor malı. her kullanıcı ürün değişimi yaptırsa gene zarar etmez. tahmin edeceğiniz gibi sattıkları çoğu ürün geri dönmüyor. iade oranı kabul edilebilir seviyede.

sorunuza cevap verecek olursak. "ucuz mal alacak kadar zengin değilim" diye bir söz var. çok kalitesiz mallardan uzak durun. aşırı kazıkçı markalara da yanaşmayın. f/p oranı iyi ürünleri kovalayın derim.
0
corneillus
(20.02.15)
@lily, lumberjack kısa bir süre öncesine kadar italyan markasıydı ve "made in italy" idi (yanlışım varsa düzeltin), fakat flo bu markayı satın aldıktan sonra kalitesi düşmeye ve "made in china" olmaya başladı.
0
🌸tolga asp
(20.02.15)
(30)

En yakın arkadaşınızla kaç yaşınızda tanıştınız?

bcdhms
merhaba,merak ettim be, en yakın bir arkdaşım diyebileceğiniz biri var mı? varsa kaç yaşınızda tanıştınız?
merhaba,

merak ettim be, en yakın bir arkdaşım diyebileceğiniz biri var mı? varsa kaç yaşınızda tanıştınız?
0
bcdhms
(19.02.15)
Lise son
0
feel the blanks
(19.02.15)
14
0
yuzır
(19.02.15)
11
0
Lt. Col. Frank Slade
(19.02.15)
en yakın arkadaşımla 5-6 yaşlarında tanıştım. Hala en iyi arkadaşım. Haftada en az 2-3 gün görüşürüz.
0
battal gemalmaz
(19.02.15)
15
0
hino rei
(19.02.15)
3-4 diyelim. aynı mahalle de büyüdük. yaşlar 28-29
0
spirit crusher
(19.02.15)
lise'de 14-15 yaşlarındaydık. diğeri ilkokul arkadaşım ama liseden sonra tekrar görüşmeye başlamıştık.
0
kakao
(19.02.15)
İlkokul 1. Sınıf
0
Hersheys
(19.02.15)
yaşımı hesaplamaya üşendim şu an. arkadaşlığımız lise 2'de başladı. lise 1'de tanışmıştım ama "artiste bak aq oç" demiştim tanıştığım zaman.
0
der meister
(19.02.15)
Belirli araliklarla degisti benim. Liseden bile kalan arkadasim olmadi. Araya mesafeler degisik sehirler vs girince yurumedi. En yakin en uzak oldu.
su an ki en yakin arkadasimla 19 yasinda tanistim.
0
rayde
(19.02.15)
14
0
nawar
(19.02.15)
3 kişi var. son 3-4 yıldır hepsinden uzak kaldım hepsi yurt dısında okuyor ben ankara'da maalesef. yılda 1 kere görüşmemize rağmen hiç kopamamış gibiyiz hala. ama yine de yetmiyor tabii 1-2 hafta görüşmek yılda. keşke aynı yerde bende okusaydım onlarla, cok daha güzel bir gençlik hayatım olurdu. yıllardır oldugu gibi evde çürüyerek geçirmezdim hayatımı. bunları yazarken ağlamaklı oluyorum o derece iğrenç bir durum ama napalım herkesin hayatı güzel olacak diye bir şey yok.

2 tanesiyle orta 1'de, sonuncusuyla ilk üniversitede okurken 1.yılımda (yurt dısında)
0
fransizkalanadam
(19.02.15)
aramızda 2 ay var. anneler tanışmış. biz ne zaman tanıştığımızı hatırlamıyoruz. doğuştan arkadaşız diyorum.

bir diğeri ile 13, sonuncusu ile 21 iken tanıştık.
0
EasyTiger
(19.02.15)
en yakın arkadaşlarımla 3 yaşımda tanıştım. mahalleye taşındığımız sene. 22 senedir de devam ediyor.
0
mesglsn sanirm bn yatiyrm
(19.02.15)
6 yaşında, şimdi olduk 26 :)
0
burka
(19.02.15)
lisede okulun ilk günü otobüs durağı bulmaya çalışırken bi konuşmuştuk, sonra 3. yılda aynı sınıfa düşünce olaylar gelişti. 16 diyebiliriz yani.
0
bxgx
(19.02.15)
11. o zamanlar ortaokuldan önce hazırlık sınıfı vardı, orada tanıştık. o zamandan beri en yakın arkadaşız.
0
lily briscoe
(19.02.15)
yok malesef. öyle en yakın arkadaşı olan insanlara hep özenmişimdir.
0
fayfim
(19.02.15)
5 yaşında tanıştık. Üst katımızda otururdu, her gün oyuncak bebeklerle oynar, o bebekleri istisnasız her gün paylaşamaz, küser sonra hemen barışırdık.

23 yıl olmuş :/
0
mellifica
(19.02.15)
yok hiç olmadı. arkadaşlarım var ama yakın olmadı.
0
tirt star
(19.02.15)
14.
0
asisamus
(19.02.15)
üniversitede ilk gün tanıştık. üniversiteden sonra görüşme sıklığımız azaldı. askere gitti, izmir'de kaldı bir süre. sonra geldi ama çok değişti ve sonra evlendi. şimdi senede 1-2 görüşüyoruz.

üniversiteden sonraki dönemde en yakın arkadaşım bir kızdı. hollanda'da gece vakti, zifiri karanlıkta ormanda kaybolduk, sonra benim çabalarımla medeniyete kavuştuk, o günden sonra bana çok güvendi, ben de onu çok sevdim. çok değerliydi benim için.

onunla da geçen sene yolları ayırdık.

bu yaştan sonra en yakın arkadaş biraz zor.
0
[silinmiş]
(19.02.15)
en yakın arkadaşımla 1994 yılında lise 1'de, yani ne oluyor, 15 yaşında tanışmışım. şimdi yaşlar oldu 36. vay anasını 21 sene olmuş.

hala görüştüğüm daha eski yakın arkadaşlarım da var 6-7 yaşında tanıştığım ama en yakın değiller.
0
kibritsuyu
(19.02.15)
11
0
Silsile
(19.02.15)
var 18 yaşında tanıştım.
0
hayir bu koyden olsam nolcak
(19.02.15)
15
0
birfincankahvedahaisteyenadam
(19.02.15)
3 yaşında tanıştık sayılır, aynı yerde doğduk büyüdük, doğru düzgün iletişim kurmamız ise daha sonraları oldu. uzunca bir süre birlikte yaşadık, sonra ben başka şehire taşındım, 3 sene sonra o da geldi. şimdi yeniden birlikte yaşıyoruz, evde olma saatlerimiz tamamen ayrı olsa da.
0
kahin ahtapot paul
(19.02.15)
12
0
mattiadestro
(19.02.15)
14
0
oddyseus
(19.02.15)
4 filan galiba, 27 yaşındayız.
0
wilhelmwasmuss
(19.02.15)
(15)

İlk izlenimleriniz doğru çıkıyor mu?

:)
Bana kur yapan, çok nazik ve özenli davranan biri var; ancak ben bu insanı ilk gördüğüm anda ciddi bir antipati ve korku karışımı duygu duyduğumu hatırlıyorum. Sizce ne kadar güvenilir ilk izlenimler?
Bana kur yapan, çok nazik ve özenli davranan biri var; ancak ben bu insanı ilk gördüğüm anda ciddi bir antipati ve korku karışımı duygu duyduğumu hatırlıyorum. Sizce ne kadar güvenilir ilk izlenimler?
0
:)
(18.02.15)
ilk buluşmada "bundan cacık olmaz" dediğim kızla yedi ay çıktık.
bu hafta ayrılık. geçirdiğimiz güzel vakitler aklıma geldikçe içimde birşey acıyor.
cevap: ilk izlenim değil zaman belirliyor herşeyi.
0
my name is faith
(18.02.15)
O insanı ilk gördüğünüz an yaşadığınız duygular değil ama o insanla ilk etkileşiminizde (konuşma olsun, bakışma olsun) hissettikleriniz önemlidir ve de doğruluk payı yüksektir. Onun kendini ifade şeklinin, tavırlarının, vücut dilinin, sesinin sizde antipati yaratıp yaratmadığına, sizi korkutup korkutmadığına bakın derim. Bunlar denge içindeyse ve size güven veriyorsa tamamdır.

Edit: Anlatım bozukluğu yapmışım, düzelttim.
0
whimsical
(18.02.15)
Ondan etkilenmekten korkuyor da olabilirsin belki. Ya da seni etkilemeye başladığı için sinir oluyor da olabilirsin. Kulağa saçma geliyor ama valla var böyle bir şey. Ilk izlenimlerin çok da etkisinde kalmamak lazım yani, boşver. Zamana bırak+1
0
equine
(18.02.15)
ilk izlenimime çok güvenirim, testlerde de ilk işaretlediğim doğru çıkar, ilk aklıma gelen tarihler doğrudur genelde de.
0
mula
(18.02.15)
ilk izlenimlerime cok guvenirim. bir insanin iyi olup olmadigini hemen anlarim. sonradan taniya taniya sevdigim kimse olmamistir hayatimda. onyargiyla yaklasmam kimseye.

elektrik denen sey var, onu soyleyebilirim. havada bir seyler ucusur ve anlarsin. yani ben anlarim.
0
federer
(18.02.15)
Hiç tutturamıyorum ben, hep göte geliyorum. En son bi adamla tanıştım, dedim çok tatlı bi herif bu, iş bilir piç bi tip değil, hatta ezik bile biraz, adam don juan çıktı anasını satayım. Sonra da üzülüyorum tabi.
0
buff
(18.02.15)
Cocuk yakisikli degil galiba
0
yons
(18.02.15)
ilk izlenimlerim hep doğru çıkıyor. ilk tanıştığımda hoşuma gitmeyen bir şey varsa, o insanı sevmeye çalışsam ve yakınlaşsam da sonradan mutlaka bir uyuşmazlık yaşıyorum. sadece sevgili özelinde değil, herkesle böyle oluyor.
0
lily briscoe
(18.02.15)
ilk izlenimlerimin tam tersi çıkıyor.
"ya bununla olmaz" diyorum. pat olmuş.
0
rayde
(18.02.15)
ilk izlenimlere çok takılmamak gerekli bence. çünkü genelde asıl yanıltan ilk izlenimle beraber edinilen ön yargı oluyor.
0
Heathcliff
(18.02.15)
ilk izlenim, önceki yaşantılarımızdan beslenen bir önyargı, subjektif bir fikirdir.
her ne kadar bazı insanların bu konuda doğru teşhis koyma yeteneği güçlü olsa da herkes ilk izlenim konusunda zaman zaman yanılır.
bir insanla birlikte yeterince zaman geçirmeden o insanı tanıyamazsınız.
0
AWD
(19.02.15)
YES
0
wibbly wobbly timey wimey stuff
(19.02.15)
ilk izlenimlerime güveniyorum, yaşadıklarımdan genelleme yaparsam doğru çıkıyorlar çünkü.
ama antipati duysam da tanımadığım birine set çekmem, sonuçta sadece bir his. yanlış çıkma ihtimali mümkün.
0
asisamus
(19.02.15)
benim ilk izlenimlerim de genelde doğru çıkmaz. çok önyargılıyım.
0
franz kafka
(19.02.15)
İlk izlenimlerime çok güvenirim. Yanıldıklarım kayda değer bir oran değil. İlk izlenim sadece tipe bakmak değil tabii ki. :)
0
nawar
(19.02.15)
(5)

swatch saat

anonymice
Çok kalitesiz ve bir o kadar da pahalı saatleri olan bir firma bu, çocukken değerli görünürdü gözümüze ama artık maksimum bir casio kadar diye düşünüyorum.Swatch saatleri güzel bulan var mı aramızda?
Çok kalitesiz ve bir o kadar da pahalı saatleri olan bir firma bu, çocukken değerli görünürdü gözümüze ama artık maksimum bir casio kadar diye düşünüyorum.

Swatch saatleri güzel bulan var mı aramızda?
0
anonymice
(12.02.15)
swatch'tan bir saat aldım. 8 yıl oldu. hala taş gibi.
zamanında alırken modelini zor seçmiştim başka beğendiklerim de vardı, geçenlerde uğrayıp baktım zevkime göre tek güzel model bulamadım.
0
lily briscoe
(12.02.15)
modellerini pek beğenmem ama bu sağlam olduğu gerçeğini değiştirmez.
0
teritori
(12.02.15)
ben.

hem dayanikli hem de her kiyafete uyan modelleri var.
0
exlibris
(12.02.15)
bence sende saat kültürü yok hocam. casionun saatleri daş gibidir. casiodan aldığın 1000 liralık saati başka firmalar yapsa en az 2000 e falan satarlar. 800-1000 lira arasına safir camlı kaliteli modeller var.

ha sen dersen ki ben casionun ucuz asker saatleriyle kıyaslıyorum, orasını bilmem.

swatch gerçekten düşük kalite iş çıkartıyor
0
ceycey e
(12.02.15)
ben!
0
bradshaw
(13.02.15)
(3)

Vize

denizzzz
daha önce cok kez schengen vizesi aldım ama hep 3 aylıktı fransa 6 ay verir mi
daha önce cok kez schengen vizesi aldım ama hep 3 aylıktı fransa 6 ay verir mi
0
denizzzz
(12.02.15)
verir.
0
mattiadestro
(12.02.15)
şengen vizesi her 6 aylık süre için maksimum 3 ay veriliyor diye biliyorum. eğer 6 ay kalmak istiyorsanız o şengen vizesi değil oturma izni kapsamına girecektir. gidiş sebebinize bağlı verilip verilmeyeceği.
0
lily briscoe
(12.02.15)
6 ay içerisinde 3 ay kalma şeklinde alabilirsin maksimum, 3 aydan uzun süreler oturma izni kapsamına giriyor.
0
matematik koyu
(12.02.15)
(5)

Kopmuş Arkadaşlığı canlandırmak..

Özlen_06
Biliyorum benim bu arkadaşlık kurma konulu duyurularımdan sıkıldınız.. Ama burda benimle aynı durumda olan çok kişi olduğunu gördüm gelen mesajlardan :( Ve çeşitli önerilerde bulunan iyi insanlar var. Geçenki duyurum üzerine bir arkadaşla mesajlaştık ve bunu önerdi bana. Şimdi somut bir durum anlata
Biliyorum benim bu arkadaşlık kurma konulu duyurularımdan sıkıldınız.. Ama burda benimle aynı durumda olan çok kişi olduğunu gördüm gelen mesajlardan :( Ve çeşitli önerilerde bulunan iyi insanlar var. Geçenki duyurum üzerine bir arkadaşla mesajlaştık ve bunu önerdi bana. Şimdi somut bir durum anlatacağım bununla ilgili.

Ben 2013 yılında bir networking sitesi üzerinden Belçikalı 35 yaşlarında bir adamla tanıştım ve arkadaş olduk. Ama yazma filan olmadı, normal arkadaş olarak buluşup muhabbet ettik. Bu arada Ankara sıkıcı ama yabancılara cennet. Expat olarak her ortama, partiye davet ediliyorlar ve çok süper sosyalleşiyorlar. Ben 2013'te bu adam sayesinde bazı partilere katıldım ve eğlendim, iyi geldi. Bir defa şöyle bir olay yaşadık: perşembe akşamı kızılay'da buluşacaktık diğer arkadaşları da gelecekti. Ama o gün mesaj falan atmadı iptal oldu diye ben de sap gibi gitmiş ve çok bozulmuştum. İnsan bir haber etmeliydi. Yani sorumsuz biraz :/ Neyse, 2013 Ekim'de yine böyle bir olay yaşadık. Beni bir partiye davet etti yine, ben onun davetlisi olarak girdim içeri bir baktım o yok. Kimseyi tanımıyorum, herkes grup grup, nasıl kötü hissettim 1 saat bekledim gelmedi, telin şarjı bitmek üzere diye kapatmıştım açtım mesaj attım. Cevabı şu oldu: "ben partiye erken gittim sıkıldım kimse yoktu kızılayda çorba içiyorum". Ben isyan ettim tabi o da "sorry i apologize" dedi ben de "I HATE YOU" dedim koptuk.

2014 ortalarından itibaren ara ara mesajlaşmaya başladık. Ama sanırım benim onu yabancı partiler için istediğimi düşünüyor ki bunu da bir defa söyledi :/ Ben de yoo nasılsın diye sormak istedim dedim. Ramazan ve Kurban bayramlarında, yılbaşında kutlama mesajı attı bana. 2014 aralıkta buluşmak için sık sık mesajlaştık ama şöyle bir durum var: ben merkeze uzakta oturuyorum (eryaman). İşten eve geliyorum mesaj atıyor "bişiler içelim mi" diye. 2-3 defa tekrarladı, hepsinde "keşke önce söyleseydin" deyip durumu açıkldım. Ve her defasında ben başka zaman önerdim ona uymadı yani görüşemedik.. En son da yılbaşımı kutladı işte.

Evet siz olsanız napardınız? Arkadaşlığımı canlandırmak ve sabitlemek için hangi yolları izlemeliyim? Sizce bu sorumsuzluk huyu katlanılabilir ölçüde küçük mü, ben mi abartmışım zamanında? Burç zamazingolarından anlayan varsa eğer, ikizler erkeği
0
Özlen_06
(12.02.15)
Bu randevu verip ekme olayı Avrupa'nın belirli kültürlerinde yaygın bir şey. Sadece karşı cins için değil, genel olarak. Benim başıma bir kere geldi ama Avrupa içinde de kültürler çakışıyor. Bir İtalyan arkadaşı bir Fransız arkadaş o şekilde 4-5 kere ekti; aynı Fransız beni bir kere, Kolombiyalı bir arkadaşı 2 kere ekti. İtalyan alınmadı, ben ne hissedeceğimi bilemedim, Kolombiyalı gürledi durdu. Fransız Kolombiyalının tepkisine anlam veremedi, "Oradaki tek insan ben değilim ya, sosyalleşsin. Sonuçta fikir değiştirme konusunda özgürüm. Karşımdaki de bana bağımlı değil, ağzı dili olan kaç yaşında insan" gözü ile bakıyordu. Randevu dediğimiz de "Çok sıkıldım, hadi alt sokağa bir şeyler içmeye gidelim". Düşün, adam yarım saat içinde alt sokağa gitmekten cayıveriyor ve seni oracıkta bırakıveriyor. Bu eleman da o şekilde bakmış ve "I hate you"na anlam verememiş, "Ne yani, bu hatunun parti arkadaşı mı olacağım hep" diye düşünmüş olabilir. Bir de o eleman da böyle spontane idi; o an buluştun, buluştun. Spontan olmayan buluşmalara sadece özel bir randevu olarak bakıyordu. Belki bu da öyle bir kültürden gelmiştir. Anlam veremiyor olabilir.

Adamı hafiften partiler için istediğini düşünmesi normal; tamamen olmasa bir bakıma da bunun için istiyor gibi duruyorsun (belki de ben yanlış yorumladım). Eryaman sanırım Beylikdüzü gibi bir şey, işteyken gündüz arayıp "Hadi, bu akşam çıkıyoruz. Biralar benden" gibi bir şeyler diyebilirsin. O şekilde gönlünü alabilirsin.
0
aychovsky
(12.02.15)
@aychovsky belki de dediğin gibi kültürel birşeydir. Ben partiler konusunda biraz duygularımı fazla belli ettim sanırım çünkü çok mutlu oluyordum, farklı yüzler görmek iyi geliyordu.. Ama ona değer verdiğimi belli ettiğimi de düşünüyorum. Hayatına, ailesine ve hissettiklerine dair sorular sorup yorum yaptığımı, teselli etmeye çalıştığımı hatırlıyorum.. Ki tek parti ortamında değil teke tek de görüşürdük.
0
🌸Özlen_06
(12.02.15)
adama neden i hate you dedin ki? çok gereksiz olmuş.

o partilere katıldığın zaman başka arkadaşlar da edinseydin ve adama bağlı kalmasaydın böyle olmazdı. orada 1 saat kimseyi tanımadan dikileceğine gidip insanlarla kaynaşabilirdin.

yani adam onu partilere gitmek için kullandığını düşünmekte haklı. adam rahat bir tip o belli, ama adama i hate you deyip olayı dramatize edecek bir durum da yok. adam denk gelirsek görüşür takılırız diye düşünüyor.
0
lily briscoe
(12.02.15)
@lily briscoe, o an çok sinirlendim ve o sinirle yazdım o mesajı..

partiye gittiğimde nasıl arkadaş edinebilirdim anlamadım. insanlar 2'şer 3'erli gruplar halinde takılıyorlardı, sohbet edip bişiler içiyorlardı. Durduk yere "merhaba aranıza girebilir miyim" mi diyecektim? Benim gibi yalnız biri olsa bir cesaret hamle yapardım ama herkesin arkadaşı vardı o an orda
0
🌸Özlen_06
(12.02.15)
yau ben kötü bi iletişimci olduğumu düşünmem yle durumlar oluyor ki gidip merhaba diyemiyosun. bunun sebebi zaten girişkenliğinizle alakalı değil diğer grupların insiyatifinde durum. ha gerçekten çok özgüvenli tipler vardır ya da tipiyle dikkat çekenler başkaları bunların yanına tek dursa bile gider. ama fiziksel olarak ekstrem bi artı yoksa öyle git tanış filan değil herkesi egosu öldürecek yeminle.

soruna gelince de ben kültürlerarası farklılığı anlıyorum. akademik olarak dahi üzerine uğraştığım bir konu hatta; kimse bana benim kültrüm bla bla diye gelmesin. madem türkiye'desin, azcık anlayacaksın burda kıstaslar neler. sen avrupaya gidince nası uyu sağlamaya çalışıyorsan aynen öyle. ama burda çok tutuluyolar buna önem vermiyolar. özetle ben tevazudan nasibini zor olan biriyle hangi milletin vatandaşı olursa olsun dostluk yapmam tanışıklık sürdürürüm.
0
mula
(12.02.15)
(4)

ya ayıptır söylemesi

cosmicgadin
şu avmlerde küçük standlarda satılan içine meyve konulan akışkan çikolatalar varya. çikolata çeşmeli falan. ordaki çikolata nasıl yapılır? fondüyle aynı şey midir? bitter çikolatalı tarif vermeyin ama, acı değildi o çünkü.
şu avmlerde küçük standlarda satılan içine meyve konulan akışkan çikolatalar varya. çikolata çeşmeli falan. ordaki çikolata nasıl yapılır? fondüyle aynı şey midir? bitter çikolatalı tarif vermeyin ama, acı değildi o çünkü.
0
cosmicgadin
(12.02.15)
onun o kadar akışkan olması için bayağı yağlı olması lazım. çikolata + şeker + bol sıvı yağ şeklinde bir tarifi olsa gerek bu yüzden.
0
lily briscoe
(12.02.15)
kahve dünyasında bunu evde yapmak için küçük aletler satılıyordu galiba.
0
mea maxima culpa
(12.02.15)
bence oradaki çikolatayı da bosver dısarıda satılan fondüleri de.. çünkü asırı yaglılar, düşünsene altındaki mumu söndürüyosun bi bakmsısın kaskatı donmus.. sebebi ne? tabi ki margarin.. bu yuzden sana tavsiyem al 1 paket çikolatayı benmari usulu erit, içine de yarım paket krema koy yani 100ml gram krema mis gibi çikolatan hazır, afiyet olsun..
0
funl
(12.02.15)
funl artı 1 diyorum, kremayla çok güzel oluyor. ganaj yapmış oluyorsun yani.
0
a gun and a pack of sandwiches and nothing
(12.02.15)
(4)

tercüme bürosu açmak istiyoruz. osmanlıca arapça farsça kürtçe

semender
herkesin hepinizin yardımına ihtiyacım var dostlar. lütfen aklınıza geleni ne olursa olsun yazın. sinerji oluşsun güzel fikirler çıksın.vaziyeti anlatayım. biz iki arkadaş formasyonsuz atanamamış edebiyatçı ve tarihçiyiz. okulumuz biteli 2 sene oluyor. dostlar ne işe el attıysak dikiş tutturamadık.
herkesin hepinizin yardımına ihtiyacım var dostlar. lütfen aklınıza geleni ne olursa olsun yazın. sinerji oluşsun güzel fikirler çıksın.

vaziyeti anlatayım.
biz iki arkadaş formasyonsuz atanamamış edebiyatçı ve tarihçiyiz. okulumuz biteli 2 sene oluyor. dostlar ne işe el attıysak dikiş tutturamadık. o tarihçi, polisliğe hazırlandı, taksicilik yaptı, telefoncuda çalıştı... ben edebiyatçı, elektro markette çalıştım, muhasebecilik yaptım, kpss ye hazırlandım... o polisliği kazandı gitmedi, gidemedi, ben orta halli bi memuriyet puanı yaptım gitmedim gidemedim.
ikimizin de gönlünde öğretmenlik vardı, denedik olmadı.

şimdi yapabileceğimiz en iyi şeyi yapmak istiyoruz. tercüme bürosu açıp osmanlıca çeviri yapabiliriz. ikimiz de bu konuda iyiyiz. ayrıca o arap ama dile çok hakim değil. ben kürdüm ve dile çok hakim değilim. bu konularda zamanla kendimizi de geliştireceğiz.

bu işi ilk başta internet üzerinden denedik. cep harçlığı türünden paralar kazandık ama bu yaştan, 20 sene okuldan ve bu kadar birikimden sonra inanın çok ağır geliyor.

aile yardımlarıyla bi iş kursak dedik. bu konularda hiçbir tecrübemiz yok. yine de girmek istiyoruz bu işe.
şimdi bu konularda fikriniz veya alakanız olsun veya olmasın düşüncelerinizi paylaşmanızı istiyorum dostlar. ne yapabiliriz? nasıl yapabiliriz?
aklınıza gelebilecek en ufak şeyi bile yazın lütfen.
0
semender
(11.02.15)
firmayı şahıs adına yaparsanız kuruluşu 1000-1500 tl arasında mal oluyor. işyeri için bir araştırma yapın, kira ve depozito hatta emlakçı komisyonunu hesaplayın. takribi elektrik ve internet bağlantısı masraflarını çıkartın. kira ve diğer sabit giderleri en az 6 aylık peşin ödüyor gibi hesap yapın çünkü dükkanı açtığınız ertesi günü iş yağmaya başlamayacak.

bu masrafların ardından şunu hesaba katın: firmanız kayıtlı çalışmak zorunda olacak. bir arkadaşım daha önce tercüme bürosu açmak istemişti ama kazandığı paranın %53'ü falan vergiye gideceği için açmadı. nasıl bir hesap yöntemi kullandı bilmiyorum ama vergi konusunu iyi araştırın derim.

karınızdan vergileri çıktığınızda kalan para ikiye bölünecek. bu paranın size yetmesi için ayda kaç paralık iş yapmanız lazım bir hesaplayın mutlaka.

mesela kişi başı 2.000 TL istiyorsunuz. 4.000 TL net kar olması lazım. sabit giderleriniz 1.000 TL olsun. neye göre ve yüzde kaç vergi ödeyeceğinizi bulduktan sonra 5.000 TL + vergi olarak toplam kazanmanız gereken parayı bulun. bu arada vergi demişken sigorta primlerinizi de ödeyeceksiniz tabi unutmayın. diyelim ki ayda kazanmanız gereken para 8.000 - 10.000 TL arası çıktı. bu kadar iş alabilecek misiniz? gerçekçi düşünüp karar verin. bu tip işlere "tecrübemiz yok ama denemek istiyoruz" diye girerseniz büyük ihtimalle birkaç ay sonra kapatırsınız. bunun bir hazırlık süreci var. pazarlaması var. websitesi ve birçok internet sitesinde reklam verme işi var, bunlar için gereken efor ve zaman var...

hevesini kırmak istemem ama bu işe bodoslama girip de sonradan para kaybederek üzülmendense şimdiden hevesin kırılsın daha iyi. ha ben tecrübesiz olduğunuz ön bilgisiyle bunları söyledim ama bahsettiğin dillerde çeviri yaptıracak tanıdıkların hazırdır, yani başladığın gibi iş gelecektir, o ayrı. hakkınızda hayırlısı olsun.
0
karaage
(11.02.15)
önerim home-office düzeninde çalışmanız. hem sürekli masraf minimum olur, hem kafanız rahat. ilk aşamada ne kadar az masraf, o kadar dayanıklılık.
0
eksi sozluk e bir daha geldim
(11.02.15)
@karaage zaten oldukça detaylı açıklamış, benim tavsiyem de home office devam etmeniz. osmanlıca gibi dillerden çok para kaldırabileceğinizi sanmıyorum, çeviri büroları genelde avrupa dillerinde ve büyük firmalara proje bazlı çalışarak dükkanı döndürüyorlar.
bir alternatif olarak akademik hayatı da düşünebilirsiniz. müze, arşiv, enstitüler vs. araştırdınız mı?
0
lily briscoe
(11.02.15)
Osmanlıcayla dükkan döndüremezsiniz. Arapça -Kürtçe'nin gideri var onlarda da iyi değilmişsiniz.onları biraz geliştirebilirseniz olur bişeyler. ..aslında kürtçeden inglizceye yapabiliyor olsanız keşke piyasanın en bulunmayan elemanı...
Üstüne almanca- inglizce-fransızca gibi dillerde bağlantılarınızı yapmanız lazım bu dilleri çevirmeyen büro açma lüksünüz olmaz şu aşamada.
Yeminli tercümanım, ağırlıklı olarak yurtdışına çalışıyorum. 5 senedir sektördeyim ama çok kapsamlı proje yönetimi yaptım ve normal bir tercümana göre çok yüksek cirolarda çalıştım. bu işin iki yolu var: ya kendiniz iyi tercüman olacaksınız (mesela sadece inglizce yapan ama saatte 7bin karakteri gözü kapalı çeviren abilerimiz var) veya ekibinizi kuracaksınız toplu iş alabiliyor olacaksınız vs. fiyatlardan haberiniz varsa biliyorsunuzdur..ya tıp/hukuk vs çevirmeni olacaksınız ki fiyatı siz koyabilin ya da ucuza çok iş üretebiliyor olacaksınız piyasa böyle.
Türkiyede inglizce-almanca için 8-10 lira tercümana verip müşteriden 15 lira alarak dükkan çevirmek de çok zor. o 5 lira ile kira ödeyip, faturaları çıkarmak için ayda 250-300 sayfa içeriden başlıyorsunuz.
interneti küçümsemeyin...en sağlam müşterilerim hep internet üzerinden aldığım işlerle oldu. ama yurtdışına iş yapmayı deneyin, ofis açmantansa kendinize yatırım yapn derim.
çok ağır filan gelmesini de anlayamıyorum. polis olmam, öğretmen olamam, o zor bu ağır...gençleri anlamak gerçekten zor. bu işe her başlayan 3 kuruşla başlıyor emin olabilirsiniz.
0
niye ama
(12.02.15)
(26)

çocukken kitap okuyanlar

godoşu beklerken
NOT: Lütfen cevaplarınızı silmeyin. Not ediyorum unuttuklarımı. Hem arada ekleyen olur falan, onlar da görür hatırlar.En sevdikleriniz nelerdi?O zaman aldığınız tadı bugün alabiliyor musunuz? Sihir var mı hala?Mesela Peter Pan'di, Pal Sokağı Çocuklarıydı (her ne kadar Küçük Prens gibi biraz da yetiş
NOT: Lütfen cevaplarınızı silmeyin. Not ediyorum unuttuklarımı. Hem arada ekleyen olur falan, onlar da görür hatırlar.

En sevdikleriniz nelerdi?

O zaman aldığınız tadı bugün alabiliyor musunuz? Sihir var mı hala?

Mesela Peter Pan'di, Pal Sokağı Çocuklarıydı (her ne kadar Küçük Prens gibi biraz da yetişkin kitabı olsa da kimisi), Kaptan Grant'ın Çocukları, Hayvanlar Toplantısı, Şişkolarla Sıskalar... hatırlıyor musunuz bunları?

Yalvaç Uralîn bilmeceleri falan?

Küçük Kara Balık, Kurnaz Tilki, Aesop, La Fontaine :))))

benim en sevdiğim burada saydıklarımın bir kısmı ve başka şeyler. siz neler severdiniz?
0
godoşu beklerken
(10.02.15)
ron dennis
(10.02.15)
Akıllı pireler, başını vermeyen şehit.
0
Tears of Devil
(10.02.15)
demiryolu çocukları
dev şeftali
bi de enid blyton'un serilerini severdim
ama en çok harry potter
0
littlejack
(10.02.15)
Şeker Portakalı
Küçük Prens
0
balekmek
(10.02.15)
kucuk prensti. hala oyle
0
shotgunwoman
(10.02.15)
Yeniyüzyıldı galiba, her günbir ktaip veriyordu bir ara. Dünya klasiklerinin çocuk versiyonlarını onun sayesindeo kudum diyebilirim.

Hayal gücüme büyük katkısı olan Jules Vernenin kitapları, aya yolculuk ve Jack Londonunkiler favorimdi ve David Copperfield teki o duygusallık. Define adası. Pinokyo. Ömer Seyfettin hikayeleri. Kaşağı özellikle. AĞlamıştım.
0
Cursed Chico
(10.02.15)
Muzaffer İzgü'nün Anneannem serisi, Rifat Ilgaz'ın Bacaksız serisi, Cahit Uçuk'un Herte Verte Pitte serisi, Samed Behrengi elbette, Enid Blyton'un serüven serisi (soluksuz okurdum), Küçük Vampir serisini de çok severim, Pıtırcık serisi tabi ki, Dört Kafadarlar'ın korku kitapları vardı onları çok severdim, bir de resimli Hint Efsaneleri ve mitoloji kitaplarım vardı bayılırdım.

Saydıklarının hepsini hatırlıyorum, Yalvaç Ural'ın bilmeceleri vardı bende de:)
0
buff
(10.02.15)
cevap arası derlemesi; şu ana kadar geçenlerden tanıyabildiklerim: jules verne, gülten dayıoğlu, muzaffer izgü, enid blyton, r.l. stevenson, vasconcelos, dickens romanları; Seyfettin öyküleri, j.k.rowling

harika harika döktürün durmayın

@cursed chico: david copperfield duygusaldı da iki şehrin hikayesi vardı bi de dickens'ın o da çok fenaydı ya

london'ın vahşetin çağrısı di mi her klasikte vardı

çocuk kalbi vardı aklıma vasconcelos'tan geldi ne alakaysa :)
0
🌸godoşu beklerken
(10.02.15)
Ökkeş serisini hatırlıyorum.severek okurdum.
0
nickimi yermisin
(10.02.15)
Kimse yazmamış ama bir de Gülten Dayıoğlu vardı. Çok okudum çocukken ama lanet ediyorum şimdi o ucuz dramlara. Daha şanssız bir çocukluk geçirmiş olanlar Kemalettin Tuğcu falan da okumuş olabilir.
0
buff
(10.02.15)
kara elmas vardı. ah ulan 38 defa okumuşumdur. gururlu bir aygırın hayat hikayesi. sarı vardı sonra sefil bir köpek. demiryolu çocukları, robinson, Huckleberry Finn, mercan adası bir çırpıda saydıklarım.
0
cizgilerebasancocuk
(10.02.15)
@buff: benim okulda sınıf kitaplğında kemalettin tuğcu, gülten dayıoğlu, ömer seyfettin vardı zaten kitaplığı biz oluşturuyorduk.

dayıoğlu'nun ucuz dramları vardı belki ama Türkiye'nin gerçeği ucuz olmaya mahkum edilmiş dram ki. Tuğcu'da da durumun bu olması tesadüf değil. Yapacak şey yok, alın işte benim şansım ailemin abim ve bana çocukken çocuk klasiklerinden iki seri alması.

edit: Mark Twain geldi, evet yav huck finn ve kedüsü :)
0
🌸godoşu beklerken
(10.02.15)
@godoşu beklerken hiç mi hiç katılmıyorum sana. Dram sündürülüp cıvıtılarak ucuzlaştırılabilir de ya da misal Sait Faik'in öykülerindeki gibi olduğu haliyle alınıp basitliği içerisinde bir kıymetle sunulabilir. Gülten Dayıoğlu bokunu çıkarmıştır işin, kullanmıştır dramı. Çocuk bünyesi için de fazladır ayrıca o kadar ucuz dram. Biraz hayal gücü açıcı şeyler yüklemek gerekir çocuğa. Her neyse.

Ülkü Tamer'i ekliyorum listeye. Günışığı Hoşça Kal diye bir kitabı vardı mesela, kaliteli dram nasıl olur mük-kemmel bir örneğidir. Hala duruyor bu kitaplar kütüphanemde, olmayanları da alıyorum kendi çocuğum olursa okuturum diye.
0
buff
(10.02.15)
@buff

Doğru diyorsunuz. Denecek çok şey var aslında. Ben şöyle özetlesem işin bana nasıl göründüğünü: Bize Arabesk hayatımızın her alanında değişmeden ayak uyduralım ve yetinelim diye öğretildi sanki... Size katılıyorum ama nasıl desem şimdi koyduğum başlık bile duyarsızlığın daniskası gibi geliyor. Kitap okuma şansınız oluyorsa Dayıoğlu'nu bir süre sonra eliyorsunuz zaten. Ama okulun tek rafına biri gidip Dayıoğlu koymuşsa, 50 cm kara bata çıka falan km uzaktaki okula yürüyen çocuğun başka şansı yok...

Ülkü Tamer'in anca bazı şiirlerini bilirdim, şahsen not ettim, teşekkür ederim.

Alexander Dumas geldi aklıma ek (Siyah lale)
0
🌸godoşu beklerken
(10.02.15)
Çocukken hayvan gibi okurdum 1. Sınıfın sonunda 3. Sınıfın Kitaplarını okumaya başlamıştım.

Kemalettin Tuğcu Gülten Dayıoğlu filanda okudum. Sevmiştim ben çok mükemmel olmayabilirler ama b.k atmaya gerek yok bende kötü bir etkisi olmadı lisede Yüzüklerin efendisini okudum. O zamanlar filmi yoktu çok sınırlı bir kitlesi vardı. İlk ve orta okulda Jules Verne, küçük Çaplı klasikler, bolca çizgi roman ve küçük çocuk Edebiyatı okudum. Çocuk kalbi sokak Çeteleri, Robinson Cruise, filan falan.Lisede Türk ve dünya klasiklerini okudum. Komple 1 2 eser Hariç. Üniversite'de ise çok daha fazla okudum.

Inanılmaz faydasını gördüm. Evlenince tv almak yerine salonu kütüphane yapacağım tv izlemek yerine evleneceğim kişiyle kitap okurum diye düşünüyorum. Çocuklarımı da Kitaplı ortamda büyüteceğim.
0
efrasiyab87
(10.02.15)
Monte kristo kontu ilk oduduğum ve sonra her 2 3 yılda 1 tekrar okuduğum klasiktir en Sevdiğim kitap.

Insan ne ile Yaşar ise beni en çok etkileyen kitaptır. Hala Yön verir bazı konularda.

Harp ve sulh geç okudum iyi ki öylr olmuş tadını öylr aldım.

Sefiller , suç ve ceza sonraki favorilerim. Mükemmeller
Faust ayrı bir deha.
Beyaz geceler aşk için birebir.

100. Ad, Afrika'lı Leo, ve Semerkand okumadan geçilmemeli

Ve tabii Agatha Christie. Mükemmel dedektif hikayeleri
0
efrasiyab87
(10.02.15)
bi dakka bi dakka.

faust'u mu okudunuz çocukken, anlamadım :D
0
🌸godoşu beklerken
(10.02.15)
Ortaokul dönemi çocukluğa giriyorsa evet
0
efrasiyab87
(10.02.15)
@kbkb: yav teşekkürler, ben bunu da merak ediyordum tam.

bazı çocuk kitaplarını oturup tekrar okusam mı diye düşünmüyor değilim de :) nasıl olur acaba.

kitabın güzelliği yıllar geçtiği gerçeğini bastırsa, ben yine çocuk olsam.
0
🌸godoşu beklerken
(10.02.15)
Küçük Vampir serisi, Küçük Prens, Anneannem Serisi, Ökkeş Serisi, Harry Potter serisi, Bilgi yayınlarından çıkan birçok adını unuttuğum ve hâlâ kütüphanemde duran çocuk kitapları (diğerleri de duruyor), Aziz Nesin'in Şimdiki Çocuklar Harika'sı, Enid Blyton'ın serileri...

Çok severim okurum bunları arada bir hâlâ :)
0
mutlusismankedi2015
(10.02.15)
Muzaffer izgü, gülten dayıoğlu, ezop, lafontaine, can yayınlarının bi serisi vardı tümünü okumuştum, vasconcelos, aziz nesin aklıma gelenler
Oliver twist, çocuk kalbi vs
Bir de il kütüphanesinden aldığım bir seri vardı, miço diye bir karakter ve arkadaşları. Gemideydiler onların başından gecen maceralar. Çok istiyorum hatırlayamıyorum yazarını falan

o micolu seri galiba afacan besler di
0
kucukharfler
(10.02.15)
yukarıda yazanların çoğunu okumuş ya da az çok göz gezdirmiş olmakla birlikte

dört kafadarlar takımı
tübitak çocuk serisinden kitaplar
aziz nesin hikayeleri sizin köyde eşek yok mu, fil hamdı... (valla açık saçık şeyler de vardı ama okuyordum ben)

bunlar benim en beğendiklerimdi.

dünya klasiklerinin kısaltılmış versiyonları olurdu onları da severdim.
0
mistreated
(10.02.15)
Tam Enid Blyton'ın adı hiç geçmemiş diye şaşırıyordum ki, mutlusismankedi yazmış, Gizli Yediler ve Afacan Beşler en sevdiğim çocuk kitaplarındandı.
0
(10.02.15)
soru mükemmel :) geç de olsa cevaplıyorum, ilkokuldaki favorilerim:

jose mauro de vasconcelos - şeker portakalı. bunu okuduktan sonra gaza gelip bütün vasconcelos kitaplarını okumuştum. yalnız diğerleri çocuk kitabı değilmiş onu bilmiyordum ama yine de okumuştum.

henri charriere - kelebek. nefes nefese okumuştum bazı yerlerini. hey gidi :)

jules verne - iki yıl okul tatili, denizler altında yirmi bin fersah, seksen günde devrialem, ama en çok sevdiğim esrarlı ada. hatta kapağı şu: www.maxkitap.com dinozorlara çok ilgim vardı o yüzden büyülenmiş gibi kapağını seyrederdim.

samed behrengi - küçük kara balık.

ayla kutlu - merhaba sevgi.
ecx.images-amazon.com
bunu çok kez okudum, hala da özenle saklarım. sınıfın kitaplığından almıştım. bir kolunu kaybetmiş ufak bir taşralı kızın hayvanlarla olan güçlü bağıyla ilgili.

ufak, ciltli bir halk hikayeleri kitabım vardı. devler, tepegözler, dere tepe düz giden kahramanlar vs. tipik türk hikayeleri vardı içinde.

100 ünlü türk :) bir ara her evin demirbaşıydı sanırım.

yalvaç ural kitapları.

ezop, lafonten, ve de andersen denen herifin bunalım 101 temalı masalları. kibritçi kıza çaktırmadan ağlamıştım :)) bu üçünü tekrar tekrar okurdum.

hala sakladığım bir başka kitap 'dolu dolu anadolu', anadolu mitolojisini masallar şeklinde anlatan bir kitap.
0
lily briscoe
(23.02.15)
iskandinav masalları çok güzeldi hatırladığım kadarıyla
0
docrivers
(23.02.15)
o dönem aldığım tadı gençliğimde sadece martin eden'i okurken alabildim. kitap okumayı hala çok seviyorum, hoşuma giden bir kitabı okumaktan çok keyif alırım ama çocukluktaki gibi o saf, bol hayal dünyalı, büyülü okuma işini sadece martin eden'de yapabildim. onun sebebi de yazar olmak istemem. herhangi bir roman olarak okusam, çok kaliteli bir iş olmasına rağmen martin eden'de de hissetmezdim.

çok küçükken neler okuduğumu hatırlamıyorum ama 12-13 yaşındayken okuduğum ve çok sevdiğim kitaplar şöyle,

* açlık. ben 6 yaşımdan beri iskandinavyacıyım. sırf norveç'te geçiyor olması bile muazzam kılıyordu kitabı benim açımdan. okudukça karnım acıkırdı, mutfağa gidip peynir yerdim sürekli. yemek de yemiyorum ha, peynir yiyorum. ben de fakirim çünkü, öyle oyun oynuyorum aklımca.

* yüzbaşının kızı. puşkin'in olması lazım. general vardı, subay vardı, kız vardı. çok detay hatırlamıyorum romandan ama çok sevimli, samimi gelmişti bana.

* beyaz zambaklar diyarı ya da öyle bir şey. yengemlere giderdik bir dönem misafirliğe. evleri kötüydü ve kötü bir yerdeydi. orada canım çok sıkılırdı. onlardayken okurdum bu kitabı. rusların fin trenlerine tükürdüğünü hatırlıyorum. veya finler ruslarınkine tükürüyordu emin değilim.

* tom sawyer. kitapla ilgili hiçbir şey hatırlamıyorum ama bir oturuşta bitirdiğim tek kitap budur. 203 sayfa mıydı neydi sanki. 20 yaşındayım, edebiyat öğrencisiyim ve ben şu an bile bir oturuşta 200 sayfa okuyamıyorum. gerçi fontu falan büyüktü herhalde.

* çocukluğum. tolstoy'un olması lazım. bu kitaptan hiç unutamadığım büyülü bir kelime var: habarovka! tolstoy'un annesinin arazisiydi sanırım. satılacak mıydı neydi... çocuk aklımla çok sevmiştim bu kelimeyi. kitabın her yerine yazmıştım. o yaşta nerden öğrenmişim bilmiyorum ama kiril alfabesiyle de yazmışım XAbAPOBKA diye.

* denizler altında yirmi bin fersah. dayılarım denizci, o yüzden denizli şeylere falan ekstra ilgim olmuştur hep. bu da çok hızlı okuyup bitirdiğim kitaplardandı, bayılmıştım.

***

böyle. pek ezop, la fontaine okumadım ve işin açığı sevmiyordum da. hatırlıyorum sürekli okuturlardı bize. okurdum ama çok keyif almazdım yani, aklımda onların hikayelerine dair hiçbir şey yok diyebilirim şu çok klasik birkaç şey dışında.

benim anam ilkokul mezunudur ama şükürler olsun ki böyle bir kadın anam varmış. daha ilkokulda, ortaokul 1. sınıfta bu saydığım kitapları okuduysam, suç ve ceza'yı "anlamadım ben bunu" deyip defalarca tekrar tekrar okuduysam, şu an iki düzgün cümle kurabiliyorsam anam sayesinde. kitap da okumasaydım, az biraz dil işlerine yatkınlığım olmasaydı şu an çok daha kötü bir durumda olurdum.

çok duygulandım ağlıycam
0
der meister
(23.02.15)
(19)

kadınlar gerçekten evlilik peşinde mi?

mistreated
bu klişe geyik var ya kadın evlenelim diye ısrar eder erkek kaçar falan, bu gerçek mi? yani töreye göre yaşayan ya da erkeğin eline bakan, mahalle baskılı semtlerde yaşayan kadınları kastetmiyorum. buradaki kadınlardan da böyle ayda 2500-3000 üzeri kazanıp erkek kafalasam da evlensem diye düşünen va
bu klişe geyik var ya kadın evlenelim diye ısrar eder erkek kaçar falan, bu gerçek mi? yani töreye göre yaşayan ya da erkeğin eline bakan, mahalle baskılı semtlerde yaşayan kadınları kastetmiyorum. buradaki kadınlardan da böyle ayda 2500-3000 üzeri kazanıp erkek kafalasam da evlensem diye düşünen var mı ki? erkekler, böyle insanlar varsa ve sizi evliliğe zorluyorlarsa "neden evlenmek istiyosun ya?" diye sormuyor musunuz? ne cevap veriyorlar? erkek neden evlenmek istemiyor bi de, istediği ile sevişemeyeceği için mi? kadın da aynı şeyi düşünüyor olabilir?
0
mistreated
(06.02.15)
Şakacıktan ^^
0
pike
(06.02.15)
Degil
0
jaygatsby
(06.02.15)
27 yaşında sonra evet. istisnalar kaideyi bozmaz tabii.
0
Lt. Col. Frank Slade
(06.02.15)
bazilari evlilik manyagi, evet. canli orneklerini gordum. yalniz 2500-3000 ustu kazanma muhabbetini anlamadim.
0
fortisvita
(06.02.15)
maddi özgürlüğü az çok elinde olan demek istemiştim. asgarili kadar zor durumda olmayan yani.
0
🌸mistreated
(06.02.15)
@mistread 2500-3000 kazanma kafası ile ancak köyden gelen fadime ikna olur..
0
Lt. Col. Frank Slade
(06.02.15)
bu tip bir kız yüzünden en kabus dolu ilişkimi bitireli 4 ay oldu ve her sabah uyandığımda huzurla, şükranla doluyorum.
0
thracian
(06.02.15)
Çok sevdiğim birinden ayrıldım işte evlilik yüzünden.
100 soru sormuşsun tane tane anlatır kisin
0
kahve kokusu
(06.02.15)
Neden evlenmek istiyorlar, çünkü seçilmemiş/beğenilmemiş/bunu da alan olmamış konumuna "düşmemek" için.

"Düşmek"...

Evlenmek sınıf atlamak çünkü.
"Evlenilecek kadın/güzel kadın sınıfı"na atlamak..

Erkek neden istemiyor, (gerçekten neden istemiyor? Hizmet görecek..) çünkü tek bir kadınla yetinmek zorunda kalacak.

Halbuki evlilik kadin için daha korkunç. Toplumun statü dayatmasindan sindiriyor korkunclugu.
0
mandalina kokusu
(06.02.15)
çocuk istiyordur.. biliyorsun ki hatunların belli bi süresi var bu konuda.....
0
defnex
(06.02.15)
bence kadınların evlenmek istemesinin aile kurup, çocuk yapmasının dışında tek sebebi var o da kendisini güvende hissetmek.

şimdi hemen açıklayayım; ben şu zamana kadar hiç evlilik hayali kurmadım yani ille de evlenicem diyen bi insan değilim ama ille de evlenmek isteyen kadınları anlayabiliyorum.

ekonomik olarak bağımlı olan kadınlar bile evlenmek istiyor bunun sebebi uzun süreli ve gayet yerinde giden bir ilişkisi olsa bile, ''ee her şey çok güzel olduğu neden benimle evlenmiyor demek ki bir gün bırakıp gidecek'' algısı ile panikliyorlar ve zaman kaybı gibi geliyor çoğunda.
halbuki evlenip boşanan insanlar da var yok değil, yani evlenince tamam bırakıp gitmeyecek gibi bir durum oluşmuyor.

fakat erkek bunu evliliğe taşıyınca güven payını maksimuma çıkarmış oluyor ve yalnız kalmak istemeyen kadın da rahatlıyor. halbuki birlikte yaşasalar da evlenince değişen hiçbir şey olmuyor.

onun dışında sosyoekonomik olarak evlenmek zorunda kalan kadınları yazmıyorum maalesef bir kısmı evden kurtulmak için evlenmek zorunda. işi yok, yaşadığı çevre bekar kadına göre değil ve ataerkil düzen oturduysa o kadın için 25 yaş geç bile olabiliyor, 20'li yaşlarda hemen evleniyorlar.

kısacası kadın kendisini güvende hissetmek için evliliğe ihtiyaç duyuyorsa illaki biri ile evlenme yoluna gidecektir sevsin ya da sevmesin, ben öyle düşünüyorum.
0
neferkitty
(06.02.15)
"Erkek neden evlenmek istemiyor?" sorusuna kendi uzerimden cevap vereyim, ihtiyacim yok. BOyle bir ihtiyac hissetmiyorum, olayin ozu bu.
Kadin konusunda da aynen neferkitty +1 diyorum.
0
delifaruk
(06.02.15)
değiller.
0
fransizkalanadam
(06.02.15)
kendim de dahil olmak üzere çevremdeki çoğu arkadaşım tam tersi durumda.

mesela evi, işi olan bir arkadaşım, üstelik de evlenelim, çocuk sahibi olalım deyip duran adama yol verdi geçenlerde. evlenmek istiyor kendisi aslında, aile de kurmak istiyor. ama benim gözlemim, kendi ayakları üzerinde duran, ilişki tecrübesi olan kadın ince eleyip sık dokuyor ve kafası bozulunca adama direkt yol verebiliyor. özellikle 30+ için söylüyorum.
0
lily briscoe
(06.02.15)
@nefer

nası bi güven bu? yani kadın tek başına güvensiz bir varlık mı? niye güven istesin ki? erkek kadına nasıl bir güven veriyor? (yine çok medeni semtlerde yaşayan, maddi durumu az çok iyi insanlardan bahsediyoruz tabii)
0
🌸mistreated
(06.02.15)
kendinizde dahil cevrenizdeki kadinlarin cogunun tam tersi durumda olmasi zaten normal. kendi ayaklari uzerinde duran bir kadini evlenmeye itebilecek sebeplerin sayisi cok da fazla degil. sonucta paranizi kazanip kendinize bakiyorsunuz. belki vucutta bir saat calisiyor ancak artik gunumuzda plaza kadinlarinin da bircogu icin kariyer daha oncelikli.

ancak bu kadinlarin sayisi cok fazla degil, tersine cok az. agirlikli olarak evlilik pesinde demeyelim de kadinlar evlilige erkeklerden daha sicak bakarlar. bu durumun tam tersi plaza tiplerinde yasanir genelde. plaza kadinlari evlilige soguk bakarken plaza erkekleri evlenmek isterler. ilginc bir durum ancak sebebini bilmiyorum. hayatin banallesmesi yuzunden olabilir.
0
joy luck club
(06.02.15)
Ek olarak, kendi cevremdekilerden gordugume gore:
Kendi kendi ayaklari uzerinde durabilen (bilhassa ekonomik olarak) kadinlar uzun yillar evlenme yoluna gitmiyorlar. Tanidigim 30+ ve 40+ bekar kadinlar var, hepsi ama hepsi kendine yetebilecek durumda. Birine siginmaya ihtiyaclari yok. O yuzden yukaridaki arkadasin da dedigi gibi ince eleyip sik dokuma yoluna gidebiliyorlar.
0
delifaruk
(06.02.15)
ekonomik özgürlüğü elinde olsun olmasın tüm kadınlar belli bir yaştan sonra evlenmekten başka bir şey düşünmüyorlar. haklılar da. erkek için zor olmuyor ama kadın için bir yaştan sonra tek yaşamak çok zor olmaya başlıyor.
0
hzben
(06.02.15)
Zamanında şöyle bir şey yazmıştım, ortaya çıkarayım.
eksisozluk.com

Evlenmek isteyen kadın kadar, evlenmek isteyen erkek de var. Genelleyemem tabii de evlenmek isteyen kadından çok "Düzgün bir hatun bulsam da evlensem" diye yakınan erkek de görüyorum. Bana çoğu düzgün görünüyor kadın ve erkeklerin, bazı uç deliler dışında.
0
aychovsky
(06.02.15)
(3)

bu ne meyvesi?

exlibris
markette gordum bugunturuncgil muhtemelen, tekli satiliyor greyfurttan daha buyuk, file gibi bir ambalaji vardi. neydi bu?not: pepino degil
markette gordum bugun

turuncgil muhtemelen, tekli satiliyor greyfurttan daha buyuk, file gibi bir ambalaji vardi. neydi bu?

not: pepino degil
0
exlibris
(05.02.15)
Pomelo olabilir mi? Bunlardan görüyorum arada.
encrypted-tbn0.gstatic.com
0
aychovsky
(05.02.15)
pomelo
0
lily briscoe
(05.02.15)
resim yok evet.

pomeloymus evet. tesekkurler ciftcinin karagun dostlari
0
🌸exlibris
(05.02.15)
(14)

etle tırnak gibi olmak yerine ne söylenebilir?

lllllllllllllllllll
kafam durdu, neydi bunun alternatifleri/benzerleri?
kafam durdu, neydi bunun alternatifleri/benzerleri?
0
lllllllllllllllllll
(02.02.15)
can ciğer kuzu sarması?
0
rn
(02.02.15)
bir elmanın iki yarısı
0
whoosie
(02.02.15)
bir elmanın iki yarısı
0
spirit crusher
(02.02.15)
enseye şaplak
0
xenophobe
(02.02.15)
ayrılmaz ikili olmak
yediği içtiği ayrı gitmemek
aralarından su sızmaması
0
sir gawain
(02.02.15)
motorla motor yağı
0
eksi sozluk e bir daha geldim
(02.02.15)
tencere-kapak
0
lily briscoe
(02.02.15)
Cevaplarınız için teşekkür ederim. Peki şöyle şairane, naif bir deyim/söyleyiş yok mu bunun için?
0
🌸lllllllllllllllllll
(02.02.15)
Sıkı fıkı olmak.
0
lionel andres
(02.02.15)
bir daldaki iki kiraz gibiyiz
0
ladybug
(02.02.15)
mütemmim cüzü olmak

dede olmayanlarınız bilmez aq
0
namus ninjası
(02.02.15)
ruh eşi diyebilirsin şairane olacaksa.
0
yarmasimo
(02.02.15)
Aradığımı bulamadım ama cevaplarınız için teşekkür ederim
0
🌸lllllllllllllllllll
(02.02.15)
@trumanshow: aslında aradığım çok komplike ya da belirsiz birşey değil, etle tırnak sözünün eş anlamlısı işimi görür, sevmiyorum o lafı
0
🌸lllllllllllllllllll
(02.02.15)
(4)

hangi tarak?

Lola90
Sac kırılmalarını en aza indirmek için hangi cins tarak kullanılmalı?
Sac kırılmalarını en aza indirmek için hangi cins tarak kullanılmalı?
0
Lola90
(02.02.15)
sivas kemik tarak
cidden işe yarıyor.


kemiktarak.blogcu.com

www.kemiktarakci.com


bi de argan yağı kullan
0
corneillus
(02.02.15)
"tangle teezer"

3 senedir kullanıyorum, memnunum.
0
sage fouineur
(02.02.15)
body shoptan tahta tarak almıştım kuaförümün tavsiyesi üzerine, normalde deli gibi kabarık olan saçlarımı adam etti sağolsun. plastik taraklarla bilmeden elektriklendirmişim yıllardır. kesinlikle tavsiye ederim kırıksız, elektriksiz saçlarım var 2 senedir
0
kakamelsokoban
(02.02.15)
eğer saçın düzse body shop'un düz tahta fırçası mükemmel.
0
lily briscoe
(02.02.15)
(13)

manzaraya bakınca niye keyif alıyoruz?

uyutulan yogurt
ağaçların, derelerin, yeşilin olduğu bir manzara bize keyif verirken bi otobana bakmak ya da sıralı binalara bakmak niye keyif vermiyor?
ağaçların, derelerin, yeşilin olduğu bir manzara bize keyif verirken bi otobana bakmak ya da sıralı binalara bakmak niye keyif vermiyor?
0
uyutulan yogurt
(25.01.15)
ben pek keyif almıyorum. çabuk sıkılıyorum ama renk çeşitliliğinden olsa gerek.

otobanda sıkıcı bir monoton akış ve gri ağırlığı var. gri sıkıcı bir renk.
0
nawar
(25.01.15)
Her zaman görmediğimiz şeyler olduğu için
0
amarikanya fitbolcusu
(25.01.15)
Çünkü otobanları, binaları biz yaratıyoruz. Hepsi yapay. Nasıl yapıldıklarını, neler kullanıldığını (demir, çelik, vs.) biliyoruz. Oysa bir ağaca istesek de can veremeyiz, fidanken ona çok iyi baksak da ileride nasıl olacağını bilemeyiz, hep şans işidir. Kontrolümüz dışındadır doğa ve o yüzden büyülü gelir bize bence.

Az daha kassam din hocası olurmuşum kısfmet.
0
rivulet
(25.01.15)
Bi süre köyde yaşayınca da şehre bakmak keyifli, ağaca, manzaraya bakmak keyifsiz oluyo bende.
0
amarikanya fitbolcusu
(25.01.15)
Ben şehir çocuğuyum. Hiç köy hayatı yaşamadım, doğayla ilişkim haftasonu şehir dışında kurulan sitelerden ibaretti. 19umdan sonra doğaya girmeye başladım. Amatör bir ilgiyle kılık kıyafet aldım, güzel çakılar aldım. Canım sıkıldığında ağaçlık alanlara, su kenarlarına kaçmaya başladım. Kuru dalları kestim, biçtim. Kendimce vakit geçirdim, kafa boşaltım.
Şimdi ağaç görmek, kuş cıvıltısı, ufacık bir gölet görüntüsü beni rahatlatıyor, büyük ihtimalle yeşillik benim için kafa boşaltmak ile aynı şeye denk geliyor,
0
geven kafa
(25.01.15)
sehirlere hayran olanlar da var. mimari dokusu ruya gibi olan sehirler vardir oturur saatlerce bakarsin. istanbul'da var boyle yerler.

onun disinda agaclar gecmisten bu yana cekici olmuslardir. sehirler, nehirler cevresine kurulmustur ki o sulardan faydalanilabilinsin. deniz kenarlarina kurulmustur ki ticaret yapilabilsin. agac altlarinda dinlenilmistir ki ferahlik gelsin. butun bu pozitif yanlar edebiyata, kulaktan kulaga sozlere, aska, her seye de yansiyor hali ile.
0
Lorik Cana
(25.01.15)
çünkü senin deden olacak homo erectus, sabah mağarasından çıkınca kendini derelere ormanlara atıyordu.

beton binalar henüz evrimsel kodlarına işlenmediği için seratonin salgılanmaması normal.
0
bigl0rd
(25.01.15)
Çünkü ağaçlar, dereler, yeşil güzel, otoban ise gürültülü ve çirkin ve daha önce de söylendiği gibi işe yetişme, trafik vs gibi zamanları hatırlatıyor, ben güzel binalara bakmaktan da keyif alıyorum ayrıca, sıralı olmuyor pek ama. Yakından örnek vermek gerekirse Büyükada'daki güzel evleri izlemek de bir keyif.
0
(25.01.15)
trafiğin kirliliği, yoğunluğu rahatsız edici tabii.

ama orman, dağ manzarasının bizi rahatlatması bir açıdan kültürel bir olay. bu konu araştırmamın parçası olduğu için biliyorum.
mesela 150-200 yıl öncesine kadar vahşi doğayı keşfetmek, ormana gitmek, dağ tırmanmak gibi şeyler insanlarda hoş düşünceler uyandırmazdı, tam tersine bilinmezlik ve korkuyu çağrıştırırdı. bunun izleri özellikle edebiyat ve sanatta çok açık.

dünya endüstriyelleştikçe, insanların dünyaya 'hükmettiği' algısı yaygınlaştıkça, şehirleşmeyle insan ve doğa arasındaki mesafe arttıkça, doğaya dönme düşüncesi daha keyifli algılanır olmuş. tabii bunda teknoloji ve bilimin ilerlemesiyle daha fazla şey bilmemizin etkisi de var.
0
lily briscoe
(25.01.15)
Ben de siddetle merak ediyorum bu konuyu. Bana sorarsan insanlar olarak belli estetik, guzellik algilama algoritmamiz var. Herkesinki ayni degil ama ortak noktalar var. İste guzel dedigimiz manzaralarda gordugumuz renkler desenler sekiller bu algoritmaya uyuyor diye dusunuyorum. Bu soruya sal diye net bir cevap verilmesi zor tabi. Mesele "insan yapisi degilya iste ondan guzel geliyor" gibi basit degil. Soyut tablolar mesela, manzara degil, insan degil, hayvan degil, bina degil, tanimlanabilir bir sey değil ama bakinca hayran kaliyorsun. Bu sanatcilar bilerek ya da bilmeyerek bu algoritmaya uuduruyorlar goruntuyu.
0
delifaruk
(25.01.15)
Biri allah yapısı diğeri kul yapısı da ondan :)
0
piszenci
(26.01.15)
ona bakmaktan da keyif alanlar var.
0
sayns
(26.01.15)
çünkü hayvanız biz. pisliği biriktiren beton bloklarda değil kendi kendini temizleyen yeşil alanlarda daha sağlıklı yaşıyoruz.
0
sinek kral
(26.01.15)
(8)

ilk defa saç boyatmak

o degil dee
duyurunun sevgili kadınları, güzellik uzmanları, süslüleri, deneyimlileri bu işten anlayanları...saçlarını hiç boyatmamış birisi olarak artan beyazlarımın iyice sinirimi bozmaya başlaması nedeniyle, saçlarımı boyatmak istiyorum. yani aslında istemiyorum, doğal rengimi seviyorum ve bir kere başlayınc
duyurunun sevgili kadınları, güzellik uzmanları, süslüleri, deneyimlileri bu işten anlayanları...

saçlarını hiç boyatmamış birisi olarak artan beyazlarımın iyice sinirimi bozmaya başlaması nedeniyle, saçlarımı boyatmak istiyorum. yani aslında istemiyorum, doğal rengimi seviyorum ve bir kere başlayınca sürekli saç boyatmak da istemiyorum. bir de aynı tonu tutturabileceklerini pek sanmıyorum. ama herkes boyat artık şu saçlarını diyerek sinirimi bozuyor. kimi ara ara beyazlar karizmatik duruyor diyor, kimi bakımsız. ay bilemedim ben de.

şimdi size bir takım sorularım var.
1) saç boyatınca beyazların arttığı söyleniyor mesela bu doğru mu?
2) ilk boyayı illa kuaförde mi yaptırmak lazım? yani ben bir kutu boya alsam boyasam becerebilir miyim?
3) bu ışıltı attırma olayına ne diyorsunuz? acaba öyle bir şey bütün saçı boyamaktan daha mı mantıklı? onda da böyle koyu kumral saçıma çok açık bir şey yapar da saçma sapan bir şey olursa diye korkuyorum. rüyalarıma giriyor.

ne yapsam bilemedim?
0
o degil dee
(22.01.15)
öncelıkle mümkün oldugu kadar boyamamaya calıs zira kendı sacın kadar saglıklı olmayacak boyadan sonra.her boya beyazları tam anlamıyla kapatmaz ablamdan ve yakın bir arkadasımdan biliyorum.en mantıklı olan kendı saç rengine beyazları kapatacak sekılde boyamandır.beyazların onlerdeyse kendınde yaparsın yoksa bi kuaförun boyaması daha hos olur .
0
nanelimonportakal
(22.01.15)
soruna cevap değil ama madem saçının renginden memnunsun dışardan gelen seslere tıka kulağını. boyatıp maf etme saçını derim ben.
0
nwnd
(22.01.15)
1)evet.
2)çok büyük bir ton değişikliği yapmayacaksanız,kendi saçınıza yakın olacaksa renk,kendiniz yapabilirsiniz ya da bir arkadasınıza rica edin.
3)bir arkadasımın önlerde beyazları vardı,sarıya yakın derecede açtı önleri,lily munster stayla:) ben çok beğeniyorum ama herkes sevmeyebilir.

bir de saç rimelleri var watsons'ta görmüştüm,yengem de kullanıyor.
onlar da baya kapatıyor.
www.stilivo.com

ama şahsi fikrim ya kendi saç renginize yakın boyatın ya da hiç boyatmayın.bir de kuaförlerin deneysel çalışmalarına maruz kalmayın:)
0
demoniclewinsky
(22.01.15)
Boyatma guzelim sacini, boya asla dogal gibi olmayacak
0
balpolen
(22.01.15)
1) doğru
2) becerirsin ama eczanelerde satılan organik boyalardan kullan çünkü saçına daha az zarar verir
3) ışıltı attırma olayı hoş durabilir ama hem açıcı kullanılacak hem de boya ve sürekli aynı yerler boyanamayacağı için saçın bir sre sonra zarar görecek ve diplerden yine beyazların çıkacak

önerim: kendin 1 kutu organik boya al ya da kuaföre git ve organik boya kullanılmasını söyle ama saçının tamamını boyatmak yerine sadece beyazlarının olduğu bölgelerdeki o tutamları boya/boyat. kendi saç renginin 1 ton açığına da boyayabilirsin. koyusuna boyama ama çünkü her boya (özellikle de koyular) akmaz.
0
m e l t e m
(22.01.15)
bakımsız durması saçına nasıl baktığına da bağlı. bir kere bence saçta çok beyaz varsa artık uzatmamak lazım, en fazla omuz hizasında olmalı.

düzenli kuaföre gidip kesiminin hep taze durmasını sağlamalısın.

saçların düzse daha şanslısın, düzleştirici kullanarak fönlü durmasını sağlayabilirsin. düz saçlı olmak bu açıdan avantaj bence.

saç kıvırcıksa biraz daha zor çünkü beyaz saçlar kafalarına göre takılıyorlar ve çok hoş durmuyor. o zaman saçın iyi nemlenmesini sağlayıp kıvırcık belirginleştiren ürünlerle bakım yapabilirsin.
0
lily briscoe
(22.01.15)
@lily briscoe saçım düz ve omuzlarıma değmiyor, 2-3 ayda bir kestiriyorum. düzleştirici falan da kullanmıyorum hani zarar görmüyor. çevremdekilerin görüşü biraz farklı bir şey olsun hatta rengini değiştireyim yönünde. yani beyazlarla ilgilenmemem de bakımsızlık onlara göre :)
0
🌸o degil dee
(22.01.15)
ben gratis ve watsonlarda satılan naturtint diye bir markayı kullanıyorum şansıma saçımın rengi var, naturel bir renk, dip boyadığım belli bile olmuyor, amonyaksız falan filan.
rengi saçıma çok yakın olduğu için boyayamamak gibi bir durum yok, gördüğüm beyazlara abanıyorum, sonrası karman çorman. gayet güzel görünüyor. fiyatı kutunun 33 lira mı ne, indirimde stokluyorum 20 liraya.
kuaförler 5 liralık boyayı alıp 100 lira para istiyor.

İlla kuaföre gidicem dersen ışıltı koydur o zaman, ama beyazlar gene beyaz kalacak.
0
urasil
(22.01.15)
(11)

Çince araba arkası yazısı

kimlanbu
Şu fotoğraftaki arabanın arkasında ne yazıyor çok merak ettim :) Var mı çince bilen ?http://i.imgur.com/5UFySzl.jpg
Şu fotoğraftaki arabanın arkasında ne yazıyor çok merak ettim :) Var mı çince bilen ?

i.imgur.com
0
kimlanbu
(22.01.15)
nehir
0
t joe
(22.01.15)
kesin bilgi mi destekli mi atıyorsun ?
0
🌸kimlanbu
(22.01.15)
sadece nehir yazıyor olamaz orada. parantez içlerinden biri anca nehir olabilir.
t joe sağ altta yazanı söylüyor :)
0
iz
(22.01.15)
ahsdkjflsdf :D
0
🌸kimlanbu
(22.01.15)
cinli arkadasa sordum simdi, pek de anlamadi. galiba anlamsiz. yani tek tek anlamlari var, mesela en bastaki su, sonra fiyat yaziyor, sonra festival gunu yaziyor. ama cumle butunlugu yok~
0
heygidim
(22.01.15)
ilki su,ikincisi 9 rakamı,üçüncüden itibaren diğer im(karakter)lerin hepsi anlamsız.
0
alexsei
(22.01.15)
eminim nehir yazma amacı vardır orda
0
ytse jam
(22.01.15)
kelimeleri parantezlerden çıkarınca japonca şöyle oluyor:
水(su) 九(dokuz) 価格(değer) 祭日(bayram) 定価(fiyat)

birleştirince ne oldu, hiçbir şey. anlamsız.
0
anonim yazar
(22.01.15)
tahmin ettiğim gibi "chicken translate" olmuş, eğlenceli bir şey çıkar belki dedim ama olmadı :)
0
🌸kimlanbu
(22.01.15)
Görünce şu geldi aklıma:

www.epicfail.com
0
johan sebastian
(22.01.15)
anlamda bütünlük yok, rastgele karakterler.
bir de çok popüler olan bir çince sticker var, hala görürüm ara ara tofaşlarda falan, hong kong bi şey bi şey yazıyodu tam hatırlamıyorum ama bütün karakterler ters, yani ayna görüntüsü gibi :))
0
lily briscoe
(22.01.15)
(25)

pizza nasıl yenir?

sen olmayan cocuk benim
ciks mekanlar olsun, sıradan mekanlar olsun elimle yiyorum ben hep. yanında çatal pıçak getiriyorlar ama ben kullanmıyorum onları. siz nasıl yiyorsunuz? abesle iştigal etmek olmuyor değil mi elle yemek?not: "balık tavuk kelle bunlar yenir elle" tümcesine "pizza"yı da ekleyebilir miyiz :) ?
ciks mekanlar olsun, sıradan mekanlar olsun elimle yiyorum ben hep. yanında çatal pıçak getiriyorlar ama ben kullanmıyorum onları. siz nasıl yiyorsunuz? abesle iştigal etmek olmuyor değil mi elle yemek?

not: "balık tavuk kelle bunlar yenir elle" tümcesine "pizza"yı da ekleyebilir miyiz :) ?
0
sen olmayan cocuk benim
(21.01.15)
elle yenir. çatal bıçakla yemeye çalışanla alay ederim.
0
sir gawain
(21.01.15)
Çatal bıçak kullanarak dilimleri kesin olarak ayırırım..
Her zaman düzgün kesilerek gelmiyor çünkü ya da peynirden dolayı hemen yapışabiliyor..
Sonrasında çatalla bıçakla işim olmaz, elimle yerim..
0
mutekebbir
(21.01.15)
Elle tabii ya. Hiç ciks mekanda yemedim ben gerçi. Dominos çocuğuyuz!
0
ufukcel
(21.01.15)
çatal bıçakla yersen alay ediyorlar +1
hiç bakmıyorlar dudağın mı çatlamış, bu yüzden mi küçük lokmalar haline getirip öyle yemeye çalışıyorsun, ondan mı çatal lazım, bıçak lazım... hiiiç.
daha önce elle giriştiğini görmemişmişmişler gibi basıyorlar alayı, kalayı :P
tecrübe ile sabit :)
0
iz
(21.01.15)
elle yenir.
0
Alt4y
(21.01.15)
Dilimin kenarlarından yukarı doğru hafif bir kavis vererek tutar ve yerim.
0
battal gemalmaz
(21.01.15)
Elle yerim genelde ama bıçak keskinse çatal bıçakla yerim :)

Millet neresiyle yerse yesin banane bu arada :)
0
redeath
(21.01.15)
ben çatal bıçakla yiyorum hoş hamburger dıışındaki herşey için aparat kullanırım hamburher yerken de elim ekmeğe deymez sadece kağıdı tutarım. sevmiyorum elimin yağlanmasını. elimi yemekten sonra yikasam bile o arada yağlı kaldığı için içim bir kötü oluyor.
0
kuzey li
(21.01.15)
Canım nasıl istiyorsa. Catal bicakla da yerim, elle de yerim. Alay edenler cok da tın.
0
mandalina kokusu
(21.01.15)
nasıl ya herkes elle mi yiyor? ben evde dominos vs. yerken elle yiyorum (artık) çünkü hamuru sağolsun buna izin veriyor da, düzgün bir restoranda pizza yerken çatal bıçak kullanıyorum. hamuru ince, malzemesi büyük büyük parçalar halinde oluyor çünkü. istesem de elimle tutamam onu ben.

gerçi ben kanat yerken bile çatal bıçak kullanan insandım. yavaş yavaş alışmaya başladım elle yemeye.
0
treamorg
(21.01.15)
canim cekti, hemen bi buyuk soyluyorum. bana 30 tele borclusun artik.


tabiki de eller yenir.
0
ne desem bilemedim
(21.01.15)
ben genelde elle yerim de bazen ellerim pis oluyor ya da tam tersine ellerim kirlenmesin istiyorum o zamanlar çatal pıçakla yiyorum.

edit: pizza yeme şeklinden bile karakter analizi yapmışlar vay anasını.
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(21.01.15)
valla italyanlar elle yiyorlar benim gördüğüm kadarıyla...
0
nohutcan
(21.01.15)
Yuvarlak, dilimsiz pizza ise çatal bıçakla yiyorum. Dilimlenmiş Domino's türü pizza ise elle yiyorum. Ama en sevdiğim yeri son, en sevmediğim yeri ilk yediğim için dairenin dış kısmından başlayıp içeri doğru yiyorum. Yiyordum.
0
aychovsky
(21.01.15)
tek kişilik pizzaysa çatal bıçakla yiyorum.
orta-büyük boysa dilimi elime alıp yiyorum.

ikisinde de ev dışarısı ayrımı yapmam.

yalnız alttaki cevaptan sonra şunu demek istiyorum: hangi mekan hangi yemek olursa olsun insanın yemek yeme tarzından görgü çıkarımında bulunmak ne kadar mantıklı bilemedim. yemek yahu. yiyoruz bitiyor falan. bu kadar anlam yüklemeye gerek yok sanırım.
0
okuyamıyom ben ya
(21.01.15)
Hangi ortamda olursa olsun, pizzayı çatal bıçak kullanarak yiyen insan görgüsüzdür.
0
angelus
(21.01.15)
3 kilo hamurdan yapılmış dominos pizzaları elle yemeye müsait olabilir ama gerçek italyan pizzası yerken elle dalmak çok mümkün değil.

özellikle orta kısmı çok ince ve bol malzemeli oluyor, dilimi tutup havaya kaldırsan da o kısmındaki malzemeler ağır geliyor. üstüne başına dökmeden yemek zor o şekilde.

buna dalga geçerim, görgüsüzlük vs demek çok ilginçmiş. çin lokantasına gidince çatal bıçak ister bu arkadaşlar genelde :) ki istemelerinde de problem yok, herkes nasıl rahat ediyorsa öyle yemeli.
0
lily briscoe
(21.01.15)
dilimlenmemisse catal bicakla dilimliyorum, gerisini elle yiyorum.
ücgen dilimin dairenin disina kalan kisminda basparmakla orta parmagi köselerin altina sokuyorum, isaret parmagimla hamuru üstten kirip hafif katlayarak afiyetle mideme indiriyorum.
0
shi aila
(21.01.15)
Elle yerim catalla yiyen de gormedim. Gorsem garip karsilarim.
0
halitkin
(21.01.15)
nyc valisini topa tutmuşlardı çatal bıçakla yiyor diye
www.theguardian.com
0
air
(21.01.15)
emirkulu2
(21.01.15)
Karsimdakine bakiyorum. Elle yiyorsa daliyorum elle. Catal bicak kullanan kilin tekiyse ben de catal bicakla baslayip 5 dk sona yine elle daliyorum. Maksat cok kaba olmadigimi bastan gostermek dgshdgsh
0
letheavendangered
(21.01.15)
Donut, hamur inceyse ice dogru ikiye katla diklemesine, oyle ye yine de elle yemek istiyosan.
0
letheavendangered
(21.01.15)
istersen götünle ye kime ne ? amma şekilci oldunuz arkadaş.
Yemek yiyorsun lan neden takıyorsun bu kadar. Rakı susuz içilir, pizza elle yenir, şarap çataldan içilir, şampanya pabuçtan...
Noluo olm bi sakin lan.
Alt tarafı zıkkımlancan ya da 2 kadeh ziftlencen ne taktınız bu kadar ne nasıl diye yahu.
bi sakin amk
bi sakinnn...

Tamam bırakın ben sakinim bişey söylüyorum :)
0
erty_ksk
(21.01.15)
Erty_ksk, bi sakin delüğanlı diyecektim de sen demişsin zaten kendine "bi sakin amk bi sakin" diye :)
0
🌸sen olmayan cocuk benim
(22.01.15)
(21)

Kayinvalideyle birlikte oturmak.

Mamutabi
Elimizde oldukca genc ve yeni evli bir cift var. Bu cift esi hayatta olmadigi icin yine oldukca genc (48 yasinda) ve her isini yapabilen kayinvalideyle birlikte oturmak durumunda kaliyorlar. Burayakadar hadi normal diyelim, malum turk erkekleri anneciklerine asiktirlar. Aman yalniz birakirlarsa kurt
Elimizde oldukca genc ve yeni evli bir cift var. Bu cift esi hayatta olmadigi icin yine oldukca genc (48 yasinda) ve her isini yapabilen kayinvalideyle birlikte oturmak durumunda kaliyorlar. Burayakadar hadi normal diyelim, malum turk erkekleri anneciklerine asiktirlar. Aman yalniz birakirlarsa kurt kapar annelerini. Pekii bu genc ve yeni evli ciftin gece 11 bucuga kadar anneyle dip didibe ayni odada, seyretmedikleri bir televizyonun basinda, anneyi yalniz birakmamak icin oturmasi, sadece uyku bahanesiyle odalarina cikabilmesi normal midir? Benim ailem ve arkadaslarim fazla batili ve modern olduklarindan kesinlikle normal bulmuyorlsr bu durumu ve asiri tepki veriyorlar. Artik daha fazlasosyo kulturel cevreden insanin bulundugu eksi duyuruya, ozellikle kizlara soruyorum, boyle bir duruma ne kadar dayanirdiniz? Dayanamamak normal midir?

Not: annesinin oglusunun uykusu geldigi icin apar topar sevisip yarim bolum dizi izlemekten baska bir aktivite yapamiyor ciftimiz. Ama anne de anlayisli cumartesi ya da pazarlari cift tek basina yemege, dolasmaya falan cikabiliyor.
0
Mamutabi
(21.01.15)
erkegim, bu durum cok anormal.
anne genc, tek basina yasayabilir, neden boyle yapmiyor? Ekonomik sebeplerden mi!
0
Sarix
(21.01.15)
ben dayanamazdım, kayınvalidemi çok sevsem bile.

ayrıca 48 yaş çok genç bugünkü şartlarda. yanında oturup oyalanacak yaşta değil o kadın, kendi hayatı olmalı.

gençler olarak ona yapabilecekleri en büyük iyilik kendine ait bir hayat kurması için destek olmaları olur.
0
lily briscoe
(21.01.15)
Türk erkekleri annelerine aşık diye bir şey yok. Herkes sever anasını babasını, ama sevginin bir normali bir de anormali var. Bu ilişki sağlıksız görünüyor. Halen annesinin kuzusu modunda adam. Geline zaten diyecek bir şey bulamadım. Kayınvalide genç, elden ayaktan düşmüş ya da kendine bakamayacak durumda, hasta filan değil. Niye kabul etmiş ki böyle yaşamayı...
0
m e l t e m
(21.01.15)
@sarix Hayir, oglun iki ev gecindirmeye, hatta zorlasa iki ev alip dayayip dosemeye dahi durumu var. Ancak millet annesini birakti der, bir kac seneye bakariz, annem cok kirilir boyle bir sey twklif edersem, hep birlikte baska sehire tasinirsak o zaman olur, yurt disina kacsak anca pesimi birakirlar gibi aflarla gecistiriypr oglan. Olay guzidw guney dou anadolumuzda geciyor bu arada. Kiz ise batili universite mezunu bir anne babanin tek cocugu. Kultur farki da var yani.
0
🌸Mamutabi
(21.01.15)
ya bizim doğu kültüründe aileler vıcık vıcık. en alakası olmaması gereken adamlar yeri geliyor hayatına müdahil olmaya çalışıyor. bu yaşadığın durumlardan daha sertine ailemize gelen batılı gelinler maruz kalıyor. ne bileyim kendimi ve eşimi böyle gereksiz gerilimler içerisinde bırakmak istemem. artı ülkeden ayrılacak onlarca sebep varken bu da tuzu, biberi oluyor. yine bi şekilde siktir olup gitmeye bağladım. Allah kolaylık versin ablacım.
0
the feel good
(21.01.15)
@meltem gelin 19 yasindayken bok varmis gibi kacarak evlenmis, salatalik kadar beyni opmayan bir arkadasimiz. Bu arada universite sinavlarina hazrlaniyor falan. Tam bir cahil ergen yani.
0
🌸Mamutabi
(21.01.15)
o zaman isi zor. katlanacak mecbur derdim ama uzuldum de bir yandan.
0
Sarix
(21.01.15)
19 yaşında bok var gibi kaçarsa çeksi, mustehak
Kaçmak ne ya. O kadar meraklı demek ki. Yarım saatlik mevzu için katlansın hanımkız.
0
emirkulu2
(21.01.15)
@emirkulu2
Yazmayayım demiştim ama senin yazdığını görünce yazayım dedim...

Kızın üniversite mezunu ve batılı olduğu söylenen anne babası kızı bekaret takıntısıyla yetiştirdilerse kız da 19 yaşında kaçar, gider evlenir tabi. Genelde evden kaçan, küçük yaşta kendi rızasıyla evlenen kızlar bu konuda baskı altında yetişmiş oluyor.
0
m e l t e m
(21.01.15)
meltem doğrudur dediğin de, bi bekaret için de evlenilmez yani. yıl oldu 2015, 2-3 milyara anında dikiveriyorlar çok isterse. sırf o işse mesele, kk forumu dilediğince yaşayıp bunu yaptıran kızlarla dolu. bence kızın kendinde salaklık var.
0
emirkulu2
(21.01.15)
@meltem hic hic alakasi yok. Ne kizda ne ailesinde lafi edilecek sey bile degil o. Tamamen severek uzaktan uzaga olmuyor denerek bir kacma bu.
0
🌸Mamutabi
(21.01.15)
çocuk felan yoksa boşanmak daha kolay olacaktır. başka bi çözüm göremiyorum.
çocuk yaparsanız o anne ilaç gibi gelecektir, gitmesin diye can atarsınız :)
0
ravenudon
(21.01.15)
@emirkulu2
Kızın kendisi dürüsttür, seviyordur, karşısındakini aptal yerine koymak istemiyordur ve bu yüzden bu diktirme eylemini zavallılık olarak görüyordur belki? Çözüm karşındakini aptal yerine koymak değil ki, seni olduğun gibi kabul edecek birini bulmak, sevmek varken. O dediğini yapanların eşleriyle çıkar için evlendiklerini düşünüyorum.

Neyse, konudan sapıyoruz. Çocuklarımızı baskıyla büyütmeyelim özetle...

@Mamutabi
Çocuk olmasa bari. Belki ileride kız pişman olur da ayrılmak ister, çocuk varken ayrılamaz... Anne baba olmak ne zor ya. Ödüm kopuyor bizim de ileride çocuklarımız böyle şeyler yaparsa diye.
0
m e l t e m
(21.01.15)
anlayamadığım kısmı: gelin hanım bu durumu bilerek yerinden yurdundan kalkıp adamın yanına gelmemiş mi?
şimdi yaşayınca, tecrübe edince mi pişman oldu ve kurtulmak istiyor durumdan?
"ikna ederim ayrı oturmaya" diye mi düşünüyordu yoksa adam mı dürüst davranmadı ve bu anne ile yaşama olayını dayattı?
bu soruların cevapları önemli...
0
iz
(21.01.15)
kayınvalidemle sadece elden ayaktan düşmüşse, yatalak hastaysa ve bakacak kimsesi yoksa otururum ve bakarım da en iyi şekilde. ama bu kayınvalidenin böyle bir durumu yok, kusura bakmasın onunla oturup televizyon izlemek, onun keyfine göre hareket etmek ve yaşamak zorunda değilim. böyle birşeye dayanmazdım, saçmalık. ya o gitsin başka bir eve, ya da eşimle ben.
0
rock n roll
(21.01.15)
cevapların hepsini okumadım ama sorun erkekte. anne bu durumdan sıkılıyor bile olabilir. ya da şu an hoşuna gitse de iki gün sonra sıkılacaktır - çünkü çok genç. kesinlikle normal değil bu durum. oğlu da annesinin genç olduğunun ve evlenebileceğinin farkında olabilir ve kıskançlıktan dahi yapıyor olabilir. bizde de ergen kuzenim bir benzerini aynı yaştaki annesine yapıyor çünkü.
0
pokerface
(21.01.15)
Eğer annenin kocası bu çift evlenmeden önce vefat ettiyse ve kız bu durumu bile isteye kabul ederek yerini yurdunu bırakıp gittiyse müstehak.
evlenmeden önce bir zahmet bunları oturup konuşsalarmış.
sonrasında oldu ise durumu kabul etmeyecekti.
her gün gidelim,oturalım,evin alışverişini vs yapalım,her türlü yanında olalım ama aynı evde yaşamam mümkün değil diyecekti.(mecburiyetler vardır onu anlarım.)

annenin de bu konuda anlayışlı olması lazımmış,kendi söylemeli oğlum sizin eviniz ayrı benimki ayrı diye.

Kendi annem 1 hafta ziyarete geliyor,tv karşısında saçmasapan dizi izlerken daralıyorum,söylenip duruyorum.Kızın dayanamaması doğal da hata üstün hata yapmış.Nasıl toparlar bilemiyorum.
0
demoniclewinsky
(21.01.15)
kacip gelen bir gelini erkek annesi pek sevmez.
kesin maraza cikar isin sonu.
0
fleshbloodmore
(21.01.15)
müstahak
acımasız gelecek belki de o kız kaşınmış, dayanamayacaktı neden kaçmış hem de doğuya dizi izliyormuş bak o kadar hiç mi doğu dizisi izlememiş??..
madem dayanamıyor o zaman da boşansın madem. hiç ağlamasın benden zırnık merhamet işlemez valla. akıllı olsun birazcık.
0
niye ama
(21.01.15)
ayrı ev tutçak durumu varsa karşı daireyi tutsunlar ona. Hem dibinde hem uzağında olur.
0
accorbite
(21.01.15)
Evet türk erkekleri anneciklerini sever ve bu konuda kızlar kadar ikiyüzlü olamadığımız için kimse kusura bakmasın.

Soruna cevap olarak; Konuşarak her şey çözülür.
0
Solem2
(21.01.15)
(27)

pattis salatası nasıl lezzetli yapılıyordu?

proletarier aller lander vereinigt euch
bunu lezzetli hale getirmek için ne atıyoduk içine?
bunu lezzetli hale getirmek için ne atıyoduk içine?
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(20.01.15)
sumak?
0
fraise
(20.01.15)
o allağın emri zaten başka?

haklısın bence de der meister
0
🌸proletarier aller lander vereinigt euch
(20.01.15)
pattis salatası, pattisten başka yiyeceği olmayan bağzı ırkların dünyaya kazandırdığı (!) saçmasapan bir yiyecektir. lezzetli olmasının imkanı yoktur. patatese saygı duyarım, benim patates arkadaşlarım da var. ama "patates salatası" dediğimiz şey ne katarsan kat lezzetli olmaz. yavan, kuru, tatsız tuzsuz bir şey olur.
0
der meister
(20.01.15)
Yeşil soğan.
0
teoridefeminist pratiktegeysa
(20.01.15)
e klasiktir zaten; taze sogan, maydanoz, kivircik, zeytinyagi, limon, tuz, sumak. seversen pul biber. ben gecen gun lolorosso da koydum ama kivirciktan pek bir farki yok kendisinin, renk verir sadece.

ha icine reyhan, nane vs koyanlar da var, ben sevmiyorum.
0
fraise
(20.01.15)
Kimyon, kirmizi biber
0
oh lilian
(20.01.15)
maydanoz? limon? pul biber? karabiber?
0
sir gawain
(20.01.15)
Farkli bi pattis tarifi istersen ben su sekilde yapiyorum
Pattisleri cok iyi ezilcek kadar hasla.
Sonra catal ile ez pure gibi olsun.
Tencerede sivi yag sogan salca uclemesi yap yemek yapar gibi.
Bu karisimi sicak sicak pattise dok ve iyice karistir.
Icine zevkine gore ufacik dogranmis maydanoz yesil sogan sumak pul biber tursu marul vs ekle.
Afiyetle yiyiniz. Misafir icin kaseyi ters cevirip servis ediniz. Cay saatinden ziyade yemek yanina yapiyorum. Kofte ile iyi gidiyo.
0
photo85
(20.01.15)
işte sorun burda. bunların hepsi olmasına rağmen lezzetsiz. sanırım der meister'ın dediği gibi. bu yemeğin olayı bu.
0
🌸proletarier aller lander vereinigt euch
(20.01.15)
limon suyu, zeytinyağı, sumak, karabiber, tuz, pul biber, kimyon hepsini bir kapta güzelce çırpın iyice karışana kadar. patatesler ılımaya yakınken, daha sıcakken bu sosu döküp, 10 dakika kapağı kapalı bekletin, sonra diğer malzemeleri ekleyin.
0
Phoebe
(20.01.15)
pastırma
0
istege bagli sigortasiz
(20.01.15)
sezar sosuyla ılık yenebilir.

limon, hardal, zeytinyağı, sumak, kırmızıbiber, azcık kimyon ile klasik salata yapılabilir.

bi de patates güzel değilse lezzetli olmaz tabi, doğru patates almak lazım. ama o konuda uzman değilim.
0
pokerface
(20.01.15)
patates salatasına lezzetsiz demek vicdansızlıktır.
maydonoz, dereotu, yarım daire şeklinde zar gibi ince doğranmış kuru soğan, sumak, karabiber, limon
0
screamshot
(20.01.15)
soğan+sumak+limon suyu altın oranları
0
kakao
(20.01.15)
kötü patates salatası yoktur, az limon vardır.
0
sckxyss
(20.01.15)
eşim patates yemeğine kimyon ve tarçın koyunca ağzımın içinde festival havası esiyor. resmen o anda yediğim yemeğe aşık oluyorum. salatasına da iyi gidebilir.
0
karaage
(20.01.15)
@sckxyss +100

bol limon, bol soğan.
0
piremses
(20.01.15)
kardeşim bol limonla, soğanla ben de lezzetli olurum. pattis salatası lezzetsiz bi' şey. kabullenin bunu.
0
der meister
(20.01.15)
Biz haşlanmış yumurta da koyuyoruz patates salatasına, üstüne de yağda az salça pul biber kavurup döküyoruz, çok güzel oluyor.
0
hala mi ceren yahu
(20.01.15)
+1 hala mi ceren yahu
0
teknikekip
(20.01.15)
haslanmis yumurta, yeşil zeytin, dereoutu da koy.
0
jaygatsby
(20.01.15)
turşu
0
shotgunwoman
(20.01.15)
zeytinyağın güzel olacak bu bir.

limonunu ve tuzunu kısmayacaksın bu iki.

patatesleri çok büyük doğradıysan sadece patates tadı alabiliyor olabilirsin bi de buna bak, üç.
0
physcos physcos
(20.01.15)
limon yerine balzamik sirkeyle dene. yağını esirgeme patates yağ kaldırır.
0
lily briscoe
(20.01.15)
sosunu patatesler soğumadan daha ılıkken katıcaksın ki içine çeksin. hatta bu şekilde sosu bol yapıp birazını ılıkken birazını da soğuyunca dökebilirsin.
0
warrior princess
(20.01.15)
soruya kaynak yapayım.

akşamdan mı yapıp ertesi güne şeyetmek iyidir, yoksa sabah yapıp öğlen mi yemek lazım?
0
emirkulu2
(20.01.15)
@emirkulu bence sabah-öğlen daha iyi. soğan durdukça ağırlaşır, en kısa zamanda tüketmeli.
0
lily briscoe
(20.01.15)
(6)

duyurunun sporseverleri (angelus, arnold kosunnn)

fraise
yardiminiza ihtiyacim var.spor salonunda spor yapmaktan nefret ettigime karar verdim; en fazla 1 ay gidip sonrasinda gitmemek icin kendi kendime bahaneler uretmeye basliyorum ve gitmiyorum. oturdugumuz sitenin spor salonu var ama orasi da beni pek sarmadi. biraz basik yapmislar sanirim yarim saat ka
yardiminiza ihtiyacim var.spor salonunda spor yapmaktan nefret ettigime karar verdim; en fazla 1 ay gidip sonrasinda gitmemek icin kendi kendime bahaneler uretmeye basliyorum ve gitmiyorum. oturdugumuz sitenin spor salonu var ama orasi da beni pek sarmadi. biraz basik yapmislar sanirim yarim saat kalinca bunaliyorum.

ben evde ya da disarda spor yapsam nasil olur? amacimiz kardiyo ve biraz da yag yakip sikilasmak.

1. disarda kosuya ve yuruyuse cikabilirim ama deli dana gibi kosup kosup gelmenin bir etkisi yok sanirim; tempolu kosmak gerek. e ben bu tempoyu nasil ayarlayacagim, bilen eden var midir?

2. evde ne tarz egzersizler yapabilirim? mesela tabata yapsam nasil olur? sadece 4 dakika cok az bir sure tabii, ekstra neler yapmak gerek?

velhasil spor salonu efekti yaratacak her turlu oneriye acigim efendim, tesekkur ederim simdiden herkese.
0
fraise
(20.01.15)
Koşuyu HIIT formatında yaparsın. Arada Tabata roundları da yapabilirsin koşuda.

Evde de yapabileceğin bir dolu Tabata kombinasyonu var. Şınav, burpee, crunch, mountain climber, jumping jack gibi bir dolu alternatif var. Tabata 4 dakika ama tek round yapmak zorunda değilsin. Bir kaç tur döndürebilirsin.
0
arnold schwarzeneger
(20.01.15)
ben de spor salonundan kurtulmaya calisiyorum; freeletics diye bir yontem varmis, aletsiz, sadece vucut agirligi kullanilarak spor yapma yontemi gibi, ona bakacagim. tecrubeli arkadaslarin freeletics hakkindaki yorumlarini da merak edyorum.
0
nawres
(20.01.15)
arnold, hiit iyi hos da ben oradaki tempo ayarlama kismini nasil yapacagimi bilemiyorum. kafama gore mi takilayim?
0
🌸fraise
(20.01.15)
Bir 5 dk yürü. Kalça, arka bacak ya da baldırında gerginlik olmadığına emin ol. Sonra 1 dk. yardıra yardıra koş, 1 dk. yürü. Bu setlerden 7-8 tane yapmak sana yeter. Tempoyu zaten vücudun belirleyecek. Sen koşarken maksimum gücünle yüklen. Nabız takibi falan zor iş.
0
arnold schwarzeneger
(20.01.15)
telefonuna nike training club uygulamasını indir. hedefine göre bir program seç ve yap. tabii öncesinde ve sonrasında ısınmayı/gevşemeyi atlama. kan ter içinde kalacaksın, çok ciddi çalıştırıyor. 2 kiloluk dambıllarını da hazır tut yanında.
0
lily briscoe
(20.01.15)
Eğer önceden bir spor deneyimin yoksa birkaç hafta uzun yürüyüşler yap. Bu sana gerekli kondisyonu kazandıracaktır. Sonrasında 1 dakika yürüyüş 1 dakika depar şeklinde minimum 28 dakikalık koşulara başlayabilirsin. Bu sana oksijen tüketimi ve mitokondri uyarımı nedeniyle yağ yakıp kas hücrelerini uyarma bakımından en faydalı egzersiz olacaktır.

Evde ise Tabata protokolünü uygulayabilirsin. Bu 4 dakikalık bir uygulamadır fakat birkaç tur dönebilirsin. Ben 45 ila 60 dakika arasında yapıyorum. Arnold yapabileceğin hareketleri zaten söylemiş, bunlara ek air squat plank ve leg raises gibi hareketleri kombine edip çalışabilirsin.

Youtube'da şunun gibi videolar var: www.youtube.com Hareketleri yapış ve dinlenme sürelerini buradakilere göre ayarlayıp yapabilirsin.
0
angelus
(20.01.15)
(22)

Hayvanlar İğrenir mi?

jihat
Ne dersiniz?Ben tamamen içgüdüsel olarak "hayır" diyorum.
Ne dersiniz?Ben tamamen içgüdüsel olarak "hayır" diyorum.
0
jihat
(20.01.15)
Bence iğrenir.

Hem biz de hayvanız.
0
amarikanya fitbolcusu
(20.01.15)
bokunu örten kedi
0
namus ninjası
(20.01.15)
Tamamen salliyorum, bence de hayir. Onu birak, ben herseyi tamamen suursuz yaptiklarini dusunuyorum.
0
delifaruk
(20.01.15)
şunun şuursuz olduğunu düşünen şuursuzdur asıl:
facultypages.morris.umn.edu
0
namus ninjası
(20.01.15)
Bir kedinin burnuna azcık kolonyağı koklat o iğrenme ifadesini 5 yıl uğraşsan yine yapamazsın
0
Solem2
(20.01.15)
@namus ninjas bence içgüdüsel o.
0
🌸jihat
(20.01.15)
hayvanlar iğrenir ama daha çok yemenin sakıncalı olabileceği şeyler için.

insanlar kadar karmaşık iğrenme duyguları olamaz tabii ama iğrenmek, korku gibi temel duygulardan biri.

fareler üzerinde deney yapmışlar mesela ve bazı maddelere karşı mide bulantısı belirtileri göstermişler.
0
ermanen
(20.01.15)
bir kedi elindeki sigaraya yiyecek bir şey sanıp yaklaştığında, iğrene iğrene kaçarken fark edersin sigaradan iğrendiğini. :) iğrenirler yani evet.
0
emfuzi
(20.01.15)
iğrenir tabii ki.

ayrıca namus ninjasının paylaştığının içgüdü ile uzaktan yakından alakası yok. hayvanları beyinsiz, aptal canlılar sandığınız için öyle geliyor.
0
nawar
(20.01.15)
ahah öyle bir iğreniyorlar ki hem de.

mandalina yerken illa kabuğunu kedime koklatırım, yüzündeki o iğrenme ifadesi ve geriye doğru atlayarak kaçmasını görmek için :D
bir de sevmediği bir yemek koyarsan yaklaşıp kokluyor ve sırtının derisini titretip iğrenerek kaçıyor.

şuursuz falan değiller. öyle bir numaracı, kumpasçı, hınzır ki onlar. her şey içgüdüyle açıklanamaz. bir adım sonrasını planlayıp tuzak kuran tiplerden bahsediyoruz.
0
lily briscoe
(20.01.15)
iğrenir, sever, öğrenir, her şey içgüdü değil.
0
kuzey li
(20.01.15)
iğrenir neden iğrenmesin. ama hiçbiri bizim kadar prenses değil, o yüzden eşikleri daha düşük.
0
sir gawain
(20.01.15)
hayvanin igrenmesi icgudusel diyorsun da insanin igrenmesi ne? bir de icgudusel olarak hayir diyorsun filan, enteresan seyler yapiyorsun.
0
fortisvita
(20.01.15)
İğrenmeyi hayal gücümüzü kullanıp kendi kendimize yarattığımız bir şey olarak düşünürsek hayır bir kedi bok yediğini düşünüp iğrenmez. Fakat bozuk bir tavuk derisini kokladıktan sonra yememeye karar verebilir, buna iğrenme denir mi emin değilim.

Ayrıca hayvanlar fiziksel olarak bizden daha üstün olsalar da zeka olarak insanın yanına yaklaşamazlar. Görüp etkilendiğimiz çoğu hareketleri duygularının yansıması. En zekilerinin yetenekleri taş, sopa gibi alet kullanmak çemberden atlayıp kurabiyeyi kapmak vs. olabilir. Hayvan sevip besliyoruz ama abartmamak lazım yeterliliklerini.
0
burberry
(20.01.15)
iğrenme tepkisi hastalık bulaşma ihtimaline karşı geliştirdiğimiz korunma duyusudur. Hayli güçlü bir tepkidir ve hem bir çok nöron gubunu aktive edebilir hem de defansif mod için gerekli olan hormonları tetikleyebilir.

Bu hayatta kalma güdüsü türe göre hemen her canlıda (sadece hayvan değil) gözlemlenir. İğrenme olarak özelleşmiş tavırlar ise genel uyarıcılar dışında, sadece temporal korteksi gelişmiş primatlarda sosyal davranış olarak gözlemlenebilir.

İnsanlarda primitif uyarılar ve sosyal ilişkiler üzerinden suni sebeplerle de tetiklenebilir ki buyrada gözlemlenen atımların büyük çoğunluğu amigdala ve duyusal korteksde olsa da, farklı kombinasyonlar da görülebilir. Yapılan deneylerde bazı diğer primat türlerinde de ilkel örnekleri görülmüş olsa da, hiçbir zaman insanlardaki kadar karmaşık ve detaylı değil bu nöron kombinasyonları.
0
rygard
(20.01.15)
keçiler başka bir hayvanın otladığı yerden otlamaz mesela.
0
zgrydn
(20.01.15)
melancholia
(20.01.15)
Insanlarin kendilerinin hayvan oldugunu dusunmeden kendilerini ustun gormesi hep cok komigime gider.

Cevaba gelirsek, igrenmenin tam olarak hangi asamasi bilinc gerektiriyor da bilincsiz oldugunu sandigin hayvanlar igrenmesin? Igrenmek cok temel bir hayvan icgudusudur.

Ek: Alttaki arkadasim, belli cok zekisin ama sen yine de ayar vermeye calismadan once okudugunu anlamaya calis. Kelimelerin tek basina anlamlarina takilan yok. Referans verilen anlamlara odaklan. Sonra da soruyu soran ve cevap veren bazi arkadaslarin bakis acisini anla. Sonra yine ihtiyacin olursa gel konusalim. Hadi kolay gelsin.
0
f_d
(20.01.15)
Insanlarin "biz de hayvaniz" deyipte kelime anlamlarina takilmasi hep komigime gider. "Hayvan" denen seyin kelime anlamina inersek evet biz de hayvaniz, bunu bilmeyen kalmadi zaten. "Hayvan" dedigimizde akla gelen seye bir kelime bulunsa da hepimiz kurtulsak. Evet biz de canliyizda ayni sey degiliz iste neden zorluyorsunuz? "Onlardan ustunuz, ezelim onlari, onlara hukmedelim" diye birsey yok tamam da ayni sey degiliz yani, biri "hayvanlar" ile ilgili bir konu actiginda neyi kastettigi gayet aciktir, "hepimiz hayvaniz" ayri bir konu ve artik sikti.
0
delifaruk
(20.01.15)
Çok garip bir hikaye anlatayım. Bir inek aldık. 20 yıl önce bu olay. Annesi doğurur ama ölür. Biz bu sekilde aldık ve büyüttük. 120 bin nüfuslu ilçenin tam ortasında. Insanlar belediyeye şikayet etti vs biz vermedik bu ineği. El bebek gül bebek büyüttük. Ve ayrıntıları geçiyorum. Bildiğin köpek gibi ailenin insanlarını ayırtediyordu. Herkese yaklasmiyordu. Inanir mısınız bir kere ısırılmış elmayı bile yemiyordu. Isterse muz olsun bir insanın bir kere ısırdığı hiç bir şeyi yemeyen bir hayvan hem de inek. Hayvanı hamile bırakmak için boğa boğa gezdirdik hamile kalmadı. En son suni döllenme ile hamile kaldı. Bir gün belediye yüzünden satmak zorunda kaldık. Annem babam sanki kızını gelin vermişler gibi hüngür hüngür ağladı.
0
ground
(20.01.15)
namus ninjası
(20.01.15)
evet. şu aralar hepimizden iğreniyorlarmış hatta.
0
dolaysiz tumlec
(20.01.15)
(3)

Amsterdam'dan yakın mesafe nereye gidilebilir?

sadasti
birkaç günlüğüne amsterdam'da olacağız. buraya yakın gezilebilecek (tren veya otobüs ile olur) önerilerinizi var mıdır?
birkaç günlüğüne amsterdam'da olacağız. buraya yakın gezilebilecek (tren veya otobüs ile olur) önerilerinizi var mıdır?
0
sadasti
(19.01.15)
Brugges var. Bir de ben otobus ile Paris'e gecmistim geceden. 7 saat suruyor.
0
delifaruk
(19.01.15)
Rotterdam
Luxemburg
Brugge (görmeden ölme!)
Brüksel

trenle en uzağı 1,5 saat.

iyi eğlenceler..
0
Fayfa
(19.01.15)
sanırım siz günübirlik amsterdam'dan gidip gelebileceğiniz bir yer soruyorsunuz. brugge uzak kalır.
kuzeye doğru küçük ama çok turistik bir kasaba olan volendam'a gidebilirsiniz. geleneksel kostümle fotoğraf çektirme, bir sürü hatıralık eşya falan isterseniz. balıkçı kasabasıdır güzeldir. gerçi bu mevsimde keyif alabilir misiniz bilemedim.

haarlem, utrecht, leiden yakındaki diğer şehirler. hepsi güzeldir. eğer müzeye meraklıysanız leiden ve den haag daha uygun olur. leiden ve utrecht öğrenci şehirleri, den haag'da da şehir merkezi, parlamento, eski binalar, cafeler, müzeler ve kule çok hoş. mimariye meraklıysanız rotterdam'a gidebilirsiniz. erasmus köprüsü, rem koolhaas'ın de rotterdam binası, küp evler, yeni açılan markthal vs. pek çok mimari çılgınlık orada.
0
lily briscoe
(19.01.15)
(9)

Afrika seyahati

dessy
Aramızda Afrika'yı gezmiş, görmüş birileri var mı? Varsa aşağıdaki sorular tam size göre!1) Hangi ülkelere gittiniz?2) Turla mı gittiniz?3) Hangi aylarda seyahat ettiniz?4) Size ne kadar mal oldu?Geçen arkadaşla böyle bir konu açıldı. Hemen gideceğiz değil tabii ama akla yatarsa sene sonuna doğru bi
Aramızda Afrika'yı gezmiş, görmüş birileri var mı? Varsa aşağıdaki sorular tam size göre!

1) Hangi ülkelere gittiniz?
2) Turla mı gittiniz?
3) Hangi aylarda seyahat ettiniz?
4) Size ne kadar mal oldu?

Geçen arkadaşla böyle bir konu açıldı. Hemen gideceğiz değil tabii ama akla yatarsa sene sonuna doğru bir plan yapabiliriz. Turistik olan şeylerden pek haz etmiyoruz. O yüzden tur olayına girmek istemiyoruz. Sizlerin deneyimlerini öğrenelim istedik.
0
dessy
(19.01.15)
Var mobilim akşam cevap yazarım
0
basond
(19.01.15)
Nick The Chopper, pahalı yerlerde falan mı kaldınız? :O Yani, fiyat olarak bu durumda kişi başı 7 - 8 bin TL'yi gözden çıkarmamız mı gerekecek? :O
0
🌸dessy
(19.01.15)
Fırsat buldum yazayım 2 defa rwanda ya gittim nijeryaya gittim uganda demoktratik kongo fildişi sahilleri hakkında birince derece bilgiye sahibim, kısaca bu ülkelere gidilmez.

Ama kenya ve tanzanya çok güzel ülkeler oralara deniz kum vb şeyler için gidilir.
Fiyatlar pahalı rwanda da 1 geceliğine 1 kişi 100 dolardı sadece kahvaltı vardı.

ha yemekleride çok lezzetli değiller
0
basond
(19.01.15)
O ülkelere neden gidilmez basond? Tehlikeli olduğu için mi? Yoksa gerek olmadığını mı düşünüyorsunuz?

Bir de, vaktin olduğunda, sorduğum sorulara da cevap alabilirsem çok memnun olurum :) Şimdiden teşekkür ederim.
0
🌸dessy
(19.01.15)
afrika fiyat performans olarak çok pahalı bir kıta. 1'den fazla ülkeye gitmeyi düşünüyorsanız eğer tek girişli vize parası olarak ülke başına ortalama 75 doları gözden çıkarın. sonra sırf şehir gezmeyecekseniz milli parklara girişi, milli parklara ulaşımı, oradaki en ufak bir aktivite falan avrupa'yla kıyaslanmayacak derecede yüksek. perdeyi 100 dolar'dan açıyorlar. konaklaması da aynı oranda yüksek. hostel vs tarzı konaklama da en azından bu dönemde pek sağlıklı değil. ebola her ne kadar batı afrika'da görülse de ben afrika'nın hiç bir köşesinin tam olarak güvenli olduğunu düşünmüyorum.
0
kaynaklari etkin kullanamayan iktisatci
(19.01.15)
rwandada görecek hiçbir şey yok bir tek soykırım müzesi var her insanın midesi kaldıramaz.

Nijeryada kano bölgesine gitmiştim uçaksavar silahlı jeeplerin korumasıyla ancak otele gittim. Terör fena halde.

Kongo terörün yüksek olduğu bir yer ve fildişi sahilleri sahilleride terör olmasa bile sokak terörü diyebileceğimiz şey var yani gasp vb.

Ben ve arkadaşlarım görev icabı bu ülkelere dağıldık ve senenin belli zamanları dönüşümlü olarak 10 ar günlüğüne gidiyoruz gittiğimizde yer hakkında ayrıntılar paylaşıyoruz. Söylediklerim gidip yaşayanların söyledikleridir.
Unutmadan Cibutiye giden arkadaşlarımda pek olumlu şeyler söylemediler.

1-Rwanda Nijerya
2-görev icabı gittim
3-şubat ağustos
4-Şirket her şeyi karşıladı yeme içme bana aitti bir kolaya 5 dolar verdim. Yemekleri kötü olduğu için bir bavul konserve götürdüm. Totalde 10 günde 200-300 dolar arası sadece yeme içmeye gitti. Ulaşım otel vb şeylere hiç para ödemedim.
Hediye bir anahtarlık aldım 10 dolardı. Hatırada alınmaz.
0
basond
(19.01.15)
İnanılır gibi değilmiş. Ve tabii, pahalılığı konusunda çok cahil kalmışım.

Bilgi veren herkese çok teşekkür ederim.

Aktiviteler için para harcanma olayı bir nebze anlaşılabilir ama bir kolaya 5 dolar verme vs. Ben neredeyse hiçbir gezimi bin tl'nin üzerine getirmedim. Pahalılığını duyunca moralim bozuldu. Ben dünya gözüyle hiç safari göremeyecek miyim? Afrika'ya adım atamayacak mıyım? :(
0
🌸dessy
(19.01.15)
Dessy sen nicke bakma asil bir kardesimiz kendisi:)))

Bu ara gitmeyi dusunuyprsaniz gidilecek en uygun yer guney afrika orada da cape town.su anda yaz mevsiminin en guzel zamani,rahat rahat basiniz agrimadan gider takilirsiniz.iyi otel gecelik 100 dolara malolur.programa gerek yok.havalaninda inince nizami sor.kendisi ozbeoz karadenizli capetownun bir numarasidir.alir sizi istediginiz gibi bir otele goturur.tur yapar vs.subat sonuna kadar en guzeli bu.mart nisan mayis icin tanzanya,kenya olur.iyi otel gene 100 dolar.tanzanya ucuzdur cok masrafiniz olmaz.aksamustu buyuk sivrisinek bulutlari olabiliyor yanliz.o yuzden casinosu falan olan bir otele gitmek lazim 6 dan sonra pek disari cikilmaz oluyor.geri kalan afrikayi konfor acisindan tavsiye etmeyeyim.

Tanzanya da hosuma giden sanat kampi gibi alanlar olmustu.gidip bir hafta vs kalip takiliyorsun resmini yapan,kitabini yazan envai milletten insanla beraber.cok keyifliydi.kisaca jambo:)
0
cizgilipijama
(19.01.15)
gitmedim ama gidenlerden methini duyduğum bir yer: gana.
çevre ülkelere nazaran daha modern, demokratik ve iyi durumda olduğunu duydum. giden tanıdıklarım da tavsiye üzerine gitmişler.
orada afrikalı bir aile yardımcı olmuş, bir sürü yer gezdirmişler. onlar da üç beş yardım yapmışlar teşekkür mahiyetinde. çok güzel bir deneyimdi diyorlar. tabii oradan nereye geçilebilir bilemiyorum. ebola durumunu da bilemiyorum.

tanzanya - zanzibar da çok güzel diye biliyorum ama sanırım zengin turistlerin çok gittiği bir yer olduğu için fiyatlar el yakabilir.

ben olsam güney afrika'ya giderdim.
0
lily briscoe
(19.01.15)
(11)

kindle nedir ne değildir

timmie
ne gibi avantajları var ne yapabiliyoruz?
ne gibi avantajları var ne yapabiliyoruz?
0
timmie
(18.01.15)
150-200 kitabı yaklaşık 200 gr. bir alete sığdırabiliyor. gerçekten inanılmaz değil mi?
0
mrvengeance
(19.01.15)
avantajının olduğunu sanmıyorum , yeni bir popüler kültür ikonu, tikilerinden elinde geziyor işte. 150-200 tane kitabı normal bir günde çantada taşıma zorunluğun varsa bilmiyorum tabi .
0
docrivers
(19.01.15)
@docrivers kardeşim kategorize etme luzumsüz şeyleri, 5 senedir kullanıcısıyım. nalburum.

örneğin amazondan aldığın bir kitapta okuyucuların en çok altını çizdiği paragrafları görebiliyorsun. bazı paragraflarda yazarın ek anlatımlarını bulabiliyorsun. notlarını, altını çizdiğin yerleri, ıvırları zıvırları ayrı bir bölümde bulabiliyorsun. teknoloji, ve kindle kağıdın 1000 adım ötesinde. bence kitapseverler için çok faydalı bir teknoloji. normal bir günde yanında 1 adet mini kütüphane taşıyor oluşun bence çok süper bir teknoloji.

yalnız kindle'dan önce yüzüklerin efendisi üçlemesi ve ansiklopedi hariç hiç kitap okumadım. bu görüşüm biraz havada kalabilir.
0
ateyist_
(19.01.15)
gerçekten kitap seven insan tutkuyla bağlı olan kinder süpriz bozuntusunu almaz aldırmaz, öyle aman aman bir avantajı olduğunu sanmıyorum , bundan 100 yıl sonra avantajlı olabilir ama günümüzde kindle şöyle böyle on numara ateş ediyor falan dememek lazım bence , çok basit bir ürün, olmasada olur.
0
docrivers
(19.01.15)
@ateyist_

aslında en güzel tarafı mesela "eşek hoşaftan ne anlar" cümlesinin "eşek hoş laftan ne anlar" şeklinde düzelttiği durumlar. hastasıyım. zira cehalet gerçekten çok zor, çok zor.
0
mrvengeance
(19.01.15)
İngilizce kitap okuyacak seviyeye ulaştığımı düşünüyordum ben. Ama bilmediğim bir kelime çıkınca çok takılan biriyim. Bilgisayar başında sözlükten bak, tekrar kitaba dön tüm konsantrasyonum dağılıyordu. Kindle aldım, bilmediğim kelimeye tek tıkta bakıp okumaya devam ediyorum, mutluyum.
0
benim adim kerim hepinizi severim
(19.01.15)
@docrivers amca sen bi kenara çekil allasen :)

benim için en büyük avantajı maliyet oldu, kitaplar pahalı bu aleti al, ayda 2-3 kitap okusan maliyetini çok rahat çıkartır. bir de "acaba alsam değer mi" dediğim popüler kitaplara bakıyorum, önceden meraktan berbat kitaplara para verirdim, şimdi beğenmezsem siliyorum.

alt çizme/not almayı sevmem, ama seviyorsan bu aletin hoş bi özelliği.

bi de kalın kitapları okurken elini yoruyor, bu alette rahat okunuyor.
0
doxanikee
(19.01.15)
kitap okuma hızımı arttırdı benim çünkü yanında sürekli kitap taşımak mümkün olmuyordu.şimdi istediğim her boş anımda istediğim kitabı makaleyi vb okuyabiliyorum. sözlük özelliği de çok hoş bilmediğin kelimenin anında anlamını öğrenebiliyorsun. öğrenci olduğum için ve sürekli taşınma durumları olacağı için fiziki olarak var olan kitaplar ekstra yük oluyordu ( çok sevdiğim kitaplar hala var evet ama bir merak alıp okuduğum kenarda köşede kalan kitaplar yok mesela artık)kindle sayesinde bunun önüne geçebiliyorsunuz.
bir de bilmeden etmeden yok popüler kültür ikonu yok tikilerin elinde geziyor yok bilmem ne diye insan kategorize eden tipler kullanmıyor, bu da harika bir özellik.
bazen tek bir kitap bile ağırlık olabiliyor her gün 150 200 kitabı çantada taşıma zorunluluğun olmasa da.
bu zamana kadar kendime aldığım en güzel şey.
0
tuborg yesili
(19.01.15)
bi kere yerden tasarruf dağınıklığı önlüyor, o konuda harika bişey kendileri bence. yanımızda 100-200 kitap taşıma olayına gelince, evet normal günde o kadar kitap çantamızda taşıma zorunluluğumuz yok,haklısınız ama zaten 200 kitabı aynı anda okurum diye atmıyoruz içine,gerçi durun öyle demiyim kendi adıma konuşayım :) ben öyle yapmıyorum en azından, nasıl ki kitapları okuyacağım zaman tek tek almıyorum bi kaçını alıp kitaplığıma koyuyorum, okumak istedikçe raftan alıp okuyorum, bunda da aynı mantık var bence, sanal kütüphane yapıyorum okuyacağım zaman içinden açıyorum tek tek atmaya indirmeye uğraşmıyorum, üşengeçim zaten yapmam öyle şey ben :) bi de gerçek kitap sever öyle şeylerle okumaz fikrine de katılmıyorum maalesef. kitaplarımla aşka yaşayan biriyim. evet basılı kitaba da bayılıyorum. ama arşivlik olarak düşündüğüm kütüphanemin parçası olacak kitapları alıyorum öyle. misal mayakovskinin şiir kitabını baya böyle ciltli miltli alır koyarım kitaplığıma. ama kütüphanemde olsada olur olmada sa olur deyip okuyup geçtiğim kitapları gayette ebook olarak okuyorum. ha bi deders kitabıydı ingilizce çalışma kitabıydı vs vs onlarıda ebook olarak tercih ederim. bi de son olarak makaleydi, sonra okurum dursun burda diye kaydettiğim bikaç sayfalık yazılar vs onlar için deiyi bişey bence :) ne yardan ne serden geçerim yani :)

not: bunları telefondan tabletten ebook okuyan birisi yazmıştır. hayalindeki ebook okuyucuyu yurtdışından getirecek birini bulup ona kavuştuğundaki mutluluğu düşünün :)
0
yildirimeda
(19.01.15)
bende kobo mini var, el kadar bir şey. bilgisayara bağlıyorum, sürükle-bırak yapıyorum tamamdır. okurken altını çizme, sözlük, wifi ile bağlanıp kobo store'dan kitap indirme gibi özellikleri var. şarjı sık kullanımda bile bir ay gidiyor.

edebiyatçı ve kitap hastası biri olarak çok faydalı bir buluş olduğunu düşünüyorum. trende, durakta, kafede, bir yerde beklerken vs. çantamdan çıkarıp kitabımı okuyorum. özellikle seyahate çıkarken bir sürü romanı yanımda taşımaktan kurtardı beni.
0
lily briscoe
(19.01.15)
Hala "tutkuyla bağlı olan..." falan gibi cümleler kuruluyor. Komik...

Almayı düşünüyorum, avantajını söyleyeyim. Bestsellerle yetinecek kadar sığ birisi değilim. Türkiyede satılan kitaplar bazı duygusal sığırlara yeterli gelebilir. Ama benim okumak istediğim kitapların neredeyse hiçbiri Türkiyede yok. Amazon'da ise e-book olarak var. Alıp okumayı düşünüyorum. Yoksa akıllı telefon, ipod touch, kindle üç tane şey taşımak bana da çok mantıklı gelmiyor. Ama belirli bir yerden sonra ihtiyaç.
0
günde 3 litre kola içen adam
(19.01.15)
(11)

adını bir türlü öğrenmeyen kedi

mutevazi
benim küçük oğlum aylardır hala adını öğrenemedi. diğer kedilerde yaşamamıştım böyle bir sorunu.zeka seviyesinden kaynaklı olabilir mi? kedilerde bizdeki gibi zeka seviyesi farkı olayı var mı?hayvan çekmece açıp kablo çalmayı öğrendi, bilgisayarların jak girişlerinden kulaklık, usb girişlerinden tel
benim küçük oğlum aylardır hala adını öğrenemedi. diğer kedilerde yaşamamıştım böyle bir sorunu.

zeka seviyesinden kaynaklı olabilir mi? kedilerde bizdeki gibi zeka seviyesi farkı olayı var mı?

hayvan çekmece açıp kablo çalmayı öğrendi, bilgisayarların jak girişlerinden kulaklık, usb girişlerinden telefon kablosu çıkartmayı öğrendi.

her şeyi öğrendi bir adını bir kuma yatmaması gerektiğini öğrenemedi.

petshop geçmişi olan bir hayvan da değil neden kuma yatıyor ki?

adını nasıl öğretiriz? ödül maması falan işe yaramıyor.
0
mutevazi
(18.01.15)
hişşşşt diye kızıyorum bazen bir şeyleri parçaladığında tepki veriyor. mama poşetinin sesine koşuyor. kardeşleri miyavlayınca tepki veriyor. köpeğimle oynarken canı yandığında ciklerse tepki veriyor. duymasında sorun yok bence yani...
0
🌸mutevazi
(18.01.15)
adı nedir? içinde s geçen adları çok daha hızlı öğreniyorlar.
genelde mama verirken, severken, seslenirken ısrarla kullanırsanız hemen öğrenirler aslında. niye öyle olmuş anlamadım.

benim kız da 1,5 yaşında hala kum değişince ilk işi temiz kumda kudurup tepinmek. böyleler :p
0
lily briscoe
(18.01.15)
adı tesla, yani çok rahat öğrenmesi lazımdı aslında bence de ama öğrenemedi bir türlü bu çocuk adını. diğer çocuklar bir ayda tamamen benimsemişlerdi isimlerini, hatta bir süre sonra isimlerini söyleyinc miiiv diye karşılık vermeye bile başladılar :) onlara yaptığımdan başka bir şey de yapmadım aslında ama öğrenmeyecek sanırım adını bu da böyle bi kedi...
0
🌸mutevazi
(18.01.15)
arkadaşımın kedisinin adı mikmik, cin adını duyunca hemen dönüp bakıyo ona seslenmesek bile. benim kedimin adı lucy, adını asla öğrenmiyor sağır filan da değil. sürekli adını tekrar ediyorum ben şu aralar ara sıra da olsa lucy diyince bakıyo sese mi bakıyo adına mı emin olamama aşamasındayım.
0
eskidim
(18.01.15)
Ben de bizimki öğrenemedi diye düşünüyordum, daha yeni öğrendi diyebilirim. 9 aylık, erkek. Hatta inanamadık, ona seslenirken ses tonumuzu tanıyor olabilir diye uyurken deney yaptık. Bissürü başka isim saydık, diğerlerine tepki vermedi kendi ismini işitince kuyruk titriyordu :)
Yani vaz geçme sen gene de ödülünü de ver, adını da çağır. Bir de bizimki önceden "gel" deyince hemen geliyordu, bu çağrılmalar sadece kucağa oturmayla sonuçlanınca bıraktı gelmeyi. Şimdi adına kuyruk sallasa da ne adına geliyor ne gel'e geliyor; sadece "al" deyince, sürprizli yiyecek peşinde:)
0
buhurumeryem
(18.01.15)
çekmeceleri açıp bişiyler çalmayı öğrendiyse bence edisson olarak seslenmeyi deneyin birde
0
selam
(18.01.15)
kuma yatmaması için kapalı kutulardan alsanız belki faydası olur, kediler kapalı kalmayı pek sevmezler işini bitirince çıkar kumdan böylece yatmak için de girmez, yumuşak kedi yatağı alıp veya polar battaniyeyi katlayıp altına sıcak su torbası koymayı da deneyebilirsiniz ve benim kedi kapıtların üstüne yatmaya baylıyor bir gazeteyi koyun bir ere bakalım gidip yatacak mı üstünde başka türlü nasıl vaz geçirilir bilemedim,
0
selam
(18.01.15)
kızarken adını da söylüyorsan adını bildiği halde bakmıyor olabilir. yani adını da "hayır!" ile bir tutuyor olabilir. eğitimle ilgili olarak "hayır!" derken ismini kullanmamak gerektiğini okumuştum bu sebeple. not düşeyim dedim.

belki adını sevmemiştir? belki değişik bir isme alışır?

kuma niye yatıyor onu bilemiyorum. evdeki diğer hayvanlardan dolayı strese giriyor ve kendini kumunda güvende hissediyor olabilir.

bu çıkarımı gözleme dayanarak yaptım. bizimkileri birkaç gün veterinere bıraktığımızda birazcık daha yabani olan kızımız kumuna yatıyordu. aynı şekilde, sokaktaki kediyi tedavisi için dernekte bırakmamız gerektiğinde o da başka bir sürü hayvanla bir arada kalırken kumuna yatıyordu stresten dolayı.

umarım çözülür problem. :)
0
m e l t e m
(18.01.15)
@selam kapalı kum kabı var, kesinlikle kapalı kaba yapmıyor. açık kabı ortadan kaldırırsam gidip dolaplara, koltuklara, yorganlara, battaniyelere ve dahi kirli sepetine işiyor.

@meltem ismini değiştirsek işe yarayabilir mi gerçekten? kızarken gerizekalı diyorum genelde adını söylemiyorum hehe

hayvanlardan dolayı strese girecek bir kedi değil, yani buna böyle kedi olsun köpek olsun, sürtünsün, göbeğini yalatsın falan... eve ilk geldiği zamanlarda bile böyleydi:
instagram.com


çözülmezse artık bu da adsız ve bok kokulu bir kedi olarak kalacak napalım :)
0
🌸mutevazi
(18.01.15)
hayretler içindeyim. sevgi arsızı kedicik! :)

ismini değiştirmek işe yarar, ben sokağa terk edilen kedimi sahiplendiğimde tabi ki önceki adını bilmediğimden yeni isim verdim ve de öğrendi yeni ismini. kedilerimizden birinin de adını öğretemeden adını değiştirmiştik, işe yaramıştı.

o yüzden dene mutlaka yeni isim vermeyi.

yalnız bu durumda (videoya göre) kumuna yatmasına nasıl bir çözüm bulunur bilmiyorum. :) daha önce bir duyuruda kapalı tuvaletin sorunu çözebileceğini söylemiştim. deneyebilirsin.
0
m e l t e m
(18.01.15)
ben de kedimde farklı isimler deneyip durdum fakat bir türlü kabullenmedi. sonra sadece "oğlum" deyince tepki verdiğini anladım. kendi ismini kendi seçmiş oldu.
0
boyalı kuş
(19.01.15)
(3)

referansı nasıl vereceğim?

iron nick
Selam, Bir ödevimde dünya bankasından aldığım verileri kullanarak çizdiğim grafikleri kullandım, bunu referans kısmında nasıl belirtmeliyim?
Selam,

Bir ödevimde dünya bankasından aldığım verileri kullanarak çizdiğim grafikleri kullandım, bunu referans kısmında nasıl belirtmeliyim?
0
iron nick
(17.01.15)
hangi alıntı sistemini kullandığınızı belirtirseniz ona göre cevaplar gelebilir. mesela chicago, mla, apa, vs.
0
lily briscoe
(17.01.15)
MLA sistemini kullanıyorum
0
🌸iron nick
(17.01.15)
o halde şu sayfada istediğiniz bilgiyi bulabilirsiniz, yine de yardım lazım olursa yazın buraya, beraber de bakarız.
owl.english.purdue.edu
0
lily briscoe
(17.01.15)
(9)

benim sorunum ne?

devilred
iki sene önceye kadar neredeyse her hafta bir kitap bitirirdim. otobüste, trende, metroda, metrobüste, vapurda; nerede fırsat bulursam açıp okurdum, yanımdan kitap eksik olmazdı. her şey nietzsche ağladığında ile başladı. bitiremedim o kitabı bir türlü, altı ay yanımda gezdi. en sonunda kendimi zorl
iki sene önceye kadar neredeyse her hafta bir kitap bitirirdim. otobüste, trende, metroda, metrobüste, vapurda; nerede fırsat bulursam açıp okurdum, yanımdan kitap eksik olmazdı. her şey nietzsche ağladığında ile başladı. bitiremedim o kitabı bir türlü, altı ay yanımda gezdi. en sonunda kendimi zorlaya zorlaya bitirdim. ardından kürk mantolu madonna'yı okuyayım dedim, o da bitmedi. o da yaklaşık bir altı ay yanımda gezdi. zorlamaya onu da sonunda bitirdim. ardından hadi dedim, bi aylak adam okuyayım. demez olsaydım, minimum altı aydır o da yanımda geziyor, diğerlerinden farklı olarak henüz bitmedi.

kitap okuyamamaya başlamamla birlikte yazmayı da bıraktım. kalemim kuvvetlidir, başkaları okusun diye de değil, kendi kendime yazıp dururdum ama yazamıyorum artık, içimden gelmiyor. neden böyle olmuş olabilir? sorunum ne benim? neden tıkandım böyle birden?

ekleme: o arada sayısız polisiye bitirdim ama polisiyeyi severek okuduğum için çabucak bitiveriyor kitaplar. polisiye dışında da bir şeyler okuyabilmek istiyorum. dünya klasiklerini severim mesela, seneler önce okuduğum büyük umutlar'ın tadı hala damağımda. yeniden bu tada kavuşabilmeyi istiyorum.
0
devilred
(17.01.15)
aynı sorun maalesef bende de var. üniversite hayatım esnasında yurtta günde bir kitap bitirirdim neredeyse. şimdi evimde 1000'e yakın kitap var ama okuyacak vakit bulamıyorum gibi geliyor bana. internet facebook sözlük oyunlar aile hayatı derken... gerçekten bir başlangıç yapmak istiyor insan. yazı da yazardım aynı senin gibi.. ilham perilerini küstürdük herhalde..
0
burya
(17.01.15)
bende de aynısı körlük ile başladı. süreci kırmak zor.
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(17.01.15)
abla psikolojin bozuk. laf sokmak için demiyom. bende de aynı şey var ve getirebildiğim tek mantıklı açıklama bu. hevesin yok, heyecanın yok. hayatında bir şeyler eksik. kendini iyi hissetmiyorsun. okumayı ve yazmayı bir dönem hayatının parçası haline getirebilmiş, bunların eksikliğinden dolayı rahatsızlık duyan birisi ısrarla yazmamaya ve okumamaya devam ediyorsa hayatında eksik veya ters giden bir şey vardır. ciddi bir şey.

ben tekrar okuma alışkanlığımı ancak yaşadığım yeri değiştirip daha farklı bir hayat tarzı ourtunca kazanabilmiştim. onu kaybettim, okuma alışkanlığım da onunla birlikte tekrar gitti.

yani bu konuyu çok basit görmeyip daha köklü değişiklikler yapmaya çalışmanı öneririm. en basitinden odanı değiştirsen bile faydasını görürsün. çok küçük bir kıvılcım, hoşuna gidecek bir kitapla birleştiğinde en azından 2-3 ay götürecek bir okuma aşkına kavuşabilirsin. bunu kaybetmemek için ne yapmak lazım onu çözemedim ama, 3 ayda bir hayat tarzı mı değiştircem aq
0
der meister
(17.01.15)
sendrom olarak isimlendirmek gerekirse sanırım bizim sorunumuz en azından kendi adıma konuşacak olursam..oblomovluk durumu kronik bir tembellik var üzerimde. yaşlanmakla da ilgisi olabilir 30'lu yaşların ortasındayım. ama internette sörf yapacak, facebook gruplarında takılmaya vakit bulabiliyorsam sanırım kitap okumaya da bulmalıyım.

bu gazla kindle aldım elektronik destek hesabı, zira şu an bulunduğum şehirde kütüphanem yanımda değil. ama onda da basılı kitabı daha çok özlediğimi fark ettim.

en son ne mi okudum? geçen sene mayıs ayında ingilizce bir kitap almıştım. ağır da kitap aslında. 450 sayfa. aradan geçen aylar içerisinde ancak 300'üncü sayfaya gelmişim.. bazen kitap da sıkıyor elbette beni ama.. bazen 2 ay hiç dokunmadığım oldu bu kitaba.. yeni satın aldığım 2 kitap daha var. birisi dinlerin kökeni isimle ingilizce bir eser yine. ama o kitabı bitirmeden yeni kitaba da başlamak yapıma ters...

depresyona mı gireyim ne yapayım ya..
0
burya
(17.01.15)
Benim en sevdigim kitaplari bitirememissin,okudugun kitaplarin turlerini degistir,sevmiyon demekki o tarzi..
0
harakii
(17.01.15)
kitap okuma konusunda biraz tecrübeli birisi olarak alışkanlıktan böyle olduğunu söyleyebilirim.

eskiden kitap okuma alışkanlığınız vardı, düzenli okuyordunuz. şimdilerde bu alışkanlığı bırakmışsınız.

aynı alışkanlığı tekrar edinebilirsiniz. birkaç gün üst üste kendinizi zorlayacaksınız ama.

psikiyatristler insanların yeni alışkanlıkları 15-20 günde öğrendiklerini söylüyor. bir şeyi 15-20 gün yapıyor ya da yapmıyorsanız buna alışıyorsunuz.

moral bozmadan okumaya devam. kendinize zaman ayırın sadece okumak için.
0
mea maxima culpa
(17.01.15)
Bende de aynı sorun var. Evde boş vakitlerimde bilgisayarımdan uzak kalmaya dayanamıyorum. Bağımlıyım resmen. Dizi, film derken kitap okumaz oldum. E-kitap belki çözüm olabilir.
0
auroraaurora
(17.01.15)
son dönemlerde bana da aynı şey oldu. edebiyat okurken haftada (mecburen tabii ama çok zevk de alarak) 3 kitap bitirirken son bir yılda hiçbir şey okuyamadım neredeyse.

şimdilerde yavaş yavaş ritme giriyorum, ingilizce kitapları bir kenara bıraktım, türkçe kısa hikayeler okuyorum. haldun taner, sait faik gibi. çok iyi geldi.

@mea'nın dediği gibi ritme tekrar girmekle alakalı. her gece uyuyana kadar, otobüste, bir yerde beklerken biraz biraz ama her gün okursan tekrar alışkanlığın oturacaktır.
0
lily briscoe
(17.01.15)
mea maxima culpa
(18.01.15)
(31)

Kim bu insanlar

aychovsky
Aşağıda take a minute'ın veda yazısından sonra sorayım dedim. Bu hafta Duyuru'yu tanıdığım ve sevdiğim 3 kişi terk etti. Hepsinde de "Ne söylesem, mesajla aşağılamalar geliyor", "Ne biçim şeyler yazdığımı söylüyorlar", "Her şeyden şikayet ediyorlar", "Benden ne istediklerini anlamadım. Hevesim kırıl
Aşağıda take a minute'ın veda yazısından sonra sorayım dedim. Bu hafta Duyuru'yu tanıdığım ve sevdiğim 3 kişi terk etti. Hepsinde de "Ne söylesem, mesajla aşağılamalar geliyor", "Ne biçim şeyler yazdığımı söylüyorlar", "Her şeyden şikayet ediyorlar", "Benden ne istediklerini anlamadım. Hevesim kırıldı, soğudum, yazasım yok" gibi benzer nedenler söylediler.

Bir troll grubu var da, her gün başka birini hedefleyip onun üstüne mi geliyor? Genel olarak mıymıntı bir kitle miyiz? Güzel insanları neden kaçırıyoruz? Siz soğudunuz mu?

Ben 1 senedir buradayım, o yüzden bu değişim kısa zamanda mı oldu, uzun zamanda mı oldu, bilmiyorum. Açıkçası bazı yazılan şeyleri saldırganca bulduğumu da söyleyebilirim. Gerçi geçen seneden beri de bir miktar değişim söz konusu benim açımdan da, en tatlı zamanlarını biliyor muyum diye merak ettim.
0
aychovsky
(17.01.15)
Evet sürekli yermeye odaklı bir kitle var ben onlara bok sinekleri diyorum afedersin, biri geldi mi diğerleri de üşüşüyor falan çünkü tek başlarına fikir beyanı yapamıyorlar pek ödlekliklerinden. Böyle onları takıp meydanı onlara bırakırsanız duyuru daha kötü bir hal alacak. Çare umursamamak. Keşke gitmeseler gidenler.
0
emirkulu2
(17.01.15)
genel olarak mıymıntı bir kitle var, her şeye laf sokmayı ve her şeyi aşağılamayı karakteristik birer alışkanlık haline getirmiş bir kitle... ben zaten pek duyuru açmıyorum da başkalarının duyurusuna bakarken altında yazılan cevaplara bakarken bile geriliyorum. soruyu soran kişiyi kendisinden daha iyi tanıyormuş gibi "en doğrusunu ben bilirim" havasında bir yargılayıcılığa bürünmek moda herhalde. sözlükte de aynı sebepten takılmıyorum zaten. herkes birbirini hakir görüyor anca.
0
neseranni
(17.01.15)
@comptrol Aynı kitle herhalde trollük yaparak bana da "Yaz! Yaz!" diye gazı veriyor. Manipülatörler işte!

Lağım çukurunun içinden bir ton sevdiğim insan ile tanıştım, dışarıda da zamanım oldukça görüştüğüm. Görüşmeyip buradan birbirimize el attığımız kişiler de var; o kadar kötü de görünmüyor durum buradan ama saldırgan ve mıymıntı tavrı da izlemek, buna maruz kalmak üzücü.
0
🌸aychovsky
(17.01.15)
- Bir sene icinde ne kadar degisti bilmiyorum ama esas itibariyle soru cevap kalitesinde feci dusus var. Dinamigi uzun uzun anlatmayayim, sistem iyi cevabi takdir etmiyor. Sonucta sen de ya kalitesiz ortama uyum saglayip kalitesizlesmeye katkida bulunuyorsun ya da ayriliyorsun.
- Depresif insanlar cok can sikici. Her sorunun altina gelip hiccilik oynuyorlar.
- Son zamanlarda niteliksiz insanlar da cok turedi. Oyle ki bazen ortama uyum saglayabilecegin kadar bile olmuyor, bunlar ne kafasi diyorsun.

ek: yanlis yorumlanmasin, soruya cevaben negatifleri siraladim. genel itibariyle kisisel olarak hala faydasini goruyorum ki zaman harciyorum. ustelik ortamda bozulma olsa da hala hem insan hem bilgi olarak bircok cevher oldugunu biliyorum. ancak ne yazik ki genel trend fazlasiyla kotuye gidiyor.
0
f_d
(17.01.15)
bundan 5-6 sene önceki duyuru ile simdiki arasinda daglar kadar fark var. şu anki hali ile duyuru bok gibi.
0
jaygatsby
(17.01.15)
ne tatlı zaman vardır burda ne kötü. türlü türlü insan, huy, karakter var. normal yani. bu arkadaş kalkıp da "yaaa ne güzel şeyler söylüyorsunuz benim için" diye duyuru açtı mı hiç? (arkadaş dememdeki sebep kendisini tanımamam, hiç de mesajlaşmadık).
açmadı. çünkü insan hep kötü lafları/eleştirileri muhatap alır. iyi yorumlar unutulur.

hepsini geçtim, rica ediyorum şu duyuruyu, sözlüğü vs. çok da hayatınızın "önemli" bişeyi haline getirmeyin. buradan sosyal bir hayat edinme çabasına girmeyin.
bakmayın şu site öyle böyle yararlı bir site değil. hani faydalananın faydalanabildiğiniz kadar. bak dün çocuğun biri intihar ediyordu, duyuruya yazmasa şu an toprak altında olacaktı. yani "ben bırakıyorum, gidiyorum buralardan...." triplerine girmek yerine, ortalama bir vakit geçir burada. ne hayatına sok ne hayatından çıkar duyuruyu, ve yazarlarını. hatta bana kalsa şu ifşalardan da uzak durun, kişisel sohbetlerden de.
0
brotha b
(17.01.15)
kaç senedir buradayım, arada kalite düştü diyerek koptuğum sonra geri geldiğim zamanlar da oldu.
ama hiçbir dönem kalite bu kadar düşmemişti.

öte yandan şu da var, bunca zamandır buradayım, ne moderatörlerle problemim oldu ne de nefret mesajı aldım. tam tersine gelen mesajlar hep teşekkür mahiyetinde oluyor ve güzel muhabbetler ediyorum arada.

yani kalite düştü, milletin 3'er 5'er hesabı falan var sanırım, habire sağlı sollu trollük yapanlar var, ama dramatik vedalarla ayrılan arkadaşlar biraz da kendilerine de dönüp bakmalı. girmesinler tartışmaya? ne gerek var. soruya cevap ver ve devam et yani di mi?
hele şuradan ifşa, arkadaş, sevgili yapmaya çalışanları hiç anlamıyorum.
çok muhabbet tez ayrılık getiriyor cidden.
0
lily briscoe
(17.01.15)
Ben de zaman zaman açıyorum duyuru, cevap da yazıyorum hemen her gün, öyle bir sıkıntım olmadı. Olsa da rahatsız olmam ben, biri mesajla beni aşağıladıysa ben de küfreder ve bloklarım bu kadar basit. Pire için yorgan yakmaya gerek yok.
0
i was made for you
(17.01.15)
eskiden her ilginc duyuruyu acardim. ihtiyacim olmasa bile. her birinden bir sey ögrenirdim. birinden ögrendigimle daha sonra telefon hatti cektim. birinden ögrendigimle lezzetli yemek yaptim. birinden ögrendigim yeri ziyaret edip güzel vaki gecirdim. burdan ögrendiklerimi tasinirken kullandim, hesap actim, burasi sagolsun, isimi gördü hep. her birinden ögrendigimle yeni bir sey kattim kendime. random bilgi dagarcigi olustu.

eksi de öyleydi, sürekli ama sürekli acar, yeni basliklar okur, vay be böyle miymis derdim. bir yil geldi, sonra her sey bozdu yavas yavas. @2ciler ve bu tarz benim, spor yorumlari mi debeler oldu? sonra yavas yavas cekiyorsun, sadece ne olmus ne bitmis diye giriyorsun arada.

duyuruda ilginc bir yönde gidiyor, atismalar, bilip bilmeden cevap vermeler, asagilamalar, özelden tartismalar. adam diyor ki mail adresiyle alakali sorun var. cevap yaziyorum google products forumlarindan bildiklerimle. benzer dert yasamisim 1 hafta kadar önce. özelden yanit dönmüs. "sana mi sorduk dallama". atopic cilt yapisina sahibim, trasla alakali bir ürün soruyorum. yanit: "tras olayini da ne abarttiniz cart curt oluyorsun bitiyor" yazan da 19 yasinda tüyü bitmemis bir velet. nice örnekler var, cinsellikle alakali bir sey soruyorsun, yalancisin. niye? cünkü kimsenin cinsel hayati yok, masa basinda eli s.kinde yanit atmaktan ibaret. soru soruyorsun, özelden sen beni gerzek mi sandin, niye öyle yaziyorsun. ciddi soru soruyorsun, sacma yanitlar yazip dolduruyorlar, cevabi olan adam cekiniyor tartismaya girmekten. ben de bazen yanit yazmiyorum bilsem de, cünkü altta tartisma baslamis. yok canimlar cicimler, birkac duyuru "fenomeni" yaratmalar, acik acik troller... icerik nerde?

yani hala degerli, kiymetli buluyorum bu ortami. ama o da zamanla degisiyor. umarim daha fazla insan sogu(tul)maz.
0
wiillii
(17.01.15)
bunların hepsi beklentiyle alakalı bana kalırsa. "bu siteden beklediğin nedir?" sorusunun cevabı bu kalıp gitmeleri belirliyor. "şu siteden asgari de olsa fayda sağlayayım, belki birilerine de ufak da olsa bir faydam olur" gözüyle bakıldığında, buradan gitmeyi gerektirecek bir sebep de olmaz.

eskiden 5 birim fayda sağladığına inanan şu an 3 birim fayda sağladığını görüyorsa da, burada geçirdiği süreyi azaltır, yine gitmesi gerekmez.

gerektiğinden fazla anlam yüklemenin böyle sonuçları doğurduğu kanaatindeyim. diğer arkadaşlar da söylemiş zaten, dünyanın hangi topluluğunda sadece iyi/kaliteli/karakterli/olgun insan kitlesi var da burada onun yansımasını arayalım? gerçekçi olup, fazla beklenti içinde olmadan yüklesek anlamlarımızı, iyiyi de kötüyü de bu kadar büyütmesek, bu kopuşlar asgari düzeyde olur bence.
0
treamorg
(17.01.15)
insanlari bilgilendirmek amaciyla duyuru actigimda bile (soru degil duyuru) ozel mesajla agza alinmayacak kufurler eden insanlar mevcut burada,oyle az sayida da degiller. bir kismini gormemeye calisiyorsun ama bir kismi surekli olarak kendini sana gosterme ihtiyaci hissediyor, ne kadar depresif oldugunu illa gozune sokmak istiyorlar. bir de hicbir seyi begenmeme, her seye muhalefet olma timi var ki evlerden irak.

yaklasik 3 yildir buralardayim, gozlemledigim eski yazarlarin hicbirinin kalmadigi. benim de zaman zaman uzaklastigim olmustur, bu ara yavas yavas o moduma donmek uzereyim. hepsinden sogudum desem yeridir.

bunlar haricinde cok sevdigim insanlarla da tanistim burada; guzel aktiviteler de yapiliyor. disarida gorustugum, yemek tarifleri aldigim, bazi konularda danistigim hatta is gorusmesine gittigim insanlar bile oldu. bu durumda kolayca da birakamiyorsun.

ha bu kadar ciddiye almali mi dersen, bence gerek yok. iyinin de kotunun de oldugu bir yer burasi. bes parmagin besi de bir degil iste. sadece o kotuler citayi yukselttikce iyiler azaliyor.
0
fraise
(17.01.15)
İnternet kullanımının çok yaygın olduğu bu dönemde, binlerce insanın takip ettiği bir sürü site var. Bu sitelerde gayet makul insanların olduğu gibi günümüzde kullanılan "troll" insanlar da var.

Bu yüzden fazla takılmamak lazım bunlara, kalite artar, bozulur, insanlar değişir, yeni insanlar gelir, yeniler eskileri benzemez, eskiler yenileri vs...

Fazla dert etmemek gerekiyor böyle şeyleri yoksa sonu yok yıpranan kendiniz olursunuz. İnsanlar artık bu sanal alemden evleniyor, mutlu oluyor, güzel arkadaşlıklar kuruyor. Tabi ki bunun zıttı da oluyor. Eğer çok rahatsız oluyorsan bazı şeylerden yani o siteden uzaklaşırsın, görmezden gelirsin.
0
arockm
(17.01.15)
senelerdir buradayım. rahat iki senedir olmuştur, belki daha da fazla. ben burada olduğum süre içerisinde en azından 3 dönüşüm geçirdi duyuru ve bu değişimler resmilikten samimiliğe doğru gitti ve sanırım şu anda o iş cıvıklığa döndü. açıkçası çok dikkat etmedim, zaten saçmalayanları da fazla ciddiye almadım. o anda tartıştım ve bitti. böyle yaptığım için belki şimdiye kadar durumu farketmedim ama bir süredir duyuruda ki şikayetlerin arttığı bir gerçek. başlarda üzerinde durmadım aynı şekilde ancak bu kadar şikayet olduğuna göre bir şeylerin ters gittiği belli ancak duruma doğrudan ''troller bunlar'' diyerek yaklaşmak ne kadar doğru, ondan da emin değilim.
hali hazırda toplumumuzda ruh hastası ve sorunlu insanlar bolca mevcut, bu artık herkes tarafından kabul edilebilir sanırım. sonuçta burası da o insanların da içinde bulunduğu toplumlardan meydana geliyor. o yüzden troll olduğunu düşündüğümüz insanların bir kısmımının aslında psikolojik anlamda bir takım sorunlara sahip olduğunu düşünüyorum. bu kanıya da bir arkadaşımın karşılaştığı bazı olaylar sonucunda vardım. hani öyle absürt tepkiler ve yazılar okudum ki, bunları yazan birinin troll olmasının imkanı yoktu, adam doğrudan ben ruh hastasıyım diyordu.
millet normal hayatında ki sorunlarını gelip burada kusuyor. patronuna, eşine, amirine vs söyleyemediklerini burada ilk karşısına çıkana sayıyor, sövüyor.

onlar tamamen troll değil demiyorum, arada elbet trollük yapa(maya)nlar da var ancak, işin birde bu tarafının olduğunu düşünüyorum.
0
air
(17.01.15)
Bu kadar duygusal da davranmamak gerek bence.
0
dessy
(17.01.15)
Mesajlaşma bölümü açılıp da insanlar birbiriyle yiyişmeye başlayınca olay koptu bence. Önceden insanlarla çok zor iletişim kurulurdu cevaplamak dışında.
0
ufukcel
(17.01.15)
troll meselesi hep vardı aslında.
hâlâ da var muhtemelen.
son birkaç aydır uzak kalmayı tercih ettim biraz, o yüzden pek bilemiyorum.

ama bu değişim süreçleri hızlı yaşanıyor burada.
yıllardır girip çıkıyorum duyuruya.
bazen birkaç ay çok iyi, seviyeli, kaliteli giderken, birden bozabiliyor.

belirli bir çizgide ilerlediğini sanmıyorum.

benim soğumam kişisel nedenler dolayısıylaydı.
duyurunun kendisiyle ilgisi yoktu.
ama saçmalayanlar her zaman olacaktır.

bazen bazı şeyleri sorma ihtiyacı hissediyor insan.
ama iş geyiğe döndüğünde, saçma cevaplar almaya açık oluyorsunuz.

yani işe yaradığı noktada kullanıp, arada akıl dağıtıp, fazla kaptırmamak en iyisi bence.
0
blatta hiberna
(17.01.15)
duyuru camiası fazla kırılgan sanki. zamanında bana demediğini bırakmazdı millet, hala konuşuyorlar da şimdi biraz daha büyüdüm diye ses etmiyorlar herhalde. eskiden ne ergenliğim ne asosyalliğim ne mallığım kalırdı, mesaj atıp küfreden olurdu. 3-5 yavşak yüzünden duyuruyu sözlüğü bırakacak olsaydım ohoo.

ha "bu ne biçim ortam, burda kalmak istemiyorum" deyip gidiyorlarsa bir şey diyemem kendi tercihleri. sözlük zaten saçmasapan bir ortam, duyuru yine fena değil eskisi gibi olmasa da. ben duyuruyu sadece çok fazla zaman geçirdiğimi ve bunu kesmem gerektiğini düşünürsem terk ederim açıkçası, insanlar niye geliyor ya da başkalarının tavırlarına göre duyurudan gidiyor onu bilmiyorum/anlamıyorum.

mesela emirkulu'nun bok sineği dediklerinden biri benim. ona efsane sataşıyodum. başka insanlar da var sataştığım. ben şahsen bunu troll olduğum ya da biriyle kişisel derdim olduğu için yapmıyorum. troll de değilim zaten. ama bu insanlar ben sataşıyorum diye duyuruyu bırakmıyo veya ben de bırakmıyorum. bi duyuruda küfürleştiğim kişi gelip diğer duyuruda bana güzel cevap veriyo vesaire. bu kadar abartılacak, büyütülecek, "gidiorm duyurudan :((" demeyi gerektirecek hiçbir şey yok bence.

gidiyorum diye bildirim yapanlara ayrı kılım. gidiyosan git amk çok sevdiklerin varsa onlara mesaj atıp söylersin, bana ne. arkandan ağlayalım mı onu mu bekliyosun. millete "kendinizi ne zannediyosunuz" diyolar, kendileri giderken çok önemliymiş özelmiş gibi duyuru açıyolar.
0
der meister
(17.01.15)
acilin ben geldim,

ilk duyurumu 2006'da atmisim ve o gunden beri aktif olarak (kendimce) duyuruyu kullaniyorum.

ilk baslarda sanirim internet kullanicilarina acik degildi burasi (oyle hatirliyorum) ve cidden ortam bambaskaydi.

uzatmadan gunumuze gelirsem,

- her onune gelenin kayit olabildigi bir platform haline geldi,
- Sahte niklerle kendilerince eglence arayan ergenler turedi
- Kendi arasinda komun kurmus garip bi grup var. Birbirlerine canim cicim diye hitap ediyorlar falan (kotu diye etiketlemiyorum ama o yone evrildi duyuru, bu da ilginc bir sey.)
- Ifsa denen birsey var ki bu da artik buranin tanisma platformu haline geldigini gosteriyor bi nevi. (Insanlar bilgi paylasilan bir ortamda artik fotograflarini gosterme ihtiyaci hissediyorlar bu sebeple)

Duyuru, salt bilginin paylasildigi bi yer olmadi hicbir zaman evet ama bu kadar da civimamisti hic. Di mi cinimcim yaaa.
0
brkylmz
(17.01.15)
işte bunlar hep insanların kendini fazla önemsemesinden.
duyuruya ara ara veda edip, bunu belirtip, dayanamayıp tekrar döndüklerinde yine 'ısrarlara dayanamadım ben geldiim' diye duyuru açan adamlar direk gözümde özgüvensiz insanlar olarak canlanıyor.

mesajdan rahatsızsan mallara eklersin, cevaptan rahatsızsan şikayet edersin. sorun çözme becerileri yok. bi de yine kendilerini çok önemseyip 'falanca bana böyle mesaj attı, nasıl oluuuğğr' diye duyuruyu ayağa kaldıranlar var.

yoldan geçen adam laf atsa adama bişey demek yerine gelip burda duyuru açanlar var. ne bileyim sosyal konularda bi duyuru açtığımda ben nicklere takılmak yerine bakış açımı değiştirecek cevaplara bakıyorum. amacı sadece yermek olan cevapları önemsemeyip diğer cevaplara odaklanıyorum. yoksa kendimce haklıyım zaten neden destek arayayım? bu insanların günlük hayatta insanları bu kadar önemsemediğini zannetmiyorum. burda da tavır aynı olmalı.

ama asıl sorun modların adaletsiz tavırları bence. keyiflerine göre cevap-profil silince insanlar doğal olarak isyan ediyor. haklı çıkma güdüsü hepimizde var ama kurallar herkes için olursa seve seve uymak zorunda kalırız.
0
seksen9
(17.01.15)
Bu arada blgisayari tamirciye birakiyorum. Bundan sonraki tik ve aciklamalar sonra gelecek.
0
🌸aychovsky
(17.01.15)
7-8 senedir duyuruya düzensiz aralıklarla giren, bir sorum veya merak ettiğim bir şey olduğunda iyi kötü cevabını alan biriyim. denk geldiğimde de yardımcı olduğum insanlar olmuştur. 2008'de yaz stajımı bulmama vesile bile olmuştur burası. amacına uygun kullanıldığında gayet faydalı bir yer. ama internette büyük bir kitlenin girişine-katkısına açık her yer gibi "bozulmaya" mahkum. burada belirli 1-2 kişi dışında kimsenin nickini bilmem, tanımam. insanlar sitenin amacına uygun olarak sorularını-duyurularını paylaşmak veya paylaşanlara yardım etmek için girseler hiçbir sıkıntı yok. ama meşhur oldukça buraya dadanıp ego tatmin etmek isteyenler, kadın-erkek kaldırmaya çalışanlar dadandı buraya. ekşi sözlükle paralel bir gelişim seyri gösterdi. kankacılığın olduğu yerde huzur kalmaz. ama terkedip gidecek kadar ciddiye alanlara da şaşıyorum doğrusu. rahatsız oluyorsan zaman geçirmezsin, sorun sorunun olduğunda gelir cevabını alır gidersin. beyin bedava!
0
temasettin
(17.01.15)
benim başıma hiç gelmedi, gelmiyor böyle olaylar. alla alla...
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(17.01.15)
Hiç tanımadığım bir kişi sanki kan davamız varmış gibi bana mesajlarına cevap vermediğim için bin türlü hakaret sıralamıştı. Paragraflarca yazı düzmüştü. Üstelik bunu duyuruda engelli olduğu için Facebook'tan fake hesabıyla bana ulaşıp da yapmıştı. Facebok'tan beni nasıl bulduğuna gelirsek, o sırada görme engelli ve dişsiz bir kediye yuva arıyordum ve burada Facebook'taki ilan da vardı.

Bu kişi bana güya hukuki bir şey danıştı duyurudan. Ben cevap verdim. Sonra büronuza geleyim dedi. Bürom olmadığını söyledim ama normalde karşılaşmadığım ısrarcı, agresif bir tarzı vardı ve benim kimliğimi filan bildiğini de işte daha sonraki Facebook üzerinden mesaj atması sayesinde anladım.

Kim bilir kafasında neler kurdu da beni duyurunun tehlikeli olduğuna ikna edip buradan soğuttu.

Bu olayı yaşayınca kendimi burada kendine eğlence arayan, ciddi psikolojik sorunları olduğuna inandığım kişilere karşı da gereğinden fazla ifşa ettiğimi (fotoğraf koyarak filan değil bu ifşa) fark ettiğim için uzaklaşmak istedim buradan ve de herkes aramızda böyle insanlar olduğunu görsün diye bana gelen saçma sapan, hakaret dolu mesajı da paylaşarak duyuruyu bırakma sebebimi paylaşmak istediğimde insanların nefret kusmak için bahane aradıklarını anladım gelen tepkilerden.

3 ay duyuruya girmedim. Sonra hukuk sorularına cevap vererek yine kullanmaya başladım.

Kimseyi fazla ciddiye almıyorum artık ve sakince cevap veriyorum bana edilen hakarete, yapılan kötü bir yakıştırmaya. O yüzden kafam rahat.

Burası ego tatmin yeri değil, yardımlaşma platformu.

Anonimliğin suyunu çıkarıyorlar bazıları halen. Her fırsatta laf sokup, saldırıyorlar etrafına. Artık onları ciddiye almayıp, kendimi onların çirkin egolarına hedef yapmamayı öğrendim.

Normal yaşantımızda çevremizi hepimiz kendimiz seçiyoruz, internette muhatap olduğumuz kişiyi seçmek gibi bir lüksümüz ise yok ve bu yüzden her türlü sorunla karşılaşabiliriz. Nasıl başa çıktığımız önemli.

Kendi yaşantımda ne benden 10 yaş küçük ne benden 20 yaş büyük kişilerle görüşüyorum. Burada ise her yaştan, her meslekten, her ilden, her gelir düzeyinden insan var ve bu yüzden biz kendi çevremizdeyken olduğumuz rahatlıkta, samimiyette davrandığımız vakit herkes bizim almaya alışık olduğumuz şekilde tepki vermeyebiliyor. Bunu fark etmek önemli bence.

Artık duyuruya zaten soğuk bakıyorum ve o yüzden de soğunacak bir durum yok benim için ortada. Biri benimle tekrar kişisel olarak uğraşmadıkça, ben buna izin vermedikçe burda olucam. :)

Edit: İmla
0
m e l t e m
(17.01.15)
burdaki en rezil şey insanların birden fazla hesap alıp kendilerini başka insanlarmış gibi tanıtmaları bence. adam/kadın aslında tam bi gerizekalı, burdakiler bunu ayıklıyo ama bu sefer bi iki ay daha diğer nickiyle takılıyo burda. ben bunu gördükten sonra daha az girmeye, girsemde daha az cevap vermeye, yardımcı olmaya çalıştığımı farkettim. bilinçli bi hareket değil belki ama karşısındaki insanı gerizekalı yerine koyar gibi, ki bence hiç farkı yok, 55 tane nickle üye olup burda yazmak bence hoş değil. belki bende yazmam bi süre sonra ama "arkadaşlar sizi çok seviyorum ama ben yokum" diye de başlık açmam muhtemelen. burdada toplam 5 kişi farklı nicklerle birbirlerini eğlerler artık.
0
bruceandwayne
(17.01.15)
açıkçası ben de uğramamaya başladım buraya. devorgilla zaten kendini uçurdu lanet olsun diyerekten.

düzgün cevap veriyorsun birine subjektif soru sormuş zaten, yanlış anlar diye baştan buranın mimiksiz ortam olduğunu hatırlatıyor, fikrini yazıyorsun özelden gelip sana etmediği lafı bırakmıyor. cevap verirken bile kırıcı olmamaya çalışıyorsun, hakaret filan asla söz konusu değil sen "yanlış anlama ne olur
üzülürüm." demiş hakaretlere küfürlere
"terbiyesizlesiyorsun, kal sağlıcakla." diyorsun, burası bitiyor sözlükten dadaniyor. okudugun cümle "bebeğin ölü doğar umarım, en büyük acıyı yaşarsın."

demeye çalıştığım iyi niyeti sömüren, hakaret etmeyi kendinde hak gören leş insanlar da var burada ki başkalarıyla konuşmasını duysan bir melek sanırsın, bir terbiye abidesi.

özür dilemesi gerekirken üste çıkan, hadsiz ve görgüsüz kitle mevcut ne yazık ki. ve bıktırıcı oluyorlar .
0
kaymaktutmayansicaksut
(17.01.15)
eski nickler gitti biraz daha cıvık sorular çoğaldı bence
ama ben seviyorum buradakileri
ha herkes herkesi sevecek diye bir gaye yok
herkes kendi açısından haklı olduğunu iddaa ediyor ama tabi yanlış birşey
hakaret vb şeyler oluyor ama böyle insanların olduğunu bilip giriyorum ben buraya sıkıntı yaşamıyorum.
0
basond
(17.01.15)
Çok emin olmamakla birlikte kankamsı kemikleşmiş bir oluşum olduğunu düşünüyorum. Birbirlerinin yanlış hareketlerinde bile kolluyorlar hatta paslaşıyorlar gibi.

Dokunulmazlar/dokunulmaz olduğunu düşünenler/ dokunulmazların olduğunu düşünenlerin olması rahatsız edici.

Duyuruya ilk verilen cevaplar ayağını sürüme etkisi yaratabiliyor. Ardından gelen cevaplar aynı minvalde olabiliyor. İlk cevap esip yağmışsa bakıyorsun herkes esip yağmaya başlıyor. İlk cevap olumluysa gerisi de öyle gelebiliyor. Cevapları okumadan cevaplamak bunun önüne geçebilir bence.

Troller beslenmezse trollük yapamazlar.

Bana göre duyurunun sıkıntıları bunlar.

Mesajlarla gelen aşağılamalar hakkında bir bilgim, deneyimim yok. Sürekli olması rahatsız edici olmalı. Huzursuzsam neden o ortamda kalayım ki diyorlar sanırım. Böyle bakınca haklılar. Sitenin yararı zararından azsa, gitmeyi seçer adam. Herkesten birilerine bir faydam dokunur belki diye kalmasını bekleyemeyiz.
Troller veya dalaşanlar olduğu gibi samimi sorular sorup samimi cevaplar veren çok fazla kullanıcı var burada. Diğerlerinden çok daha fazla. Girip cevap vermeyenler, okuyanlar da var sanıyorum epeyce.
Duyuruda daha çok olan kesimin ağırlığını koymasına bağlı olarak sorma ve cevaplama oranının artacağını gitmelerin azalacağını düşünüyorum.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(17.01.15)
benim öyle çok benimsediğim bir yer değil burası.ara ara girer bakarım.amacına uygun biçimde kullanmaya çalışıyorum.bahsi geçen kitle benim de gözüme çarpıyor ama isimlerini say deseniz sayamam çünkü cevap vermeye tenezzül etmediğim için kim olduklarını hiçbir zaman kafamın bir köşesine not edemiyorum.ben böyle saldırgan,troll tiplerin cevaplarını gördüğümde sanki onlar yazmamış da ben ilk cevap veren kişiymişim gibi davranıyorum.bu sayede böyle tiplerden uzak durabiliyorsunuz.tabi yine de böyle davrandığınız durumda özelden laf sokmaya çalışanlar/küfür edenler olabiliyor.böyle kişiler ortaya çıktığında da mallara ekle düğmesi faydasını gösteriyor.
0
rakicandir
(17.01.15)
1.si kalite feci düştü. Bunu zaman zaman cevaplarımda saçmalayan trollükler yapan biri olarak söylüyorum. İlk hesabım "agnahie" banlanmadan önce(ki çok saçma bi sebep yüzünden banlanmıştır, trollere kurban gitti daha doğrusu) cevaplarım uzun uzun iken bir baktım millet artık en ciddi şeyin altına bile link atıp geçmeye, geyik çevirmeye başlıyor. Yani ortamın genel algısını değiştirdi millet. Herkes de buna uyum sağladı nedense. Nedenini ben de gerçekten bilmiyorum.
2.si ifşalar arttı. Bu ifşalar artınca tabi otomatik olarak bir çoğumuzun dahil oldugu yürüşmeler yaşandı fakat bu olay arasındaki ince çizgiyi fark edemeyen bir gerizekalı kitle mevcut. OLayı bundan ibaret sanıyorlar.
3.sü kötü yönetim. Hollow'a hepimiz kıl oluyoruz hatta bbenim baya baya sövmüşlüğüm de var. Solem2 olmasının sebebi bu zaten :D Ama adam şöyle bir durup bakınca yine yapıyor bişeyler. Neyse fazla övmeyeceğim onu :)
4.sü Arkadaş paranoyak oluyor insan. Burdan birileriyle biraz samimi olmaya başlayınnca anında fake hesaplarını fark edebiliyorsun. Abi bu kadar olmaz ya neden çifter çifter hesap alıyorsunuz? Gerçekten artık biri ciddi bişey sorduğunda altına yazacağım cevabı mesaj ile gönderiyorum. Daha iyi oluyor hiç değilse yardımcı bile olamasak birbirimize o konu üzerinden bir muhabbet dönüyor. Eskiden bunlar duyuruların altında seviyeli bir şekilde olurdu.
5.si aslında burada herkes birer troll. Duyuru çok fazla sorunlu insanı bünyesinde barındırıyor. BUnlar da sorunlarını buraya taşıyıp çözüm bulmak yerine sorunlarının acısını acınası bir şekilde buradan çıkarmaya çalışıyorlar. Bi ikisiyle reelde denk gelip sonlarını kötü bitirmişliğim var.
6.sı Herkes çok mükemmel havalarında. Misal biri buraya "otobüste tanıştım şöyle oldu böyle oldu diyip hava atıyosun" demişti bana. Arkadaş ben düzenli olarak reddedilen biriyim zaten bunu da yazıyorum ama loser içerikli duyurular gördüğünüzde kim yazmış diye bakmaktansa hemen eziklemeye başlıyorsunuz herhalde. Ne diyeyim? Objektif de olamıyor kimse.
7. İşi sürekli fuck buddy aramaya çevirmek. Bunu yapan kadın tanıdıklarım da var ve kendilerini kesinlikle burada bir soruya cevap verirken göremezsin. Avcıdır onlar, hedeflerini seçer, takip eder ve sonunda pat diye yeşillendirirler.
8. Arama butonunun kullanılmaması. Bu çok ciddi bir problem. Ben artık sayısını unuttum "neden hayvanları kısırlaştırıyoruzkieee" diye açılan duyuruların. Arkadaş bir arayın ya neymiş niyeymiş önce bi bakın. E haftada 3 gün benzer duyurular açılınca insan ister istemez dur sunun bi ağzına sıçayım bu ne salak bişeymiş ya diyor. Bir beyin var ve kullanmayı bilmiyor bir çok kişi. Neyse

Not: Yukarıda yazdıgım tüm maddelerin benim için de geçerli oldugunu hatırlatır, espri kaldırmayacak bir kafada oldugumu bilgilerinize arz ederim sayın pikicanlar.
0
Solem2
(17.01.15)
ben de 2007'den beri aktif olarak kullanıyordum. duyuru kaçırmazdım yani. gece bıraktığım yerden devam ederdim sabah kalkınca. akşam eve geldiysem en son bıraktığım yere geri dönerdim ki kaçırdığım duyuru olmasın cevaplayayım diye.

son 1 senedir biraz soğudum, son 6 ayda daha da soğudum. son 3 aydır duyuruları bile takip etmiyorum. günde bi kaç kere giriyorum. bi kaç dk bakınıp çıkıyorum.

brkylmz'ın yazdıkları doğru. önce ifşa duyuruları, şimdi de zirve duyuruları falan bozdu burayı. sitenin amacı soru cevaplamaktan çıktı sosyalleşme, tanışma oldu sadece.
0
xenophobe
(18.01.15)
Herkese çok teşekkürler, kafamda bir sesler "Haaa, vay anasını" dedi.

Yönetim derslerimiz şununla başlıyordu: "Bir kişinin yanına, ikinci bir kişiyi koyarsanız, burada sosyalleşme ve yönetim başlar. Gerek ve yeter koşul ikinci kişinin varlığıdır. Bu varlık platformdan bağımsızdır. Mektup arkadaşlığında veya teftişlerde bile sosyalleşme ve yönetimden söz ederiz. Belli bir kişi sayısına kadar bu ilişkiler sezgilerle yönetilebilir. Güç kimde ise yetkiler de onda toplanır az kişi varsa. Çok kişi varsa güç ve yetkiler birbirinden ayrı olabilir, güçlü olanın yetkisi olmayabilir. Bu şekilde yapılandırılmış bir yönetimden söz edebiliriz."

Buranın ilk amacının sosyalleşme olmadığını biliyorum. Aynı işimize gitmemizin amacının sosyalleşme olmaması, çalışmaya gitmemiz gibi. Yine de "iş arkadaşı" diye bir kavram var ve bunlar çok yakın arkadaşlar bile olabiliyorlar. Ya da İspanyolca kursuna İspanyolca öğrenmek için gittim. Ders dinlerken milletle muhabbet etmedim ama yine de dil kursundan görüştüğüm insanlar var. Keza ehliyet kursundan da. Buralara "Ooo, kimlerle tanışılır" diye gitmedim ama insanlarla tanıştım. Ana amaç o olmasa da ister istemez sosyalleşiliyor. Teoriler bunun platform bağımsız olduğunu ifade ediyor; yani "Burası bir site" ile "Burası bir işyeri" arasındaki tek fark işe gitmek zorunda olmamız. Ama "Burası bir kurs" ile çok da farkı yok. Sonuçta bir kişi ile herhangi bir şey için mesajlaşıldığında, artık o kişi hayatına giriyor iyi veya kötü bir şekilde; ya da bir duyuru veya cevabını okuduğunda da. Çünkü Yönetim Bilimleri bunun için yeter ve gerek koşulun o insanın varlığından haberdar olmak, öyle bir kişinin var olduğunu bilmek olduğunu söylüyor. Bir kişiden haberdar olduğunda, ona olan bir şey sende etki bırakıyor. Etkinin büyüklüğü kişiye bağlı olarak değişiyor. Oturup dövünebiliyorsun da, görmezden de gelebiliyorsun. Örneğin, Zetahead emirkulu'na çok yardım etti. Ana amacı gerçekleştirdi, bu ana amaçla birlikte ikisi sosyalleştiler. Varlıkları birbirine güven verdi ama Zetahead'in gidişi emirkulu'nu oldukça üzdü. Sonu.ta hayatının en büyük yardımlarını yapan biri ile ne kadar yüzyüze görüşmese bile, onun varlığı bir güven yaratıyordu. Ama başka birinde "Hmm, gitmiş mi, peki" tepkisi verdirtti.

Buradan çektiğim ana sıkıntı, bir anlamda sosyalleşmenin birincil amaç haline gelişi. Bu beklenti-gerçek farklılığı kişide hayal kırıklığı oluşturuyor olabilir.
Gidenlerden tanıdığım birkaç kişiyi de bu şablona oturtamıyorum açıkçası. Onların başına gelenler benim başıma bir iki kere geldi ve sallamadım, güldüm geçtim. Konudan bağımsız olarak bir noktaya geleyim, dün buradan bir kişi ile konuşurken "Ya ben 3-4 günden fazla kaldığım yeri evimmiş gibi belliyorum. Bir yere giderken evden ayrılasım gelmiyor, oraya gittikten sonra da orayı evim belliyorum, oradan dönesim gelmiyor. Ama sonra 3-4 güne de unutuyorum" demiştim. Şimdi buraya geri döneyim. Bu bağlamda burası da ev gibi benim için. Her akşam Candy Crush oynasam, o da başka bir ev olur. Amacından bağımsız olarak. Yani "Evim, güzel evim" gibi değil de her zaman gittiğim markette ne kadar rahatsam, spor salonunda zaman geçirmeyi ne kadar seviyorsam, 3-4 kere gittiğim yeri ne kadar benimsiyorsam; bu da öyle. Amacım sosyalleşmek olsa da, katkı yapıp yardım etmek olsa da ya da hiçbir şey yapmayıp sadece bakıp çıksam bile; birkaç kere heves kırıcı bir şey olsa üzülürüm be. Yani, yıkılmam, birkaç güne unuturum; neler bırakılmıyor ama dokunur yani. "Vay be, ne günlerim oldu. Hakkınızı helal edin" derim. Ki bazılarında merak ettim, "Neymiş o beğenilmeyen cevaplar" diye. Cevaplarda bir şey de yok, hatta yardım edildiği için heyecanlı bir cevap olmuş biri ikisi. Sonra elemanın teki gelmiş, şevkini kırmış, gitmiş. Buna "Müdahale edelim" de diyemem tabii ki, saçma ve temelsiz olur. Başka birinin de şevki kırılmaz, o da öyledir. Ama yazık bence yine de, iyi insanlardı gözümde. Ne bileyim, iyi niyeti ile cevap vermiş, niyetinin tam tersi yanıt almış. Neyse, umarım herkes kendine göre ister gerçek hayatta ister sanal hayatta akacak birkaç mecra bulur.

Edit: Yanlış anlama olmasın. Doğrudan "take a minute süper insandı, o niye gitti" değil derdim. Sadece tanıdığım bir kısım insanlar gitti, tanımadığım da bir kısım insanlar gitti. Masum olmayabilir gidenler, masum olabilir de. Sadece davranışı anlamaya çalışıyorum. Sezen Aksu'nun "Ben Allah'ın terazisi miyim de, kim neye layık onun kararını vereyim" diye; sonuç olarak Allah'ın terazisi ben de değilim. Neyine niye karar vereyim.
0
🌸aychovsky
(18.01.15)
(9)

Dersten alınan notu hocayla konuşmak?

rivulet
Merhaba bu dönem nadir sevdiğim derslerden biri CB gelmiş. Hoca hiç sınav yapmadı, sadece 3 tane paper yazdırdı. İlk paperımın notu çok iyiydi, daha sonrakiler açıklanmadı.Paperlarımın aşırı süper olduğuna inanmıyorum, birkaç devamsızlık da yaptım ama en azından BB hak ettiğimi düşünüyorum. En azınd
Merhaba bu dönem nadir sevdiğim derslerden biri CB gelmiş. Hoca hiç sınav yapmadı, sadece 3 tane paper yazdırdı. İlk paperımın notu çok iyiydi, daha sonrakiler açıklanmadı.

Paperlarımın aşırı süper olduğuna inanmıyorum, birkaç devamsızlık da yaptım ama en azından BB hak ettiğimi düşünüyorum. En azından hak edip etmediğimi görmek adına hocayla konuşmak ve paperlarım hakkında yorum yapmasını istiyorum.

fakat bunu verdiği notu sorguluyormuşum veya değiştirmek istiyormuşum gibi görünmemesi için nasıl bir mail yazmalıyım? Kesinlikle olumsuz bir duygu uyandırmak istemiyorum hocada.

teşekkürler şimdiden :)
0
rivulet
(17.01.15)
Öğrencinin sınavlarını görmesi normaldir. Hatta bazı yerlerde bu "objection" olarak duyrulur. Notu sorguluyormus gibi görünse de son derece normal bu.

Yalnız burada harf notu çoktan verilmiş olduğundan iş biraz uzun sürebilir. Harf notlarının da düzeltilmesi için belirli bir prosedür var.

Hocaya atılacak e-postada o yüzden çok cekinmeye gerek yok. "Paperlarim hakkındaki görüşlerinizi gormem mümkün mü?" gibi yumusak bir yaklaşımla kağıtlar incelenebilir diye tahmin ediyorum.
0
ron dennis
(17.01.15)
Amacım hatalarımı görmek ve düzeltmek diye de eklersin :)
0
liriamer
(17.01.15)
Şu nasıl:

Merhaba hocam,

Bu dönem x dersinizi büyük bir keyifle dinledim ve istenen paperları severek yazdım. Aldığım not neticesinde eksikliklerimi görmek ve düzeltmek adına sizinle yazdığım paperlar hakkında görüşebilir miyim?

Bana zamanınızı ayırabilirseniz çok mutlu olurum.

İyi günler dilerim.
0
🌸rivulet
(17.01.15)
Ben olsam dersi keyifle dinledim gibi bir şey demezdim. İtici geldi bana açıkçası. Dersleri takip etmeme, paperları maksimum özenle ve zamanında yapmama rağmen beklediğimden düşük geldi notum. Hatalarımı görmem ve düzeltmem için yardımcı olabilir misiniz falan dersen daha iyi olabilir.
0
okuyamıyom ben ya
(17.01.15)
@okuyamıyom ben ya o lafları çok samimi bir şekilde yazdım ama itici algılanıyorsa dediğin gibi değiştiririm o zaman teşekkürler :)
0
🌸rivulet
(17.01.15)
ben kağıdını görmek isteyen her öğrenciye kağıdını gösteriyorum, herhangi açıklama beklemeden. nasıl öğrenciyken ben de görmek istiyorduysam, şu anda onların da hakkı var. ancak her hoca böyle düşünmüyor, hatta dekanlığa dilekçe ile gösteririm falan diyenler var. bu durum da inatlaşma olduğundan öğrenciye sıkıntı çıkartabilir.

bence direk gidip hocanızla konuşun ve gerçekten hatalarınızı görmek istediğinizi, notunuzu aa beklemediğinizi ancak bb seviyesinde olabileceğini ifade edin. eğer hoca sıcak yaklaşmıyorsa ve gelecekte karşılaşma ihtimaliniz varsa zorlamayın. (bence)

ancak notlama noktasında, muhtemelen notunuz cb'dir. çünkü cb'nin üst limiti ile bb'nin alt limiti arasında ufak bir fark var. bb 70 ise, sizin notunuz 68 ise malesef cb alıyorsunuz. zira, o cbyi birileri alacak ve notlama bir noktada kırılım göstermek zorunda. ve söylediğinize göre en parlak öğrenci siz değilmişsiniz. dolayısı ile cb normal göründü benim gözümde.
0
gurur
(17.01.15)
@gurur tabi öyle olması daha muhtemel ama hayalkırıklığına uğradım sevdiğim bir ders olunca :) çabalamadığım derslerim kötü geldi kabullendim ama en azından bu ders biraz yüksek olabilirdi çünkü emek harcadım diye düşündüm. Onun dışında ileride akademisyen olursam çalışmak istediğim alan olduğu için de üzüldüm. Ama işte tüm bunları hocaya dürüstçe söylememem gerekiyor sanırım çünkü yanlış anlaşılabilirim :)
0
🌸rivulet
(17.01.15)
dersi keyifle takip ettiğini söylemende hiçbir sakınca yok bence. ben samimiyetsizlik olarak almazdım şahsen.

ayrıca @cosmicstring +1 diyorum, kendini iyi ifade ediyorsun ve samimi bir şekilde hocaya ilerde bu alanda çalışmak istediğini, o yüzden onunla görüşüp nerelerde hata yaptığını öğrenmek istediğini söyleyebilirsin. nottan bahsetme ama. hocanın kızması veya tavır alması için hiçbir sebep göremiyorum.
0
lily briscoe
(17.01.15)
@cosmistrigs çok teşekkür ederim inanın cesaret verdiniz :)
0
🌸rivulet
(17.01.15)
(11)

Güzel olmuş mu?

sotw
Kısıtlı ekipman ve yer darlığıyla bu kadar yapabildim, sizce güzel mi? şöyle yapsaydın daha iyi olurdu diyeceğiniz bir şey var mı? Bir de beğenirseniz sevinirim. Teşekkürler.https://www.youtube.com/watch?v=Sltvfp9pSvA
Kısıtlı ekipman ve yer darlığıyla bu kadar yapabildim, sizce güzel mi? şöyle yapsaydın daha iyi olurdu diyeceğiniz bir şey var mı? Bir de beğenirseniz sevinirim. Teşekkürler.

www.youtube.com
0
sotw
(17.01.15)
cok guzel olmus, muzik ve puzzle secimi de guzel, eline saglik.

daha yeni 2binlige basladim ben de, keske bu sekilde yapsaydim :(
0
nawres
(17.01.15)
Çok beğendim, çok güzel olmuş. Ellerine sağlık 2binlik bitirdim. Ama videoyu görüce 5bin gözümü korkuttu. :)
0
Dr_Stat
(17.01.15)
ohaa bu tam hasta işi, bayıldım.
0
reavelyn
(17.01.15)
harikulade! elinize kolunuza emeğinize beyninize sağlık.
0
mrvengeance
(17.01.15)
inanamadım, elinize sağlık. hiç bu kadar organize çalışamam, kaos içinden yavaş yavaş düzeni ortaya çıkartırım, o yüzden uzun sürer. aylarca bitiremezdim herhalde. çok başarılı olmuş.
0
lily briscoe
(17.01.15)
süper olmuş. ama tam bir deli işi ben hayatta uğraşamazdım
0
sta
(17.01.15)
çok güzel olmuş, video da harika. müzik seçimi de iyi. bu çalışma için 2 ay, 25 günlük süre de çok çok iyi, tebrik ederim. ellerine sağlık.
0
oinone pe
(17.01.15)
çok iyi hem dev puzzle ile uğraşmak hem timelapse fotoğraf çekimi deli işi :D eline emeğine sağlık
0
freebird5406_2
(17.01.15)
süper olmuş puzzle da çok güzelmiş
0
hayir bu koyden olsam nolcak
(17.01.15)
çok güzel olmuş, ellerine sağlık :)

yerim olsa ben de yapacağım ama maalesef yer yok :/
0
devilred
(17.01.15)
çook güzel çalışmışsın, hayran kaldım. eline sağlık ve güle güle kullan.

(kola içmesene yahu, zararlıığ.)
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(17.01.15)
(22)

Bu

mattiadestro
fotoğraf size herhangi birşey hissettiriyor mu?http://i.imgur.com/2aWKxtd.jpgmarsta görev yapan curiositynin selfiesi. muazzam değil mi?
fotoğraf size herhangi birşey hissettiriyor mu?

i.imgur.com

marsta görev yapan curiositynin selfiesi.

muazzam değil mi?
0
mattiadestro
(17.01.15)
aynadan mı çekmiş?
0
norek
(17.01.15)
Muazzam.
0
thracian
(17.01.15)
hayatımdaki tüm sorunları unutturacak kadar güzel.
0
rygard
(17.01.15)
harbiden, neyden çekmiş? bir bağlantı göremedim çeken cihazla arasında. uçan küçük aletler mi var?
0
devilred
(17.01.15)
muhteşem. zincirleme bir şekilde beynimin kısa devre yaptıracak kadar çok fazla şey düşünmesine sebep oluyor. çok iyi ya!
0
sukrug yu geayz eym gogin hogym
(17.01.15)
@norek redditte birleştirilmiş bir panorama şeklinde olduğu söyleniyor.

www.reddit.com
0
🌸mattiadestro
(17.01.15)
wow çok güzel <3
yerleri filan inceledim ben iyice. boru değil, mars. toprak gibi duruyor ama dünya değil. başka bi gezegen filan. sonra havasına baktım. sisli böyle, puslu. oksijen yok. radyasyon dolu bir ortam. etkilendim cidden...
0
eskiden sizofrendim simdi iyiyiz
(17.01.15)
valla mars demesen dünya desen ben inanırdım ha
0
metehan01
(17.01.15)
böyle şeyler korkutuyor beni.
yani, yapay zekanın her halinden ürkerim ben.
0
m e b
(17.01.15)
selfiyi nasıl çektiğini anlamadım. onun haricinde çok büyüleyici falan gelmedi bana nedense.
0
sckxyss
(17.01.15)
Bana bi sey hissettirmedu. Sadece bizim araba daha guzel diye dusundurttu.
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(17.01.15)
orada olsan böyle nefes alabilecekmişssin yürüyüp dolaşabileceksin gibi geliyor, hafif sisli bir ankara sabahı gibi gökyüzü görmüyoruz ama hava ne muazzam bir şeymiş böyle oksijen falan
0
sen de git sen de unut
(17.01.15)
Hissettiriyor mu ne demek. Ama ben en çok ray bradbury için üzülüyorum bazen.
0
sutsuz kahve
(17.01.15)
Hayat belirtisi ve gecmisini arastiriyor gezegenin o ortamin kosullarina uyum saglayabilen varliklar Ya diğerleri. Milyarlarca gezegen var baska dünya varsa dusunsenize ilkel yaşam suren bir gezegene ulasildigini.
0
bluebey
(17.01.15)
şu aletin 1mm karesine katkım olsa, hatta bırak direkt katkıyı nasa'da o bölümde çaycı olsam hayatım şimdi olduğundan bin kat daha anlamlı olurdu.
0
backpacker
(17.01.15)
Henüz yeni kalktığımdan Wall E'yi hatırladım şu an. Normalde daha derin şeyler hissediyorum bu durumda ama kafamın tepesinde hala "Loading..." yazıyor.
0
aychovsky
(17.01.15)
Yuksek ihtimal inis platformundaki kamera ile cekilmis.
0
thracian
(17.01.15)
Ömrümüz boyunca kendi gözümüzle göremeyeceğimiz bir manzara.
Hem muazzam hem korkunç.
0
emirkulu2
(17.01.15)
sevimli bi alet dimi ama yaw, bana da wall-e'yi hatırlattı nedense.

birde amma çok kamerası var aletin.
0
selam
(17.01.15)
Aslında bu makinelerin evrenin çoğu yerinde "hayatta kalabilmesi" biraz ürkütücü...
0
sen de git sen de unut
(17.01.15)
"uzayla ilgili ne biliyorsun?" diye sorarsan "hiiç?" derim ama uzaylı evrenli şeyler müthiş heyecanlandırıyor beni. bu da öyle. tam anlamıyla "dünya dışı" bir his veriyor insana. çok hoş, çok şirin. voyager 1'ın ne kadar yalnız olduğunu düşünüp hüzünlenmiş biri olarak curiosity kardeşimizin mars'ta kendi kendine eğlenecek bir şeyler bulmasını takdir ve sevinçle karşılıyorum :(
0
der meister
(17.01.15)
ilk başta sıradan geliyor taş toprak falan, ama oranın dünya olmadığını kendime tekrarlayınca gözümde bambaşka bir hale büründü.
yapay zekaya ben de korkuyla karışık hayranlıkla bakıyorum.
0
lily briscoe
(17.01.15)
(15)

Yavru Kedilerin Yaramazlıkları

yattara valli
Sorum şöyle: Yavru kedilerin elektronik cihazlardan, prizlerden ve benzeri hassas ve tehlikeli aygıtlardan uzak durması için, onlara hiç yaklaşmamaları için bildiğiniz bir yöntem varsa alırım bi dal...Sirkeyi denedik fakat her gün yenilemek gerekiyor, kokusu azalınca aynen saldırıyorlar ve ev de ba
Sorum şöyle: Yavru kedilerin elektronik cihazlardan, prizlerden ve benzeri hassas ve tehlikeli aygıtlardan uzak durması için, onlara hiç yaklaşmamaları için bildiğiniz bir yöntem varsa alırım bi dal...

Sirkeyi denedik fakat her gün yenilemek gerekiyor, kokusu azalınca aynen saldırıyorlar ve ev de bayağı iğrenç kokuyor. başka bir şey arıyorum. kokusunu ben duymayayım ama onlar duysun ve bir süre kalıcı olsun. bir sprey duymuştum fakat onun da evde böceklenmeye yol açtığını söylemişti bir tanıdık. bu nedenle iyi bir marka önerilerinize açığız.

Teşekkürler şimdiden.
0
yattara valli
(17.01.15)
sert bir şekilde "hayır!" deyip, aynı sırada elinizi çırpıp rahatsız edici bir ses çıkarmayı denediniz mi? biz bu şekilde eğittik kedilerimizi.

bir de priz koruyucu kutular ve kabloları bir araya toplayan zımbırtılar var. koçtaş gibi yerlerden alınabiliyor. onlar da işinize yarar.

spreylerin işe yararlığını hiç bilmiyorum. enerjilerini atmaları için tırmanma evleri, direkleri ve oltalı oyuncaklar, minik hışırtılı kumaş oyuncaklar da alabilirsiniz.

o prizlere ve kablolara sarma durumları biraz da can sıkıntısından oluyor. tam oyun zamanları şimdi
0
m e l t e m
(17.01.15)
Hayvanları uzaklaştırıcı get off spreyler var, deneyebilirsin. Ama ben denedim, bi boka yaramıyor, belki senin kedilerde yarar.
0
buff
(17.01.15)
"hayır!" diyerek mutfağa girmemelerini sağladım ama bazen ben fark edip "hayır!" diyene kadar televizyonun, oyun konsolunun, uydu alıcısının üstüne çıkıyorlar. oda yasaklamak istemiyorum fakat mesela gece ben görmediğim zaman yahut da ben odada olmadığım herhangi bir zaman bir şeylerin tepesinde gezmeleri hem hoşuma gidiyor hem de beni korkutuyor. bu nedenle sormuştum. korkutacak şeyler yapmak istemiyorum, fıs fısla su sıkmak falan gibi. zaten daha yeni yeni güven duymaya başladılar. iki kelimeye yoğunlaştık severken ve onaylarken "aşkım" kızarken ya da yasaklarken ise "hayır!" :) ama henüz çok minnoşlar ve de büyüyene kadar evdeki cihazları onlardan, onları da elektrik ve benzeri tehlikelerden korumak için soruyorum. çok teşekkür ederim yanıtınız için kedilerinizle mutluluklar dilerim. ben şu spreyi ciddi ciddi öğrenmek istiyorum. inşaallah bir bilgi veren çıkar bu konuda da.
0
🌸yattara valli
(17.01.15)
@buff siz nasıl çözdünüz bu durumu?
0
🌸yattara valli
(17.01.15)
yavru kediler bir süre kablo ve prizlere sarıyorlar, sonra geçiyor.

çok fazla ilgi gösterirseniz oyun haline getirme riski var. en basiti uzatma kablolarının priz kısmını bir ayakkabı kutusundan falan geçirmek. bu şekilde geçici çözümlerle atlatabilirsiniz, sadece bir dönem böyle yaramazlıkları oluyor.

ayrıca açma kapama düğmesi olan uzatma kablolarını tercih edin. ben yetişkin kedilerim için bile gece yatmadan açıktaki prizlerin düğmesini kapatırım illa.
0
lily briscoe
(17.01.15)
herkeselere çok teşekkür ederim. ayakkabı kutusu iyi fikir. açıkta duran elektronik cihazlara da artık yavaş yavaş öğretecez yaklaşılmaması gerektiğini demek ki:) gıdılarını yediğim kedilerinizi öpün benim için. varolun.
0
🌸yattara valli
(17.01.15)
vicks krem de uzak tutuyormuş kedileri, onu da deneyebilirsiniz
0
sen olmayan cocuk benim
(17.01.15)
Benimkilerin öyle aygıtlara saldırganlığı yoktu, halıya işeme durumları vardı onun için kullandım spreyi.
Tam anlamıyla çözebildiğimi de söyleyemem. Kedileri olduğu gibi kabullendim diyeyim.
0
buff
(17.01.15)
limon kolonyasından da nefret ediyorlar ama tabi bir süre sonra geçiyor kokusu.
0
physcos physcos
(17.01.15)
tüm kedi severlere konuyla kısmen alakalı ekstra bi hatırlatma:

elektrik kesildiğinde mum falan yakarsanız ekstra dikkatli olun. hiç anlamıyor maloşlar. anında tüyleri tutuşuverir. o panikle kaçarlar tutamazsınız da. yangın bile çıkabilir evde.
0
mobilemob
(17.01.15)
sert bi şekilde "ŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞ!!!!" yapınca da işe yarıyor. bir sese şartlamanız lazım hayır yerine güçlü bi şekilde şşşşşşşşşş derseniz daha çok dikkate alıyorlar.

bu arada kedi/köpek'lere elinizle kesinlikle hafifçe bile olsa vurmayın. sizden ve elinizden korkuyorlar sonra. şimdi tabi yavru kediye vurulmaz ama biraz daha büyüyünce gazete kağıdını rulo yapıp hafifçe poposuna vurabilirsiniz yanlış yaptığı durumlarda. çok canını yakmayın tabi. sadece bunun bir uyarı olduğunu anlasın. hayvan eğitiminde gazete rulosunun önemi büyük :)
0
eskiden sizofrendim simdi iyiyiz
(17.01.15)
hizliresim.com

tüm yorumlar, öneriler ve cömertçe paylaştığınız tecrübeleriniz için sonzuz teşekkürler ederiz... :)
0
🌸yattara valli
(17.01.15)
Benim kedim sağır, el cirpmadan bagirmadan falan anlamıyor. O an atlayıp gitse de sonra tekrar ediyor. Şarj aleti, kulaklık falan bırakmadı en son geçen ütüyü, lambayı falan yiyordu. Repellent spray yazan ürünler var petshoplarda ama bildigimiz limonlu bulaşık deterjani kokuyor, bizimki hiç umursamadı. Acı sos daha etkili.
0
Lim5
(17.01.15)
sirke kokusundan tiksiniyordu benim kedim sirkeli yağ sürüyor ve koli bandı yapıştırıyordum ben de deneyin isterseniz
0
insaniz iste
(17.01.15)
çok fazla cevap var diye okumadım yazılmış olabilir. bantı yapışkan yüzeyi dışa gelicek şekilde iki ucunu birleştirerek uzak durmasını istediğiniz şeye yapıştırın. bantın tüylerine yapışmasından hoşlanmıyorlar.
0
d for domates
(17.01.15)
(14)

sahiplendiğim kedinin eski sahibi

monty python
Merhabalar. Bundan yaklaşık 3 ay önce bir kedi sahiplendim. Sahiplendiğimde 4 aylıktı şimdi 7 aylık ( 4+3=7 :d ). Sahiplendiğim kişi bi arkadaşımın tanıdığıydı. Kedisi yavrulamış ve yavruları dağıtmışlar. En son iki kedicik kalmış. Arkadaşım da benim kedi sahiplenmek istediğimden bahsetmiş ve sonuç
Merhabalar. Bundan yaklaşık 3 ay önce bir kedi sahiplendim. Sahiplendiğimde 4 aylıktı şimdi 7 aylık ( 4+3=7 :d ). Sahiplendiğim kişi bi arkadaşımın tanıdığıydı. Kedisi yavrulamış ve yavruları dağıtmışlar. En son iki kedicik kalmış. Arkadaşım da benim kedi sahiplenmek istediğimden bahsetmiş ve sonuç olarak gidip iki kediden birini sahiplendim, şu an gayet mutluyuz.Sahiplendiğimde hiçbir aşısı vs. yoktu, bütün aşılarını da ben yaptırdım.
Şimdi sorun şu. Kediyi sahiplenirken eski sahibi kediyi ne kadar sevdiğinden, kedinin elinde doğduğundan falan bahsedip ağlamıştı. Gayet normal bir şey. En son kediciği alıp götürürken de ağladı. Bu durum kendimi kötü hissetmeme neden olmuştu. Sanki kediyi zorla sahibinden ayırıyor gibi hissediyordum.
İlk zamanlar bana kedinin bebeklik fotolarını falan attı. Benden de yeni yuvasındaki hallerini çekip atmamı istedi, ben de çekip attım. Ne zaman istersem kendisini arayabileceğimi ve kediyle ilgili sorular sorabileceğimi söyledi. Sonrasında bikaç defa daha konuştuk.
Az önce tekrar aradı. Kedi nasıl diye sordu, ben de gayet iyi durumda olduğunu söyledim -ki gerçekten iyi baktığımı düşünüyorum. Kediyi çok özlemiş, videolarını falan izleyip ağlamış yine. Ben de üzüldüm tabi haliyle.
Tatil olması sebebiyle kediyle beraber ailemin yanına geldiğimi söyledim, keşke bana bıraksaydın dedi. Ben de okul başladığında istedikleri zaman gelip görebileceklerini söyledim. İlk fırsatta geleceğini söyledi, konuşma sona erdi.
Sizce neden böyle yapıyor ? Tamam kediyi çok seviyor olabilir, ama bu durumun beni üzebileceğini düşünemiyor mu ?
Öğrenci olduğumdan veya gözü beni tutmadığından dolayı bana güvenmiyor olabilir mi ? Belki de en başta bana vermek istemedi ama kibarlık olsun diye de söyleyemedi bilemiyorum.
Her ne olursa olsun ben bu kediyi çok seviyorum ve ister istemez eski sahibinin bu tavrı bana kötü bir şey yapmışım hissi veriyor.
Sizce çok mu abartıyorum ? Böyle bir durumda ne düşünmeliyim ?
0
monty python
(16.01.15)
Sallama yahu.

Üzerine düşündüğün kabahat.

Çok duygusal de, geç.
0
KaraSakall
(16.01.15)
olayın sana güvenmemek değil de kediye hakikaten bağlanmak olduğunu düşünüyorum. benim de yavrular elime doğduğum andan onlara çılgınca bağlıyım :) ama böyle yapmaması, daha doğrusu bu durumun seni üzeceğini düşünebilmesi konusunda haklısın.
eğer kendisi ile hemen yüzleşmek istemiyorsan, laf arasında diğer kedileri de sorabilirsin. "diğer kedicikler nasılmış? onların keyfi yerinde miymiş?" gibi sorular sorup tepkisini ölçebilirsin, ki bir bakalım sadece sana mı böyle davranıyor.
0
inevitable loser
(16.01.15)
kedisine duyduğu özlemden dolayı yaşadığı duygu yoğunluğunu kediyi verdiği kişiyle paylaşması son derece doğal bence. ağlamaklı hale gelecek duygu durumuna en iyi siz empati yapabilirsiniz haliyle. bu haleti ruhiyeyi sizinle paylaşmayı tercih etmiş olabilir.

size güvensizlik içinde olup olamayacağı konusunda kesin fikir beyan etmek yanlış olacaktır pek tabii ama bu olasıdır.

lakin hayvanları barındırma isteğimizdeki temel nokta yine hayvanların iyi durumda olmasını istemekse eğer, annelikte olduğu gibi bir yavruya "sahip" olup onu yetiştirme güdüsü çıkış noktası değilse ya da öyle olmamalı diye düşünülüyorsa kedinin önceki sahibine "bu üzüntü verici durumun son bulması için kediyi geri alabilirsin" teklifi yapılabilir.

kişi bu teklife olumsuz yanıt verirse eğer uygun bir dille "o zaman lütfen benim de üzüntü duymama vesile olan bu sorgulamalarını bırak ve kedinin güvende olduğunu bil" kabilinden bir konuşma yapılabilir.
0
secim
(16.01.15)
sizi tanımıyor. öğrenci olup olmamanız mühim değil. sonuçta ne şartlarda olduğunuzu bilmediği için, kedinin durumundan emin olamıyor. aynı şekilde bir kedi sahiplendirdik annem ile. annem, birkaç defa kontrol etti, kediyi özlediğimizi belirtti. kediyi sahiplendirdiğimiz kişi bizi evine davet etti fakat görürsek ayrılamayız diye hiç görmeyelim dedik. siz telefonda ona iyi baktığınızdan biraz bahsedin, mama olarak ne verdiğinizden, bugün şunu yaptı kerata vs... gibi bi olay da anlatırsanız içi rahat edecektir.
0
mellifica
(16.01.15)
gözün tutmadıysa vermeyeceksin hayvanı bu kadar. veya çok seviyorsan yine vermeyeceksin.

verip de bir de üstüne ağlayıp zırlamanın anlamı yok. insanların üstüne düşmenin de anlamı yok.

iyi bakıldığını merak etmesine gerek olmadığını söyleyip iletişimi keserdim ben olsam.
0
lily briscoe
(16.01.15)
Fazla duygusal. Benimkinin eski sahibi de çok üzülmüştü, birkaç kere fotoğraf koydum facebooka. Yastigina yatmış huzurla uyurken, tatile giderken, film izlerken vs. temalı. İçim rahat iyi ki size vermişim dedi. Sen de içinin rahat etmesini sağlayacak bir şeyler gösterirsen anlar.
0
Lim5
(16.01.15)
tuhaf gelebilir ama insanlar "ellerine doğan" kedilerle ebeveyn-evlat ilişkisi kurabilirler. bahsettiğim yavruyu kucağa alıp sevmek değil, sütünü hazırlayıp biberonla içirmek her gün düzenli olarak çişini yaptırmak v.b. eski sahibi anladığım kadarıyla bunu yaşamış. eğer kadınsa o ufaklığı evladı gibi görebilir. o kişiyi kedinin eski sahibi değil de ebeveyni gibi düşünün...
0
tururo
(16.01.15)
@mellifica haklsın ama kimsenin kediyi aldığı kişinin içini rahat ettirmesi gibi bir borcu ve yükümlülüğü olmamalı. kediyi verecek kişi hissettiği bu ağır sorumluluğu düşünerek ona göre insan seçmeli. yüzüne karşı güvendildiği söylenip canlı emanet edilen kişiye sonrasında ap açık yoklama çekmek saygısızlıktır. bu kontrol, kedi verilen kişiyi rencide etmeden yapılabilir. vermiş olduğun misafirlik örneği iyi mesela.
0
secim
(16.01.15)
kadınlar biraz daha duygusal oluyor bu konuda. kedinin eski sahibinin durumu o şekilde. kedinin iyi olduğundan emin olunca aramalar kesilecektir. gelsin, evde bi görsün. bizim durum biraz daha farklıydı, kedi biz verdikten sonra rahatsızlandı ve verdiğimiz kişiler deneyimsiz olduğu için bizi aradı, biz de kedinin iyileşme sürecinde bi kaç defa aradık.

kendinizi hesap veriyor gibi görmeyin. hayvanseverler arasında bu gibi şeylerin lafı olmamalı bence.
0
mellifica
(16.01.15)
@mellifica çok sevmesini ve bu yüzden arayıp hal hatır sormasını anlayabiliyorum. ama bana ağladığını söylemesini anlamsız buluyorum.
0
🌸monty python
(17.01.15)
Ağladığını söylemesi bence de düşüncesizlik olmuş.

Sana karşı bir güven sorunu yaşamıyor bence ama kediyi sahiplendirdiği için, kendisini onu terk etmiş gibi hissediyor ve bundan dolayı üzülüyor olabilir.
0
m e l t e m
(17.01.15)
@trumanshow laf arasında da olsa söyleyemem öyle bişey ya. kadın gerçekten iyi niyetli, evime gelince vereceği tepkilere göre hareket edicem. yapabileceğim bişey yok.
geri vermeyi tabi ki düşünmüyorum.
0
🌸monty python
(17.01.15)
Annem çok hastaydı. Kanser tüm vücuduna yayılmıştı, karaciğer dahil. Kaşıntısı da oluyordu yer yer, kedimizden olma ihtimali de vardı ve ilan açtım iki kere. İkisinde de verebileceğim insanları seçip ayırdım ama veremedim kimseye. Annem iyileşince yukarı çıkartırım diye evin bahçe katında tutup anneme yaklaştırmadım. En son hastaneye acilden giriş yaptık ve on dokuz gün yoğun bakımda kaldıktan sonra gitti anneciğim, iki ay oldu.

Yurtdışında yaşıyorum, gelirken yanımda getirmek istiyordum ancak bir kedi de burada var, ev 50m2. Taziyeye gelen bir ahbabın kızıyla gönderdim. Bir ay oldu vereli ve hemen hemen her gün keşke getirseydim diye pişmanlık duyuyorum. Kızla arada mesajlaşıyoruz, sağolsun o da şöyle yaptı böyle yaptı anlatıyor. Asla geri almayı aklımdan bile geçirmem ve ona çok iyi baktığna eminim.

Hasılı güvenmediğini zannetmiyorum ve lütfen üzülme, bişey olmaz, anlat sorduklarından. Ben bizim kızı darladığımı sanmıyorum ama senin yazdıklarını okuyunca karar verdim dikkat edeyim, çok sormayayım.

***Gerçi aynı şey olmayabilir, sizin kedi sahibiyle önceden tanışıklığınız yokmuş, bunlar bizim aile dostlarımız ve sadece kediden konuşmuyoruz.
0
buhurumeryem
(18.01.15)
belki etik olmaz ama ben olsam kediyi bir süreliğine de olsa bırakmazdım bu durumda. ben de bir başkasından sahiplendim ve sahiplendiğim kadın da arada yazar bana, nasıl olduğunu sorar, fotoğraf ister. bazen de o sormadan ben gönderirim çünkü fotoğraflarını görünce mutlu oluyor, sık sık da "çok iyi bakıyorsun ona belli, içim rahat." diyor. eğer o istese birkaç gün kedimin onda kalmasını, izin verirdim. bunu da bu konuda ruh hastası kıskanç şirret olmadığımı göstermek için anlattım. :D ama bu anlattığın durumda kadının gerçekten geri vermeme olasılığı var gibi geldi bana. o yüzden bence iyi ki gelip görebileceğini söylemişsin, çok istiyorsa sen varken görsün. zira olay sadece öğrenci olduğun için sana güvenmeme olsa birkaç kere konuşup kedinin iyi olduğunu gördükten sonra bu hallerinin azalması gerekirdi.
belki de kuruntu yapıyorumdur, amacı sadece bir görmektir ama iyi baktığını görmesine rağmen bu konuda bir şey söylemeyip sadece fotoğrafların video'ların onu ne kadar üzdüğünden bahsedip ağladığını söylüyorsa bu sana haksızlık bir defa.
0
love my way
(19.01.15)
(22)

çöplerinizi ayırıyor musunuz?

oinone pe
kağıt, metal, plastik şeklinde ayırdığınız oluyor mu? özellikle kağıtların diğer çöplerle karışması ve geri dönüşümde kullanılamaması, sizi düşündürüyor mu? bu konuda neler yapıyorsunuz?pillerin ve kullanılmış yağların evden uzaklaştırılma konusunda tutumunuz ne?kendimden örnek vereyim: kağıt, metal
kağıt, metal, plastik şeklinde ayırdığınız oluyor mu? özellikle kağıtların diğer çöplerle karışması ve geri dönüşümde kullanılamaması, sizi düşündürüyor mu? bu konuda neler yapıyorsunuz?

pillerin ve kullanılmış yağların evden uzaklaştırılma konusunda tutumunuz ne?

kendimden örnek vereyim: kağıt, metal ve plastikleri bunları toplayanları çağırıp veriyorum. ya da çöpün yanına bırakıyorum. bazen de görevliye veriyorum. camları cam kumbarasına atıyorum. pilleri de ilgili kutulara bırakıyorum. bizde atık yağ olmuyor, kızartma yapmıyoruz.

giysi ve eşyalar konusunda biraz sıkıntı yaşıyoruz. gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaşması konusunda ekşi duyuru'dan öğrendiklerim de oldu. siz neler yapıyorsunuz?
0
oinone pe
(16.01.15)
organik çöplerle, kağıt cam plastik ambalaj çöplerini ayrı torbalayıp geri dönüşüm çöpüne atıyorum.

pilleri pil atık kutularına götürüyorum
0
freebird5406_2
(16.01.15)
Çok örnek bi insansınız. Buyrun nobeliniz.

Biz karman çorman atıyoruz. Salona sıçan insanlarız zaten, yadırgamıyoruz.
0
Striker
(16.01.15)
TR'de recycling yaş sayın bay/bayan.

Odunla plastiği ayırt edemiyecek adamlarla aynı nefesi alıyoruz..

Şahsen ben geri donusum yapmak istesem bile cevremde geri donusturme unitesi yok. Motor yağımı veririm ama toplayan kişilere.
0
anonymice
(16.01.15)
Pili atık kutularına atıyorum, kızartma yağını da camiye götürüyoruz belediye oradan topluyor sanırım. Bir de organik atıklarla geri dönüşebilecek kağıt-plastik-camları 2 ayrı poşetle atıyorum ama ayrı çöp kutusu olmadığı için ne kadar işe yarar emin değilim.
0
doxanikee
(16.01.15)
Sadece kağıt ve plastikleri ayırıyoruz. Hatta bir belgeselde izlemiştik yoğurt kapları yıkamadan atmayın gerş dönüşümde işe yaramıyor denmişti o yuzden yoğurt kaplarınıda yıkayıp atıyoruz.
0
ayhsegul
(16.01.15)
erzurumdayım burda yok öyle uygulama. te ebesinin mınında migros var oraya da gidemiyorum. zaten gittiğimde "oraya bırak" diye tafra yapıyorlar. herifler kendi memleketini düşünmüyor. defalarca dışarı çöp sallayan erzurumlu gördüm. adamlar düşünmüyor memleketini ben mi düşünücem amk?
0
ya ben lan neyse
(16.01.15)
kağıtları ve plastikleri evime yakın lokasyondaki geri dönüşüm noktasına atıyorum veya kenara bırakıyorum ki, kağıt toplayanlar kolayca alabilsin. ancak ayırma gibi bir durum sözkonusu değil, çünkü geri dönüşüm noktasının ilginç bir bugu da kağıt, cam, plastik girişi olarak belirlenen yerlerden ne atarsanız atın ortada karışık şekilde buluşması :)
0
sevgikusunkanadinda
(16.01.15)
atık yağı belediyeye veriyorum. şarjlı pil kullanıyorum ama yeni birşey aldığımda içinden çıkan pilleri pil atık ünitesine atıyorum.
evsel atıkları çöpe, kağıt, plastik vb... aynı poşet içinde ayırmadan çöpün yanına koyuyorum. giysiyi iyi durumdaysa vereceğim kişiler varonlara veriyorum yoksa annem yer bezi yapıp atıyor.
0
kuzey li
(16.01.15)
kağıtları ve plastikleri ayırıyoruz sadece. bir de sıvı yağları dökmüyor annem kavanoza biriktiriyor, belediye topluyormuş.
0
1a2b3c4d
(16.01.15)
kağıtlar için geçen burada geri dönüşüm kutusu sordum. belediyeyi aradım hiçbr şey elde edemedim. çöp karıştıran adamları da bulamıyorum hiç denk gelemedim. hiç hiç içime sinmeyerek atıyorum.

plastik kapakları asla atmaz yerde görürsem bile alır çantama atar sonra onu kütüphanede kutuya atardım. ama artık orası da uzak gidemiyorum.

yağ kalmıyor.

elbiseleri de gerçek ihtiyaç sahibini tanıdığın tanıdığı gibi şeylerle bulabiliyorum.

ama etrafta geri dönüşüm namına hiçbir şey yok. keşke olsa kapı kapı dolaşır bilinçlendirmek için gönüllülük bile yapardım. gel gör ben bile atacak yer bulamayıp karıştırıyorum atıkları.
0
uzunuzunilgi
(16.01.15)
Salona sıçıyoz +1
0
emirkulu2
(16.01.15)
ayırıyorum. türkiye'de değilim.
0
ermanen
(16.01.15)
cam konteynerları olduğu için camları ayırıyorum. eski kıyafetleri geri dönüşüme götürüyorum h&m'e. diğerleri için elimin altında atabileceğim bir yer olmadığı için ayırmıyorum haliyle.
0
zannedersem tek eksiginiz bendim
(16.01.15)
cam, plastik ve kartonları ayırıp farklı yere koyuyorum.
0
nuisance
(16.01.15)
söylemeyi unuttum, bayat ekmek kutusu var binanın önünde.

ayrıca, sokağınıza bağlı bulunduğunuz belediyeniz aracılığı ile, şişecam'ın belediyelere hibe ettiği cam kumbara talebinde bulunabilirsiniz. cam tamamen geri dönüşebilen bir üründür. belediyelerden talep edin. bunu da yapsınlar bir zahmet.

ilk rastladığım küçük bir haber sadece, fikir olsun diye.

www.cerkezkoyhaber.com.tr
0
🌸oinone pe
(16.01.15)
bahçeli evlerde oturanlar organik çöplerini bahçede bir çukur açıp içine atabilirler. üzerine biraz toprak, o şekilde çürümeye bırakabilirler. çok yararlı bir gübreye dönüşür.
0
🌸oinone pe
(16.01.15)
kağıt, plastik, cam, mutfak/banyo çöpü ve pil olarak ayırıp kumbaralara atıyorum.
yaşadığım yerde birer km. arayla hepsinin kumbaraları var. giysi kumbaraları da var. bana ayırması ve gidip atması kalıyor sadece.
0
lily briscoe
(16.01.15)
lily briscoe önce sizi, sonra da belediyenizi tebrik etmeli. aslında bina yöneticisinden başlayarak, muhtar ve belediyeden talep etmeliyiz bütün bunları değil mi?
0
🌸oinone pe
(16.01.15)
Evet, yaşadığımız yerdeki belediyenin bir uygulaması var. Yaklaşık 3 senedir geri dönüşüm için çöp poşeti dağıtıyor. Kağıt, cam, plastik gibi geri dönüşümü olan şeyleri o poşete atıyoruz. Haftada 2 gün çöp toplarken o poşetleri de alıyor belediye. Görevli çöpleri alırken o poşetleri de topluyor. Ben ayrıca iş yerinde de biriktiriyorum. Poşete koyuyorum geri dönüşüm olacak şeyleri. Poşet doldukça eve getiriyorum. Şarj edilebilir pil kullanıyoruz genelde. Ama arada oluyor muhakkak, onları da Bim'e götürüyoruz, geri dönüşüm kutusu var.
0
elikası
(16.01.15)
okulumuzda bu konuda pek çok proje yapılıyor, benim ve ailemin ayrı ayrı yaşadığı semtlerde de pek çok geri dönüşüm çalışması yapılıyor, atık yağlar, piller, kağıt-plastik-metal-cam gibi, o yüzden evlerimizdeki çöpleri de okuldaki çöpleri de ayırıyoruz, yemek artıklarını sokak hayvanlarına veriyoruz -tabi onların yiyebileceği hale getirdikten sonra- kitapları bazen sahaflara verioruz ya da satıyoruz -kardeşim bazen harçlığına ek olsun diye yapıyor- ya da ihtiyaç sahiplerine veriyoruz -test kitaplarını, çocuk kitaplarını, ne bileyim, annem bulmaca eklerini bile ayırıp huzurevine götürüyor-, kıyafetleri de gene etraftan duyduğumuz ihtiyaç sahiplerine veriyoruz. ha, belediyelerin kullanılmayan oyuncak, kitap ve giysiler için kocaman kumbaraları var -başka ne desem bilemedim?-, annem hiç kimseyi bulamazsa oralara koyuyordu en son -bizde inanılmaz derecede çok eşya vardı da annem çoğunu dağıttı artık bıktığı için başkasının işine yarasın diye, o da var. durumu iyi olmayan yeni evlilere kullanılmamış eşyalardan verdiğini biliyorum -herkesi dolaşan borcam gibi :D ama o borcamlardan çok vardı misal, her yeni taşındığımızda gelirdi :D - böyleyken böyle. ha, biz yapmıyoruz öyle afilli kıyafetlerimiz olmadığı için ama, ikinci el dükkanlarına kıyafetlerini satan arkadaşlarım vardı, bu da bir çözüm tabi.
0
pasp
(17.01.15)
sadece kağıdı ayırıyorum.

annem babam öğretmen. ama bu sene başladım ayırmaya, onları da zorladım odama gelip o koliye atıyorlar kağıdı. onların bile çok çıkıyor ama, asıl çıkartan benim. lise son öğrencisiyim, üniversite hazırlık olayına baya bi kağıt gidiyor.

www.kolici.com

3 haftada bu rahat doluyor. üstüne presleyerek koymuyorum tabi, o fireyi veriyorumdur sanırım. ama doluyor yani baya. toplayan birisi bulup veriyorum. suriyeli olmamasına dikkat ediyorum.
0
günde 3 litre kola içen adam
(17.01.15)
evet.
yağ, kağıt, plastik ve pilleri ayırıyoruz.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(17.01.15)
(5)

Neydi bu atasözü/deyim

ermanen
zor bir işi başkasına yüklemek gibi bir anlama geliyor.Macarcada "ısırgan otunu başkasının şeyiyle dövmek" gibi bir deyim var mesela.Türkçede ne idi?sanki başkasının bişeyiyle gitmek ile ilgili bişey vardı.
zor bir işi başkasına yüklemek gibi bir anlama geliyor.

Macarcada "ısırgan otunu başkasının şeyiyle dövmek" gibi bir deyim var mesela.

Türkçede ne idi?

sanki başkasının bişeyiyle gitmek ile ilgili bişey vardı.
0
ermanen
(16.01.15)
El sikiyle gerdeğe girmek karşılamıyor o dediğini.
0
IncredibleMau
(16.01.15)
Igneyi kendine cuvaldizi baskasina batirmak diyecegim ama o kadar da uymuyor.
0
vendorth
(16.01.15)
it ite, it kuyruğuna geldi aklıma.
0
lily briscoe
(16.01.15)
El eliyle yılan tutulur.
0
battal gemalmaz
(16.01.15)
bunlar değil ya
0
🌸ermanen
(16.01.15)
(5)

migros ürünleri ve hediye çeki kazanma

omer gibi
kendi markasıyla sattığı süt yağ gibi ürünler var. sizce nasıldır deneyeniniz var mı?şu linkten üye olursanız 15 tl veriyor üye olana:http://www.sanalmarket.com.tr/kweb/murl/b2Ue
kendi markasıyla sattığı süt yağ gibi ürünler var. sizce nasıldır deneyeniniz var mı?

şu linkten üye olursanız 15 tl veriyor üye olana:

www.sanalmarket.com.tr
0
omer gibi
(16.01.15)
ortalama bence
kaşarı falan o fiyattakilerle aynı çok fark yok.
0
basond
(16.01.15)
peynirlerini alıyorum ben. ne iyi ne kötü. yeniyor, hesaplı.
0
streak
(16.01.15)
pınar beyaz çakması alıyorum, yarı fiyatına, lezzeti de çok farklı değil. bi de fındık parçacıklı çokokremi var, içinde % 21 fındık var, almak istesem de muadil ürün yok zaten. diğer çokokremlerde hep % 13 fındık var. fiyatı da sarelle'den % 30 az.
0
nereye bu gidis
(16.01.15)
ton balıkları da güzel.
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(16.01.15)
zaten o ürünleri bilindik markalar üretiyor. sek süt vs. ambalajlarda yazar.
0
lily briscoe
(16.01.15)
(11)

Kahvaltı Kabı tarzınız/seçiminiz (caps)

loveinaflipbook
selamlar, yandaki tamamen şeffaflar gibi tek tek kap olunca taşıması etmesi zor geliyor. ama öteki altı mor olan gibi olunca da bu sefer kokular birbirine karışıyor deniyor (doğru mu bilmiyorum).siz nasıl kahvaltılık kullanıyorsunuz ya da kullanmaktan hoşlanıyorsunuz? nasıl olanı en iyisi pratiklik
selamlar,

yandaki tamamen şeffaflar gibi tek tek kap olunca taşıması etmesi zor geliyor. ama öteki altı mor olan gibi olunca da bu sefer kokular birbirine karışıyor deniyor (doğru mu bilmiyorum).

siz nasıl kahvaltılık kullanıyorsunuz ya da kullanmaktan hoşlanıyorsunuz? nasıl olanı en iyisi pratiklik ve koku/sağlık bakımından?
0
loveinaflipbook
(15.01.15)
tupperware. en pratik onlar.
linktekinin boyu daha kısa olanını kullanıyoruz.

ilk fotoğraftakiler dünyanın en kullanışsızlar. gerektiğinde dolap içerisinde yayamazsın.

www.damakzevki.com
0
teritori
(15.01.15)
herşey ayrı ayrı paketli, ambalajında. kahvaltı yapıcağım gün çıkartıp tabaklara koyuyorum zaten haftada max 2 gün
0
try again fail again fail better
(15.01.15)
Ben herşey ayrı olanlardan kullanıyorum.
Tek tepsi içinde olunca böyle kurumuş zeytin, didiklenmiş peynir falan, hoşuma gitmiyor görüntüsü.
Zaten toplasan 4-5 çeşit hazırlıyorsun demirbaş olarak :P
Onları da bir tepsiye koyup masaya getirir, yine bir tepsiyle masadan kaldırırsın, mis.
0
dessy
(15.01.15)
cam saklama kapları kullanıyorum ben. ayrı ayrı.
0
lily briscoe
(15.01.15)
ahşap ve porselen olmasını tercih ederim.

www.evmanya.com
0
evrimini tamamlamis hamambocegi
(15.01.15)
Ben de try again fail again fail better gibi yapıyorum. Peynir kendi kutusunda duruyor, zeytin kavanozda, reçel kavanozunda, vb. Kahvaltıdan önce hepsinden taze taze çıkarıyorum. Arta kalanlar için yatay ve küçük cam tabaklar kullanıyorum da, onlar da iki günde falan bitiyor. Peynirler için bir iki tabak yetiyor. 8-10 zeytini cam bir kasede tutuyorum. Reçel de cam kasede. Benzer şeyler de bu şekilde duruyor. Özellikle peyniri kutusundan çıkarmayı sevmiyorum, suyunun içinde durması daha iyi geliyor.
0
aychovsky
(15.01.15)
Ben de kendi kutularında ya da cam kavanozda tutuyorum, gunluk cikariyorum. Hepsi ayni tabagin icinde olan servislerden kullanıyorum ama yiyeceğimiz kadar cikarttigim icin artmiyor, koku da olmuyor. Sadece daha hos duruyor bana gore. Zaten haftanin 2 günü uzun kahvaltilar yapiyoruz sadece.
0
fraise
(15.01.15)
kahvaltılıkların her biri için farklı saklama koşulları gerekiyor. hepsi kendi koşulunda duruyor. örneğin reçeller ve bal buzdolabı dışında gibi. kahvaltı zamanı servis tabaklarına kişi sayısına göre çıkartıyoruz. artan olursa; kapaklı cam kutulara konuyor. peynirlerin şekli bozulup kırıldıysa, omletin veya gözlemenin içine gidiyor. salam vs. de aynı şekilde. zaten sofrada bir süre durduğu için, kuruyorlar. bal ve reçellerin içinde kırıntı vs. olmasın diye herkesin tabağının içine aldığı minik kaplar var, onları kullanıyoruz.
0
oinone pe
(15.01.15)
Her bir kahvaltılık ayrı kabında durur (saklama kabı). Sofra takımına uygun tabaklara çıkartırız. Peynir vs. biter zaten, servis tabağında temiz olarak artan varsa üstüne streç yapılıp kaldırılır.
0
warrior princess
(15.01.15)
benim hep şunlarda durur büyüklü küçüklü çok çeşitli
www.google.com.tr


max. 3-4 kahvaltı çıkaracak kadar dolduruyorum içlerini. bitince kabı değiştiririm yenisini temiz kaba tekrar hazırlarım. zaten kahvaltıda çıkarıyorum ama herkes tabağına alıyor yiyeceği kadar, ellenmemiş oluyor yani.

çoklu olanları çok kullanışsız malesef, özenip zamanında almıştım porselen bambu çeşit çeşit ama duruyor öylece.
0
yue
(15.01.15)
Alti cam üstü plastik kapak kubik kaseler var, her biri ayrı ayrı.
0
Lim5
(15.01.15)
(4)

Çalışamıyorum?

okuyamıyom ben ya
Final haftam bitene kadar hergün bir soru sormıycam merak etmeyin. Ama cidden bıktım yahu. Dün de zaten baya darlanmıştım ona rağmen zorladım çalıştım gittim sınavda süre yetmediği için çalıştığım konuyu yapamadım. Bir gün önce de aynısı başıma geldi. Neyse dedim önemli olan not değil benim öğrenmem
Final haftam bitene kadar hergün bir soru sormıycam merak etmeyin. Ama cidden bıktım yahu. Dün de zaten baya darlanmıştım ona rağmen zorladım çalıştım gittim sınavda süre yetmediği için çalıştığım konuyu yapamadım. Bir gün önce de aynısı başıma geldi. Neyse dedim önemli olan not değil benim öğrenmem. Ama şu anda zerre ders çalışasım yok.
Geçen sene ceza genelim aayken bu sene özelin vizesinden 30 aldım. Koşullu geçme şansım var bi. Onun için de sanırım 70 falan almalıyım.
Tam 10 saattir odada çalışmadan dolaşıyorum ve bir şeyler yiyorum. Ne yapayım da çalışayım ya? Bildiğin dokunsalar ağlayacakmışım gibi hissediyorum. Tüm öğrenciler böyle mi cidden? Bölümü mü bıraksam napsam be.
0
okuyamıyom ben ya
(14.01.15)
Ceza derslerini de hiç sevmezdim he. Hiç çalışamazdım ben de.

Biz böyle olunca arkadaşlarla çalışırdık. Toplanıp bir yerde çalışabilirsiniz. Biri anlatır dinlersiniz ya da sen anlatırsın onlar dinler. Ben bir de babama anlatırdım, sağolsun beni az dinlemedi fdksksks

Çok darlandıysan ve geçmeye ihtiyacın varsa büte Bırakabilirsin, ucunda ölüm yok.
0
dogyman
(14.01.15)
@dogyman: ilk defa bir sınav haftası tekim. normalde arkadaşlarımda kalırdım ve birbirimizi itelerdik. sınavım da yarın sabah 10da. sınavlara genelde son gece çalışan biri olarak hep ben çalıştığım kadar çalışıyim geçemezsem de olsun diyip çalışırdım bi gayret. ama şimdi o bi gayret yok.
üzüldüğüm nokta da şu ki: cezayı çok seviyorum. ama anlamıyorum işte sanırım afaklsf
0
🌸okuyamıyom ben ya
(14.01.15)
Yaz. Okuyup anladıklarını yaz. Kopya hazırlasan ne yazardın onları yaz. Aklında kalacak yaza yaza.
0
amelie poulain
(14.01.15)
doktora başvurularıyla uğraşıyorum.
demin lisans transkriptime bakıyordum. ne fenalıklar geçirdim, ne sıçtın mavileri gördüm. halbuki şimdi olsa sular seller gibi yaparım o sınavları be.

bütün öğrenciler öyle. ama sonradan anlıyorsun ki hiçbiri abarttığımız kadar zor değil o derslerin. bugünlerin kıymetini bil ve otur çalış şimdi ^^
0
lily briscoe
(14.01.15)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.